Fakat çok geç olmadan anneme haber verdiler ve bu gerçekleşmedi.Na pomoč je prehitela njegova sestra, vendar je bilo zanj prepozno.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Vsi so bili zgroženi, edino njen stric je vedel, da tega ne bo storila.
Ayrıca Arka Sokaklar ve Annem dizisinde oynamış bir oyuncudur.Zraven sta bila še gonjač in pobirač, ki je igral na orglice.
Anneme derim ha!Prisės mama.
IMDb'de Ayşecik Canım Annem SinemaTürk'te Ayşecik Canım AnnemTėvas Mykolas – Iki pasimatymo, mama, TV serialas.
Ben annemin en son, yani üçüncü çocuğuyum.Jis buvo trečias vaikas ir vyriausias sūnus.
"Annen annemizdir!".Būki mums motina.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Šeimoje ji buvo vyriausia, nors prieš tai viena sesuo jau buvo mirusi.
Ben artık kazık kadar oldum ve annem için bir şey yapmam lazım dedim.Mirusieji šarvojami bendruomenės, laidojimo namuose.
Anneme de onu çok sevdiğimi söyleyin.Pasakyti, kad ji nuoširdžiai myli tik jį.
Lakin annemle olan akrabalık derecelerini ve isimlerini hatırlayamıyorum.Nėra atskirų terminų dėl motinos ar tėvo pusės senelių.
Mart 1920'de Annemarie Bertel ile evlendi, ve aynı yıl içinde Stuttgart'ta doçentliğini aldı.1968 metų sausio 20 d. vedė Sharon Tate ir tais pačiais metais išvyko į Holivudą.
Geçtiğimiz Pazar annem bana güzel bir elbise aldı.Praėjusį sekmadienį mano mama man nupirko gražią suknelę.
Annem patatesi çok iyi pişirdi.Mamos bulvės labai gerai pagamintos.
Annem hâlâ hayatta olsaydı, o zaman bana yardımcı olurdu.Jei tik mano mama būtų buvus vis dar gyva, tada būtų man padėjusi.
Annem sütün tadına baktı.Mano mama paragavo pieno.
Ben kahve severken, annem çay sever.Mano mama mėgsta arbatą, o aš kavą.
Annem kızgın olmalı.Mano mama turi būti pikta.
Annem zor işe alışık değildir.Mano mama nepripratus prie sunkaus darbo.
"Annen annemizdir!".Kuulake oma ema."
Sabah kalktım anneme: -Ben İstanbul'a gidiyorum.Sõidame perega Hispaaniasse. - Sõidame perega ülejärgmisel kuul Hispaaniasse.
Ben annemin en son, yani üçüncü çocuğuyum.Ta oli peres viies ja viimane laps.
Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum.Samasse erakonda kuulus ka tema isa, kuid mitte ema ja vanaisa.
Annem de beni sete götürmüş.Ta võttis oma ema Tysnesi kaasa.
Annem eve ulaşmıştır.Ema oli kodune.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.부모님께서 14살 때 사주신 화학 실험 세트로
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.À 14 ans mes parents m'ont offert un kit de chimiste.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı. Ben de su yapmaya karar verdim.Toen ik 14 was kochten mijn ouders een scheikundedoos voor me en ik besloot om water te maken.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı. Ben de su yapmaya karar verdim.Когда мне было 14 лет, родители купили мне набор юного химика, и я решил сделать воду.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Când aveam 14 ani părinţii mi-au cumpărat un set de chimie.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Kiedy miałem 14 lat, rodzice kupili mi "zestaw małego chemika".
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Năm tôi 14 tuổi bố mẹ mua cho tôi một bộ dụng cụ hóa học.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Quando avevo 14 anni i miei genitori mi comprarono un set da chimico.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Quando tinha 14 anos os meus pais compraram-me um conjunto de química.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.Waktu saya berumur 14 orang tua saya membelikan seperangkat alat kimia.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.כשהייתי בן 14, ההורים שלי קנו לי ערכת כימיה
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.عندما كنت في الرابعة عشر من عمري، اشترى لي والداي عدة أدوات للكيميائيين
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı.僕は水を作る事にしたんだ
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Cuando tenía unos 16 años, mi madre me llevó allí.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.제가 16살쯤 되었을 때, 저의 어머니는 그곳에 저를 데려갔죠.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Mama m-a dus acolo când aveam cam 16 ani.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Má matka mě tam vzala.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Mẹ tôi đã đưa tối đến đó.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Miałam około 16 lat, zabrała mnie tam matka.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Quand j'avais environ 16 ans, ma mère m'a amenée là bas.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Toen ik een jaar of 16 was, nam mijn moeder me er mee naartoe.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Когато навърших 16 години майка ми ме заведе там.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Тогда мне было 16 лет. Моя мама повезла меня туда.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.כשהייתי בערך בת 16, אימי לקחה אותי לשם.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.عندما كان عمري 16 عاماً، أخذتني أمي إلى هناك.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.地域奉仕を重視する母が
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.18살때, 엄마의 훌륭한 지도아래서 저는, 여러분 아마 예상하시겠지만
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.A 18 anni, sotto l'ottima tutela di mia madre, diventai quindi, come potete immaginare, femminista.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Tizennyolc éves koromra anyám remek gyámkodása nyomán tehát, ahogy sejthetik, dacos feminista lettem.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Στα 18 μου, υπό την εξαιρετική καθοδήγηση της μητέρας μου, ήμουνα, όπως θα φαντάζεστε, αψήφιστα φεμινίστρια.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.К 18 годам, находясь под маминой опекой, я была, как вы можете догадаться, ярой феминисткой.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.На 18 години, под отличното напътствие на майка ми, бях, както можете да си представите, непокорна феминистка.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.בגיל שמונה עשרה, תחת חסותה הנהדרת של אימי, הפכתי עד מהרה, כפי שאתם יכולים לצפות,
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.في سن الثامنة عشر و تحت الوصاية المتميزة من أمي, أصبحت و كما تتوقعون
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.素晴らしい母親の指導のもと、 ご想像通り、 完全にフェミニストになっていました