Bütün ödevlerimi yaptım ve kısa bir ara vermek istiyorum.I have done all of my homework and I'd like to take a short break.
Ara vermek istiyorum.I want to take a break.
Ara vermekteyim.I'm taking a break.
Görüşmeye ara vermek istemedim.I didn't want to interrupt the discussion.
Ara vermek için vaktim yok.I don't have time to take a break.
Gerçekten biraz ara vermek istiyorum.I'd really like to take some time off.
Biraz ara vermek ister misin?Do you want to take some time off?
Biraz ara vermek seni iyi yapacak.It'll do you good to take some time off.
Tom saat kaçta ara vermek istediğini söyledi?What time did Tom say he wanted to take a break?
Bayan basketbol takımı 2005 yılında faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldı.Regional Basketball League started their activity in 2005.
Bu yüzden grup çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.Thus, he had to discontinue his studies.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Victory University to close due to financial difficulties.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.He gave up his teaching position because of illness.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.In November 2013, Amore suffered a broken leg while training.
Bilemiyorum ama Bay Yengeç... ...oraya gidip çalışmaya ara vermek istemiyorum.Wouldn't I have to miss work if I went to see--
8:30'da görevlerine ara vermek zorundaydılar.They had to suspend functions at 8:30.
Ben sana duyuyorum, ve hiçbir şey bunu ara vermek,I hear thou must, and nothing may prorogue it,
Ara vermek istiyorum - Biz evliyiz.I want to take a break. We're married!
Buna imkân bulamayan kimse, temaslarından önce, iki ay ara vermeksizin oruç tutmalıdır.He who is unable shall fast for two successive months before they touch one another.
Seçilen noktadan yola ara vermek için B tuşuna bas.Press B to break path at selected point.
Dürüst olmam gerekirse, bütün gün oyun oynama rutinime biraz ara vermek iyiydi." demiştir. [2]It was very easy. It was honestly a nice break from my normal routine of playing games all day.”[6]
Ortaya çıkan sonuç, çok iyi başlayan sezona görece sönük geçen bir bölüm ile ara vermek oldu.Die Folgezeit verging mit einer meist enttäuschenden Suche nach einer festen Stelle.
Üstün Akmen, 1961 yılından bu yana ara vermeksizin yazdı.Damit war die Partei so schwach wie seit 1961 nicht mehr.
Kısa bir ara vermek istiyorum.J'aimerais prendre une courte pause.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Elle est cependant contrainte de renoncer à ses études en raison d'une maladie aux yeux.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Sin embargo hubo de abandonar los estudios por necesidades económicas.
Ortaya çıkan sonuç, çok iyi başlayan sezona görece sönük geçen bir bölüm ile ara vermek oldu.Tiene un inicio brillante, en lo que parece ser una temporada a destacar individualmente.
Ara vermekteyim.Io sto facendo una pausa.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Per malattia dovette tuttavia rinunciare all'insegnamento.
Bu süre içinde ara vermeksizin eserlerini yazmaya devam ediyordu.Nel frattempo tentò di aiutare quei posti che era possibile difendere.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.В связи с болезнью учёбу оставила.
Aynı yıl hamile kalınca voleybola bir süre daha ara vermek zorunda kaldı.Vanwege de zwangerschap was Bowden een tijdje uit de running.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Hij moest echter zijn studies afbreken vanwege een ziekte.
Zehirli sıtma hastalığına yakalanınca çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.Toen hij een voedselvergiftiging opliep, moest hij echter stoppen.
Bayan basketbol takımı 2005 yılında faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldı.Het heren basketbalteam won de tweede divisie in 1995.
Bu yüzden grup çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.Niestety, został zmuszony do likwidacji tych pracowni.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.W listopadzie 2013, podczas jednego z treningów, Amore złamał nogę.
Birkaç yıl boyunca resme ara vermek zorunda kaldı.Szkice do obrazu opracowywał przez kilka lat.
Birkaç yıl boyunca resme ara vermek zorunda kaldı.Hon fick avstå från måleriet under många år.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Studierna där avbröts på grund av sjukdom.
Okula başladığı ilk sene de yine ara vermek zorunda kaldı.Musel by ale znovu do prvního ročníku.
Bu süre içinde ara vermeksizin eserlerini yazmaya devam ediyordu.Bár mindjárt akkor írtam volna meg szenvedésünk históriáját.
Bu yüzden grup çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.Hänellä oli opittavaa ryhmätyöskentelystä.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.Toukokuussa 2013, Rinne joutui menemään polvitähystykseen.
Bu süre içinde ara vermeksizin eserlerini yazmaya devam ediyordu.Σε αυτόν οφείλουμε τη διατήρηση έργων που αλλιώς θα είχαν χαθεί στο χρόνο.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.Το Δεκέμβριο του 2010, ο Γιάο Μινγκ διαγνώστηκε με κάταγμα στον αριστερό αστράγαλό του.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Forelesningene ble imidlertid innstilt på grunn av sykdom.
Eğitimine ekonomik zorluklardan dolayı ara vermek durumunda kaldı.Tetapi studinya harus dihentikan lagi karena kesulitan dana.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.後に病気のために退学。
Bu süre içinde ara vermeksizin eserlerini yazmaya devam ediyordu.特に、彼は当時の状態を維持しようとする人々に立ち向かった。
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.因病退學而辭任。
Birkaç yıl boyunca resme ara vermek zorunda kaldı.그는 그 이후 몇 년간 계속해서 그림을 그렸다.
Birkaç yıl boyunca resme ara vermek zorunda kaldı.לציור ניתנו במשך השנים כמה פרשנויות.
Üstün Akmen, 1961 yılından bu yana ara vermeksizin yazdı.הייתה זאת הוועידה הראשונה שהחמיץ מאז 1936.
Tek ihtiyaç duyduğum, bir süre ara vermek; böylece stresim sona erecek.אני, תשמעו, ידידיי, אני, אני הולך להפסיק עכשיו לדקה כי איבדתי את קולי.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Напуска училище поради заболяване.
Aşırı yorgunluk nedeniyle geçirdiği kriz sonucu bilimsel çalışmalarına ara vermek zorunda kalır.Zbog slabog vida, morao je napustiti dalji znanstveni rad.
Bayan basketbol takımı 2005 yılında faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldı.Za litavsku košarkašku reprezentaciju debitirao je 2005.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Pre chorobu sa však štúdií vzdal.
Hastalık nedeniyle öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.Dėl ligos mokslą nutraukė.