O, apartmanda yaşıyor.He lives in an apartment.
O apartmanda yaşıyor.He lives in an apartment.
O bir apartman dairesinde yaşar.He lives in an apartment.
Bir şey apaçık yanlış.Something's obviously wrong.
O apaçık, açıklamana gerek yok.That's obvious, you don't need to explain it.
Apaçık görünüyor.It seems obvious.
Apartman ucuz fakat sadece ortak banyoları var.The apartment is cheap, but it only has communal bathrooms.
Sanırım bu apaçık, değil mi?I think it's obvious, don't you?
Ağaçlar ve yeşillikler tarafından çevrili apartmanlarda daha az suç var.There is less crime in apartment buildings surrounded by trees and greenery.
Tom ayın sonuna kadar apartman dairesinden taşınmak zorunda.Tom has to move out of his apartment by the end of the month.
Tom apartman dairesini 2.30'da terk etti.Tom left his apartment at 2:30.
Tom apartmanının içine yürüdü.Tom walked into his apartment.
Tom apansız ortaya çıktı.Tom appeared out of nowhere.
Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Tom'un gözleri apaçık.Tom's eyes are wide open.
Onun beni sevdiği apaçık.It's very obvious that he likes me.
Bir apartman dairesinde oturuyorsun.You live in an apartment.
Tom bir apartman dairesinde yalnız yaşıyor.Tom lives alone in an apartment.
Tom kapıyı apaçık kırdı.Tom broke the door open.
Tom apartman dairemize nasıl girdiğini söyledi mi?Did Tom say how he got into our apartment?
Onlar bitişiğimize görüşümüzü berbat edecek bir apartman dairesi inşa ediyorlar.They are building an apartment building next door, which will ruin our view.
Birkaç yakınım bu apart oteli tavsiye ettiler.Several relatives have recommended this residential hotel.
Tom kritik bir durumda apar topar hastaneye kaldırıldı.Tom was rushed to the hospital in a critical condition.
Apartmandaki herkes bir mutfağı paylaşır.Everyone in the apartment block shares a kitchen.
Bizim apartmanın bodrum katında bir çamaşırhane var.There's a laundromat in the basement of our apartment building.
Belkide o apaçık değildi.Maybe it wasn't so obvious.
Eski kız arkadaşım az önce apansız beni aradı.My ex girlfriend's ex just called me out of the blue.
Bu apaçık bir hata.It's obviously a mistake.
Tom apartmanına geri döndü.Tom is back in his apartment.
Tom bir apartmanda yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in an apartment.
"Apaçık" matematikteki en tehlikeli sözcüktür."Obvious" is the most dangerous word in mathematics.
Tom Mary'nin üzerinde bir apartman dairesinde yaşıyor.Tom lives in the apartment above Mary.
Tom onun apartmanının dışına çıktı.Tom moved out of his apartment.
Tom benimle aynı apartman binasında yaşardı.Tom used to live in the same apartment building as me.
Tom şimdi yaşadığım aynı apartman dairesinde yaşardı.Tom used to live in the same apartment building as I do now.
Mary annesi ve iki genç erkek kardeşiyle bir apartman dairesinde yaşıyor.Mary lives in an apartment with her mother and two younger brothers.
Apandisini aldırmıştı.She had had her appendix removed.
Pekâlâ, o zaman Pushkin apartman için ödeyecek mi?Well, will Pushkin pay for the apartment then?
Altı katlı bir apartmanın en üst katında yaşıyorum.I live on the top floor of a six storey apartment block.
Tom hâlâ aynı apartmanda mı yaşıyor?Is Tom still living in the same apartment?
İşte benim apartmanın anahtarı.Here's the key to my apartment.
Apartmanda geri görüşürüz.See you back at the apartment.
Dan apartman dairesini Linda'ya verdi.Dan lent Linda his apartment.
Tom uzun bir süre yeni bir apartman dairesi bulmaya çalışıyor.Tom has been trying to find a new apartment for quite a while.
Bu yapacak apaçık bir şey gibi görünüyor.It seems like the obvious thing to do.
Tom Boston'da bir apartman almak istiyor.Tom wants to buy an apartment in Boston.
Yeni apartmanıma alışamıyorum.I can't get used to my new apartment.
Tom henüz apartmanından taşınmadı.Tom hasn't yet moved out of his apartment.
Benim apartmanımda köpeklere izin verilmez.Dogs aren't allowed in my apartment building.
Tom, apartmanı paylaştığım kişi, geçen ay taşındı.Tom, with whom I was sharing the apartment, moved out last month.
Birkaç yıl önce apartman aldık.We bought the apartment a few years ago.
Uzun zaman önce apartman aldık.We bought the apartment a long time ago.
Bu kadar uzun zaman önce apartman almadık.We didn't buy the apartment that long ago.
Çok uzun zaman önce apartman almadık.We didn't buy the apartment very long ago.
Bu apartmanın sahibi üçüncü katta oturuyor.The owner of this apartment building lives on the third floor.
O, yeni apartmana taşındı.She moved into the new apartment.
Yaşadığım apartman binasında evcil hayvanlara izin verilmez.Pets aren't allowed in the apartment building where I live.
Yaşadığım apartmanda hayvan beslemek yasak.Pets aren't allowed in the apartment building where I live.
Cevap çok apaçık görünüyor.The answer seems too obvious.
Bana sürekli bahsedip durduğu şu apartmanı gerçekten gidip görmek istiyorum.I'd so love to visit that apartment he always keeps telling me about.