art ile cümle
art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık komik gelmiyor.It's not funny anymore.
Karaciğer artık çalışmıyor.The liver is no longer functioning.
Tom'a artık burada olmasına izin verilmeyeceğini söyledim.I told Tom he was no longer allowed to be here.
Üniversite artık Almanya'da ücretsizdir.College is now free in Germany.
Yeter! Artık ölmelisin.Enough! Now you must die.
O kadar çok sarhoşum ki artık yüzümü hissedemiyorum.I'm so drunk that I can't feel my face anymore.
Artık yüzümü hissedemeyecek kadar çok sarhoşum.I'm so drunk that I can't feel my face anymore.
Yeter artık, kesin bu kavgayı!Enough, stop this fight!
Zenginleştikçe, kendilerine güvenleri arttı.The richer they got, the more confident they became.
Birçok genç insan artık radyo dinlemiyor.Many young people don't listen to radio anymore.
Masada bir tabak artık yemek vardı.There was a plate of uneaten food on the table.
Anahtarımızı nereye koyduğumuzu artık hatırlamıyoruz.We don't remember anymore where we placed our key.
Sen performansını artırabilirsin.You can improve your performance.
Estetik kliniklerini ziyaret eden insanların sayısı bu son yıllarda artmaktadır.The number of people who visit aestethic clinics have been on the rise these last years.
Eksi ve eksi artıdır.Minus and minus is plus.
Bu artık o kadar önemli görünmüyor.That doesn't seem quite so important anymore.
Kosova artık bağımsız bir ülkedir.Kosovo is now an independent country.
Artık uğramıyor. Belki farklı bir şehre taşındı.Tom doesn't come around anymore. Maybe he's moved to a different city.
Senin tavsiyeni almak istiyordum ama artık çok geç.I wanted to get your advice, but it's too late now.
Artık eve gitmek istiyorum ama bu raporu bitirinceye kadar burada kalmak zorundayım.I'd like to go home now, but I have to stay here until I finish this report.
İnsanlar artık daha iyi yaşıyorlar.Humans live better now.
Artan bir şekilde yardımına ihtiyacım var.I increasingly need your help.
Artık duymak istemiyorum.I don't want to hear any more.
Artık Fransızca okumayacağım.I'm not going to study French anymore.
Tom artık zar zor yürüyebilir.Tom is barely able to walk anymore.
Bu sorunu artık görmezden gelebileceğini sanmıyorum.I don't think you can ignore this problem anymore.
Soyadım artık Jackson değil.My last name isn't Jackson anymore.
Tom artık Boston'da yaşamamaya karar verdi.Tom has decided not to live in Boston anymore.
Tom artık eski giysilerine sığamıyor.Tom can't fit into his old clothes anymore.
Artık bunu yapabilip yapamayacağımı bilmiyorum.I don't know if I can do this anymore.
Bunu yapmak istediğimden artık o kadar emin değilim.I'm not so sure I want to do this anymore.
Artık bunu yapmanı istemiyorum.I don't want you to do that anymore.
Bunu artık yapmayacağıma kendime söz verdim.I promised myself I wouldn't do that anymore.
Bunu artık yapmamanı öneriyorum.I recommend that you don't do that anymore.
Bu oyunu sevmiyorum ve artık oynamak istemiyorum.I don't like this game and I don't want to play it anymore.
Artık Tom'un seni görmesini istemiyoruz.We don't want Tom to see you anymore.
Artık sizinle çalışmayacağım.I'm not going to be working with you anymore.
Artık seninle kavga etmeyeceğim.I'm not going to fight with you anymore.
Artık sana yardım etmeme ihtiyacın olacağını sanmıyorum.I don't think you're going to need me to help you anymore.
Artık seni ziyaret edemeyeceğim.I won't be able to visit you anymore.
Tom artık Mary'yi görmemeye karar verdi.Tom has decided not to see Mary anymore.
Artık burada kalmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we have to stay here any longer.
Artık Tom'u beklemeyeceğim.I'm not going to wait for Tom any longer.
Artık bunu izleyemiyorum.I can't watch this any longer.
Artık beklemeyeceğim.I'm not going to wait any longer.
Tom artık esir tutuluyor.Tom is now being held prisoner.
Belki artık eve gitmemiz gerekiyor.Maybe we should go home now.
Sanırım o artık bitti.I think it's over now.
Artık, o, o kadar kötü değil, değil mi?Now, that wasn't so bad, was it?
Tayfunun gücü artıyor.The typhoon is increasing in strength.
Bu gürültüye daha fazla dayanamıyorum artık.I can't stand this noise anymore.
Mary, Tom'a artık onu görmek istemediğini söyledi.Mary told Tom she didn't want to see him anymore.
Biz artık genç değiliz.We are no longer young.
Artık ne isterlerse yapsınlar.From now on, they can do whatever they like.
Artık ne isterlerse yapabilirler.From now on, they can do whatever they like.
Artık başlayalım.Now let's get started.
Artık dışarısı karanlık.It's now dark outside.
Ben artık öğretmenlik yapmıyorum.I'm not teaching anymore.
Artık işe başlayalım.Now let's get to work.
Artık buna alışkınım.Now I'm used to it.