art ile cümle

art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık her şeyi biliyorum.I know everything now.
Artık onu biliyorum.I know that now.
Artık asla flört etmem.I never go out anymore.
Artık Tom'la hiç karşılaşmıyorum.I never meet Tom anymore.
Artık asla Fransızca konuşmuyorum.I never speak French anymore.
Bunu artık asla kullanmam.I never use this anymore.
Artık söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum.I no longer believe anything you say.
Artık buna inanmıyorum.I no longer believe it.
Artık Boston'da yaşamıyorum.I no longer live in Boston.
Artık Fransızca çalışmıyorum.I no longer study French.
Artık Boston'u ziyaret etmek istemiyorum.I no longer want to visit Boston.
Artık kimseyi incitmek istemiyorum.I no longer want to hurt anyone.
Artık burada çalışmıyorum.I no longer work here.
Artık Boston'da yaşamak istemiyorum.I no longer want to live in Boston.
Gerçekten artık onu alamam.I really can't take it anymore.
Onun hakkında artık düşünme.Don't think about that anymore.
Artık koltuk değneklerine ihtiyacım yok.I don't need crutches anymore.
Artık gerçekten çok fazla önemli değil.It doesn't really matter much anymore.
O artık mantıklı değil.It just doesn't make sense anymore.
Sanırım fırında biraz artık pizzam var.I think I have some leftover pizza in the fridge.
Artık kendimi gülmekten alamıyorum.I can't keep myself from laughing anymore.
Artık kahkahamı tutamıyorum.I can't hold back my laughter any longer.
Sıcaklık arttığından beri, ceketim bir yük oldu.Since the temperature has warmed, my coat has become an encumbrance.
Tom Mary'yi artık görmedi.Tom didn't see Mary anymore.
Tom artık çalışmıyor.Tom doesn't work anymore.
Artık okula gitmiyor.He doesn't go to school anymore.
Artık okula gitmek istemiyor.He doesn't want to go to school anymore.
Eğer onu yaparsan artık arkadaş olmayacağız.If you do that, we'll no longer be friends.
O artık masum değil.She is not innocent anymore.
Sanırım artık gitmelisin.I think you should go now.
Video oyunları ile birlikte çocuklar artık masa üstü oyunları oynamıyorlar.With videogames, children no longer play board games.
Filipinler'de artık hemen hemen hiç kimse İspanyolca konuşmuyor.In the Philippines, almost no one speaks Spanish anymore.
Artık aynı şey değil.It's not the same anymore.
Ortağımın yasal haklarını satın aldım ve artık şirket benim.I bought out my partner and now the company is mine.
Ateş artık güzelce yanıyor.The fire's blazing nicely now.
Biz artık birlikte değiliz.We're not together anymore.
Dilersen artık gidebilirsin.You can go now if you wish.
Artık yıllar dışında şubat sadece 28 gün çeker.Except for leap years, February has only 28 days.
Sen bir çocukken o doğru olabilir ama artık doğru değil.That may have been true when you were a kid, but it's not true anymore.
Yaşamanın maliyeti artıyor.The cost of living is rising.
Mary bana artık kocasını sevmediğini söyledi.Mary told me that she didn't love her husband anymore.
Artık kimse ona güvenmiyor.No one trusts him anymore.
Ona artık güvenemem.I can't trust him anymore.
Doktor Tom'un artık tehlikeyi atlattığını söylüyor.The doctor says Tom is out of danger now.
Artık ihtiyacın olan kesin olarak budur.That's precisely what you need now.
O gürültüye artık dayanamıyorum.I cannot stand that noise anymore.
Bu kitap artık Fransızca'ya tercüme edildi.This book has now been translated into French.
Ben Tom'a artık onun onu görmek istemediğini Mary'ye söylemesi gerektiğini söyledim.I told Tom he should tell Mary he didn't want to see her anymore.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını söylediğini düşündüm.I thought you said Tom didn't live in Boston anymore.
Tom artık Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Boston anymore.
Artık Boston'da yaşamıyorsun, değil mi?You're not living in Boston anymore, are you?
Artık onun hakkında endişelenmenize gerek olmayacak.You won't need to worry about that anymore.
Artık sorulara cevap vermeyeceğim.I'm not going to answer any more questions.
Artık Tom'la sorunun olmayacak.You won't have any more trouble with Tom.
Artık Tom'la hiç sorun yaşamayacaksın.You won't have any trouble with Tom now.
Artık mahcup olmayacağım.I'm not going to be embarrassed anymore.
Artık Tom hakkında endişelenmeyi planlamıyorum.I don't plan to worry about Tom anymore.
Artık burada çalışmak zorunda olmayacaksın.You won't have to work here any longer.
Artık okula gitmek zorunda değilsin.You don't have to go to school anymore.
Artık bana patronluk taslamana izin vermeyeceğim.I won't let you boss me around anymore.

İlgili Sayfalar