Araba kullanırken diğer arabalara dikkat etmelisin.You have to look out for other cars when you drive.
Bu yol arabalara kapalıdır.This road is closed to cars.
Caddeyi geçerken arabalara dikkat etmelisin.You should look out for cars when you cross the street.
Caddenin kesiştiği yerdeki arabalara dikkat et.Look out for cars in crossing the street.
Caddeyi geçerken arabalara dikkat et.When you cross the street, watch out for cars.
Yoldan karşıya geçerken arabalara dikkat et.Look out for cars when you cross the road.
İthal arabalara güçlü bir talep vardır.Imported cars are in strong demand.
Erkekler, kızların hızlı arabalara sahip olan adamları sevdiğine inanırdı.The boys believed that girls liked guys who owned fast cars.
Sami pahalı arabalara sahipti.Sami had expensive cars.
Sonunda Peter ve Chris aralarını düzeltir ve golf topları ile arabalara zarar verir.At the end, Peter and Chris make up, and vandalize cars with golf balls.
Yürüyerek ya da arabalara getirildiler ve çoğu zaman uzaktaki hastalar için alınıp götürüldü.They came on foot or were brought in carts, and often he was fetched to patients at a distance.
Müfettişler Ford Granada ve Mercury Monarch model arabalara odaklı araştırmalar yaptılar.Investigators focused their efforts on finding a 1980s Mercury Monarch or Ford Granada car.
Oyunda hem spor arabalara hem de sokakta görebileceğimiz normal arabalara yer verilmiştir.The spectacle was matched with stadium performances as well as sports car displays on the streets.
Arabalara, araçlara ihtiyacınız var.And, how about intellectual property?
Arabalara binmezsin, konuşmazsın, Bu şeyleri yapmak zorunda kalacaksın."You don't ride in cars, you don't talk -- you're going to have to do those things."
Arabalara takla attırmak da teknolojiyi kullandığmız yerlerden biri.Rolling a car over is another area where we use technology.
Benzinli arabalara yüzde 180 vergi koydular ve sıfır emisyonlu arabalara sıfır vergi.They put 180 percent tax on gasoline cars and zero tax on zero-emission cars.
Şimdi koltuktayız, camdan dışarıdan geçen arabalara bakıyoruz.We're now on the couch, looking out through the window at cars passing by.
Yugo'nun niteliği, aynı fiyat aralığında yer alan diğer arabalara kıyasla düşüktü.The Yugo's quality was poor compared to other cars in the same price bracket.
BIA çalışanı, "Belgrad'da pek çok kişi bizimkilerden daha iyi arabalara biniyor," dedi."Many people in Belgrade drive much better cars than we do," said the man from BIA.
Karakter, arabalara olan yakınlığını yaratıcısı yazar Clive Cussler ile paylaşıyor.The character shares his affinity for cars with his creator, the author Clive Cussler.
Bunun yanı sıra arabalara ilgisi sürüyordu.Hierbei war er auch auf Fahrzeugen montiert.
Arabalara ve modaya ilgi duyar.Avec exposition des voitures et mode de l'époque.
Caddeden geçerken arabalara dikkat et.Cuidado con los coches cuando cruces la calle.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Vennero costruite locomotive a vapore anche per l'esportazione, fino in Brasile.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Багасса сахарного тростника используется в Бразилии в качестве топлива на электростанциях.
Sonunda Peter ve Chris aralarını düzeltir ve golf topları ile arabalara zarar verir.No fim, Peter e Chris se reconciliam e acertam as bolas de golfe em direções erradas.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Ele pode ser usado como uma alternativa de biocombustível à gasolina e é amplamente usado em carros no Brasil.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.Methanol wordt enkel in Brazilië toegepast als motorbrandstof.
Caddeden geçerken arabalara dikkat et.Pas op voor auto's als je de straat oversteekt.
Osmanlılar zamanında arabalara genellikle kupa adı verilirdi.W XIX w. koczami nazywano niekiedy powozy.
Brabham çocukluktan beri arabalara meraklıydı.Cirkustemat låg Browning varmt om hjärtat sedan barndomen.
