arada ile cümle

arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Biz bu arada birkaç nehir geçtik.We crossed several rivers on the way.
Bu arada onun sarhoş olduğunu fark ettim.I noticed, among other things, that he was drunk.
Bu arada, bu öğleden sonra boş musun?By the way, are you free this afternoon?
Bu arada, o nerede oturuyor?By the way, where does he live?
Bu arada, Mary'nin işinden ayrıldığını duydun mu?By the way, did you hear that Mary quit her job?
Bu arada, bu akşam boş musun?By the way, are you free tonight?
Bu arada, yedek pillerin var mı?By the way, do you have any spare batteries?
Bu arada, kaç taneniz günlük tutuyor?By the way, how many of you are keeping a diary?
Bu arada, kaçınız bir günlük tutuyor?By the way, how many of you are keeping a diary?
bu arada, son zamanlarda onu gördün mü?By the way, have you seen him lately?
Bu arada, son zamanlarda ondan haber aldın mı?By the way, have you heard from him lately?
Bu arada, keman çalar mısın?By the way, do you play the violin?
Bu arada, nerede yaşıyorsun?By the way, where do you live?
Bu arada, adresiniz nedir?By the way, what is your address?
Bu arada, sana ödünç verdiğim paraya ne oldu?By the way, what happened to the money I lent you?
Bu arada, kaç çocuk gidiyor?By the way, how many kids are going?
Bu arada, kaç tane çocuk gidiyor?By the way, how many kids are going?
Bu arada, ne zaman oraya gideceksin?By the way, what time will you go there?
bu arada, kaç yaşındasınız?By the way, how old are you?
Bu arada sana söyleyecek bir şeyim var.By the way, I have something to tell you.
Bu arada ödevini yaptın mı?By the way, have you done your homework?
Ne yapıyorsun bu arada?By the way, what do you do?
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
Bu arada, bu çevrede iyi bir restoran biliyor musun?By the way, do you know a good restaurant around here?
Bu arada, o ağlamaya başladı.In the meantime, she began to cry.
Bu arada, o uyumaya gitti.In the meantime, he went to sleep.
Arada bir birlikte sinemaya gideriz.We go to the movies together once in a while.
Arada bir balık tutmaya gideriz.We go fishing once in a while.
Arada sırada seni görüyorum.I see you every now and then.
Arada bir onu ziyaret ettim.I visited him once in a while.
Arada bir ondan bir çağrı alırım.I get a call from her once in a while.
Arada bir üzgün hissederim.I feel sad every now and then.
Arada bir her şey yanlış gider.Once in a while everything goes wrong.
Arada bir golf oynarım.I play golf every so often.
O, arada bir tenis oynar.Now and then she plays tennis.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Go out and have a good time once in a while instead of just studying all the time.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
Herkes arada bir hatalar yapar.Everybody makes mistakes once in a while.
Onu arada bir görürüm.I see him once in a while.
O iki saat içinde dönecek. Bu arada akşam yemeği hazırlayalım.He'll be back in two hours. In the meantime, let's prepare dinner.
Fransızcayı arada hatalar yapmadan konuşamıyor.He cannot speak French without making a few mistakes.
O, arada balığa gitti.He went fishing in between.
O, arada sırada oraya gider.He goes there now and again.
O, arada bir bana yazar.He writes to me once in a while.
Arada bir beni görmeye gelir.He comes to see me once in a while.
Arada bir bizi ziyaret etmeye gelir.He comes to visit us every now and then.
O arada bir saldırganlaşır.He gets tough at times.
Arada bir birlikte sinemaya giderler.They go to the movies together once in a while.
Arada bir ondan haber alıyorum.I hear from her once in a while.
Arada sırada oğluna yazar.She writes to her son every now and then.
bu arada, ingilizcem kesinlikle ümit vaadetmiyorBy the way, my English is absolutely hopeless.
Arada bir şemsiyesini trende bırakır.Once in a while, he leaves his umbrella in the train.
Babam ve ben arada bir balık tutmaya gideriz.My father and I go fishing once in a while.
İki arada bir derede.Between a rock and a hard place.
Evet, bu arada bir olur.Yes, it happens once in a while.
Toplantı, kısa bir aradan sonra iki saat içinde tekrar toplanacak.The meeting will reconvene in two hours after a brief recess.
Kahveyi çok fazla sevmem ama arada bir bir fincan almaya eğilimliyim.I don't like coffee too much, but I tend to have a cup once in a while.
Tom'un babası arada bir eve gelir ama asla uzun süre takılmaz.Tom's father comes home once in a while, but he never sticks around for long.
Arada sırada artık yaşamayan annemi düşünüyorum.From time to time, I think about my mother who is no longer living.
Biraz zaman alacak ama sanırım aradaki anlaşmazlığı giderebiliriz.It'll take some time, but I think we can patch things up.

İlgili Sayfalar