Onlardan ikisi dövüşürken her zaman araya girmek istemiyorum.I don't want to butt in all the time when the two of them are fighting.
Tom araya girmemeliydi.Tom shouldn't have gotten in the way.
Hükümet Yahudiler'in ibadetleri konusunda araya girmemektedir.Jews were forbidden from participating in government bids.
Daha güçlü renminbi'nin, Pekin araya girmeden, yapabileceği gibi."Just as a stronger renminbi would do if Beijing were not intervening to begin with.
Araya girmeme izin verinVas-y que je m'incruste
Araya girme!Do not interfere.
Araya girme, parazit ve sahteciliğin tanınması ve raporlanmasındaki gecikmeyi azaltın.Reduce latency in recognition and reporting of interference, jamming, and spoofing.
Araya girmeliyim.Il faut intervenir.
Hükümet Yahudiler'in ibadetleri konusunda araya girmemektedir.איסור על יהודים להשתתף במכרזי הממשלה.
Hükümet Yahudiler'in ibadetleri konusunda araya girmemektedir.Odustanite od poslovanja sa Židovima čim prije.
Araya girme!Att inte ingripa.
Araya girme!Jangan diganggu.
Araya girmek istemem asla.Je ne veux surtout pas me mettre en travers.
Araya girmek istemem asla.Nunca quisiera estar en el medio de Uds. No me...
Araya girmek istemem asla.Nu vreau să intervin.
Araya girmek istemem asla.Sosem akarnék az utatokba állni.
Araya girme!간섭하지 말고.
Araya girmeme izin verinBill Gates đấu với Để tôi tự bắt đầu
Araya girmeme izin verin- CONTRA.
Araya girmeme izin verinDeixe eu começar Eu tenho coisas para inventar
Araya girmeme izin verin İcat edilecek şeyler varFammi entrare direttamente in gara ho delle cose da inventare!
Araya girmeme izin verin İcat edilecek şeyler varLad mig lige bryde ind jeg har ting at opfinde
Araya girmeme izin verinIch misch mich gleich mal ein
Araya girmeme izin verinLaisse moi juste t'interrompre
Araya girmeme izin verinPozwól mi się wtrącić
Araya girme!Ne avatkozzunk bele.
Araya girme!Nezasahovat.
Araya girme!Nicht dazwischenfunken.
Araya girme!Niet tussenbeide te komen.
Araya girme!Nie wtrącać się.
Araya girme!N'intervenez pas.
Araya girme!No interferir.
Araya girme!Nu interveni.
Araya girme!Senza interferire.
Araya girme!Μην επεμβαίνεις.
Araya girme!Не вмешиваться.
Araya girme!Не се месете.
Araya girme!אל תתערב.
Araya girme!فلا تقاطع
Araya girme!しかし どうやってそうしているのでしょう?
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.En Finlandia se considera de mala educación interrumpir a los demás mientras están hablando.
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.I Finland är det oartigt att avbryta andra när de talar.
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.Il est malpoli de couper la parole à quelqu’un en Finlande.
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.В Финляндии считается невежливым перебивать человека, когда он говорит.
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.في فنلندا تعتبر مقاطعة حديث الآخرين أثناء حديثهم من عدم الاحترام.
Biri konuşurken araya girmek Finlandiya’da kaba bir davranıştır.插话也是不礼貌的行为。芬兰人通常等到对方讲完以后才发言。
Bu beni üzmez. Araya girmek istemem asla. Beraber olmanız beni üzmez.Não ficava chateada com isso, nunca ia intrometer-me entre os dois... ... não ficava nada incomodada.
Bu beni üzmez. Araya girmek istemem asla.Ik zou er niet door van streek raken.
Bu beni üzmez. Araya girmek istemem asla.لن أنزعج بهذا الخصوص لن أرغب أن أقف في الطريق
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.A minha companheira do "Tea Party" e eu estabelecemos estas: Não persuadir, defender nem interromper.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.A Tea Párti ebédtársammal ezeket határoztuk meg: Nincs győzködés, védekezés, vagy félbeszakítás.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.저의 티파티 점심 친구와 저는 다음과 같은 것을 생각해냈어요. 설득하지 말기, 변호하지 말기,
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.Mijn Tea Party tafelgenoot en ik kwamen met deze afspraken: Niet overtuigen, verdedigen of onderbreken.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.Noi două am stabilit următoarele reguli: Nu încerca să convingi, nu apăra și nu întrerupe.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.Saya dan teman makan siang saya menyetujui hal ini: Tidak mendesak, mempertahankan, atau menyela.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.Se svou obědovou známou z Tea Party jsme přišly s těmito: Nepřesvědčuj, neobraňuj, nepřerušuj.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.Дамата от чаеното парти и аз, се съгласихме за следното: Да не убеждаваме, защитаваме или прекъсваме.
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.שותפתי לצהריים, חברת מסיבת התה, ואני קבענו את הכללים הבאים: אל תשכנעי, תתגונני
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.انا وزميلتي .. اتفقنا على هذه القواعد .. لا تحث ( تقنع - تفرض ) ... لا تدافع
Çay Parti'li öğle yemeği arkadaşım ve benim kurallarımız şunlardı: ikna etme, koruma ve araya girme.以下のようルールを設けました 説得 擁護 中断の禁止