Bunun yanı sıra arabalara ilgisi sürüyordu.У цей період він і зацікавився автомобілями.
Arabalara ve modaya ilgi duyar.Az automobil és egyéb elbeszélések.
Osmanlılar zamanında arabalara genellikle kupa adı verilirdi.Vitsit viittasivat yleensä linja-autojen ikään.
Sonunda Peter ve Chris aralarını düzeltir ve golf topları ile arabalara zarar verir.Chris ja Robert kiistelevät, kumpi sukeltaa sammuttamaan koneet.
Bunun yanı sıra arabalara ilgisi sürüyordu.Ασχολήθηκε επίσης και με τις εισαγωγές αυτοκινήτων.
1961 Formula 1 sezonu itibarıyla, tüm yarışmacılar motoru ortada arabalara geçtiler.Đến năm 1961, tất cả những tay đua thi đấu đã chuyển sang các loại xe hơi động cơ tầm trung.
Şeker kamışından çıkartılan etanol, Brezilya'da arabalara yakıt olarak kullanılmaktadır.에탄올 — 사탕수수로 생산하며 브라질에서는 자동차 연료로 사용되고 미국에서는 연료 첨가제로 사용된다.
Oyunda hem spor arabalara hem de sokakta görebileceğimiz normal arabalara yer verilmiştir.Varžomasi sporto stadionų takeliuose ir įprastuose keliuose.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.De soha nem jutott eszembe, hogy az autók és teherautók szeretete keresztezni fogja egymást a természettel.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.그러나 차와 트럭에 대한 저의 사랑이 자연과 마찰을 일으키리라고는 정말로 생각해보지 못했습니다.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.Ma non avevo mai pensato che il mio amore per auto e camion potesse entrare in conflitto con la natura.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.Nigdy jednak nie pomyślałem, że moja miłość do samochodów i ciężarówek może się kłócić z naturą.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.Pero nunca se me ocurrió que mi pasión por los autos y camiones pudiese entrar en conflicto con la naturaleza.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.Tapi tidak pernah saya sadari bahwa cinta saya terhadap mobil dan truk akan bertentangan dengan alam.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.Но никога не ми е хрумвало дори, че любовта ми към коли и камиони някога ще бъде в конфликт с природата.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.אבל אף פעם לא באמת הבנתי שהאהבה שלי למכוניות וטנדרים תגרום לי אי פעם לקופנליקט עם הטבע.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.ولم يدر بخلدي ان عشقي للسيارات والشاحنات سوف يصطدم بعشي للطبيعة.
Ama arabalara ve kamyonlara olan sevgimin doğa ile çatışma yaratacağı hiç aklıma gelmedi.自然と相容れない可能性があることに 気がつかなかったんです 大学に行くまで
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.하지만 요즘의 기본 소형차와 비교할 때 8%가 작지만 실내공간은 21%가 더 넓습니다.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Aber gegen aktuelle Einstiegsmodelle, zu denen er 8% im Vergleich kürzer ist, bietet er 21% mehr Innenraum.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Avšak dnešní auta nižší třídy jsou sice o osm procent delší, Nano však je o 21 procent prostornější.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Hiện tại chiếc xe đang được đưa vào sử dụng so với nó là kém 8% không gian bên trong rộng hơn những 21%.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.In vergelijking met andere instapmodellen is hij dan wel 8% korter maar heeft hij 21% meer binnenruimte.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Rispetto alle attuali utilitarie questa Nano è l' 8% più piccola, ma ha il 21% di spazio interno in più.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Tapi dibandingkan mobil kelas bawah panjang yang 8 persen lebih pendek itu memberikan 21 persen ruang lebih.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.Но макар да е с 8% по-къса, тя има 21% повече вътрешно пространство.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.אבל הרכבים הבסיסיים לעומת זאת שהם שמונה אחוז פחות, יש בהם עשרים ואחד אחוז יותר מקום בפנים.
Ama piyasada bulunan normal ekonomik arabalara göre 8% kısa olmasına rağmen, iç hacmi 21% daha geniş.一般的な車より8%短いのですが 車内スペースは21%広くなっています ここから