Bebek annesini arıyor.The baby is looking for its mother.
Kütüphanede senin annene rastladım.I ran into your mother in the library.
Senin annen o kadar şişmanki, Londra Köprüsü'nü çökertiyordu.Your mamma's so fat, she'd break London Bridge.
Bebek annesinin kollarında derin bir uykudaydı.The baby was in a deep sleep in his mother's arms.
Babanın ya da annenin kız kardeşi senin yengendir.The sister of your father or mother is your aunt.
Anne kızını uyandırıyor.The mother is waking up her daughter.
Anne, tuvalet kağıdı rulosu nerede?Mom, where is the toilet paper roll?
Babam Arjantinlilerin oğluydu ve annem Brezilyalıların kızıydı.My father was son of Argentines and my mother was daughter of Brazilians.
Annesi bize deli oldu.Her mother became mad at us.
Benim küçük kız kardeşim anneme benziyor.My little sister looks like my mum.
O bana bunu annesi için satın aldığını söyledi.She told me her mum bought it for her.
O, annesi gibidir.She's like her mum.
Anne, baba, ben met bağımlısıyım ve Büyük Jim'e yüz milyon dolar borçluyum.Mom, Dad, I'm addicted to meth and I owe Big Jim a hundred million dollars.
Anne ve babalar genellikle çok akıllıdırlar.Parents are usually very wise.
Annem geldiğinde, bana kitap satın almak için biraz para verecek.When my mother arrives, she will give me some money to buy the books.
Onu anneme göster!Show it to mom!
Annesi akşam yemeğine geç kaldığı için onu azarladı.Her mother scolded her for being late for supper.
Annen neden hep güneş gözlüğü takıyor?Why does your mother always wear sunglasses?
Annem mutfakta kremalı kurabiye yapıyor.Mom's in the kitchen making cream cookies.
Annem onların bir kız kardeşidir.My mother is a sister of theirs.
Yemeklerimi annem hazırlar.My mother cooks my meals for me.
Benim yemeklerimi annem hazırlar.My mother prepares my meals.
Annem benim için yemek pişirir.My mother cooks for me.
Benim yemekler annem tarafından hazırlanmaktadır.My meals are prepared by my mother.
Anne, anne, sen kalbimin kraliçesisin.Mother, mother, you are the queen of my heart.
Anne mutfakta yemek pişiriyor.Mother is cooking in the kitchen.
Annem mutfakta yemek pişiriyor.Mother is cooking in the kitchen.
Anne ve babalar suçludurlar!The parents are criminals!
Her ne hikaye anlatırsam, annem bana inanır.Whatever story I tell, my mom believes me.
Anneannem gündüzleri çocuklara bakıyor.My grandmother looks after the children during the daytime.
Benim annem iyi bir anne değildi.Mom wasn't a good mother.
Annem sabahları her zaman erken kalkar.My mother always gets up earlier in the morning.
Annem hastaneye sabah gider.My mother goes to the hospital in the morning.
Annem hep, yakında beni ziyaret edeceğini söyler.My mother always says she's going to visit me soon.
Ülkemizi annemizi sevdiğimiz gibi sevmeliyiz.We must love our country as we love our parents.
Annem, babamdan iki yaş küçük.My mom is two years younger than my dad.
Annem-babam görücü usulü evlilik yaptı.My parents had an arranged marriage.
Bana bir kaplumbağa al! Anne, lütfen bana bir kaplumbağa al!Please buy me a turtle, Mother, please buy me a turtle.
Büyük annem yaşlandı.My grandmother has become old.
Arkadaşım annesini kaybetti.Our friend lost her mum.
Bir anne için en acı şey, kendi çocuğunu gömmektir.The most painful thing for a mother is having to bury her own child.
Annesinin kaybı ona acı ve pişmanlık getirdi.The loss of her mother brought upon him pains and regrets.
Annem orada dışarıdadır.My mother is out there.
Anne! Bana tuvalet kağıdını uzatabilir misin?Mum! Can you pass me the toilet paper?
Küçük çocuk üvey annesinden şiddet gördü.The little child was subjected to violence from his stepmother.
Annem ve babam bana yaşlılara saygı göstermeyi öğretti.My parents taught me to respect my elders.
Anne sessiz ol Mie dedi."Be quiet Mie," said Mom.
Yani, babam annemden iki yaş büyüktür.That is, my dad is two years older than my mom.
Annem değişiklik olsun diye yürüyüşe çıkmamı tavsiye etti.My mom advised me to take a walk for a change.
O, babasının gözlerine ve annesinin burnuna sahip.She has her father's eyes and her mother's nose.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardım etti.Mary helped her mother to cook.
Annemi pastayı saklarken gördüm.I saw my mother hiding the cake.
Hazır hissettiğinizde anne babanıza beni tanıştırın.Introduce me to your parents when you feel ready.
Tom bir anneler günü tebrik kartını annesine göndermeyi neredeyse asla unutmaz.Tom almost never forgets to send his mother a Mother's Day greeting card.
Büyük annem TV izlemeyi sever.My grandmother loves watching TV.
Bana bir kaplumbağa al, anne, lütfen bana bir kaplumbağa al!Buy me a turtle, Mom, please buy me a turtle!
Anne, sen bir sömürücüsün!Mammy, you are an exploiter!
Annem her zaman özel hayatıma burnunu sokar.My mother always gets involved in my private life.
Annem Alice'in onu takip etmesi için işaret etti.My mother signaled for Alice to follow her.
Annem bana ihtiyaç duyduğum tüm sevgiyi verdi.My mother gave me all the love I needed.