anlayacağım ile cümle

anlayacağım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Ben işin aslını anlayacağım.I am going to ascertain the truth of the matter.
Sadece bana biraz zaman ver. Sorunun nasıl çözüleceğini anlayacağıma eminim.Just give me some time. I'm sure I can figure out how to solve the problem.
Hiçbir zaman anlayacağımı sanmıyorum.I don't think I'll ever understand.
Birinin bize bu konuda yardım edip edemeyeceğini çevredekilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see if anyone can help us out with this.
Birinin bu soruna bir çözüm bilip bilmediğini çevredekilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see if anyone knows of a solution to this problem.
Başka bilgi bulup bulamayacağımı etraftakilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see if I can find any other information.
İnsanların ne düşündüğünü etraftakilere soracağım ve anlayacağım.I'll ask around and see what people think.
İlgilenip ilgilenmediğinizi anlayacağım.I'll understand if you're not interested.
Onu bana açıklar açıklamaz onu anlayacağımı düşündüm.I thought I'd understand it once you explained it to me.
Neyi çözebileceğimi anlayacağım.I'll see what I can work out.
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Be wild of tongue in a way we can understand."
Tüm dönüşümlerin doğrusaldönüşüm olmadığını nereden anlayacağım? .How do I know that all transformations aren't linear transformations?
Ama anlayacağımı biliyorum.But I know I'm gonna work it out.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.It means that organizations mostly can't do what George and Alice so triumphantly did.
Yeniden tel döşeyeceğimizi anlayacağımız sisteme sahibiz.We have to figure out how to rewire the systems that we have.
Ve buna bakarak anlayacağım ki, en çok sabah 11'de arama yapıyoruım.And I found out by looking at it that I search most at 11 o'clock in the morning.
Peki kim olduklarını nereden anlayacağım ki?How are you suppose to tell who they are?
Onlar: «İşte şimdi gerçeği tam anlayacağımız tarzda bildirdin» diy"Now have you brought us the truth," they said; and then, after wavering, they sacrificed the cow.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Dijo que habría una señal indicando la salida oeste y que la vería enseguida.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Ele disse que haveria um indicador na saída Oeste e que eu o reconheceria logo.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.En skylt vid västra utgången- -som jag skulle känna igen...
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Et skilt ved udgang vest - - som jeg skulle genkende ...
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Ha detto che avrei trovato un'indicazione all'uscita ovest, e che me ne sarei accorta subito.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Hän sanoi, että näkisin uloskäynnillä merkin, jonka tunnistaisin heti.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Przy zachodnim wyjściu miał być znak, który zaraz poznam.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Είπε ότι θα έβλεπα πινακίδα στη δυτική έξοδο, και θα το καταλάβαινα αμέσως.
Batı çıkışında bir işaret direği olduğunu ve hemen anlayacağımı söyledi.Он сказал, что у западного выхода есть указатель, и что я сразу его увижу.
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Dale a tu salvajismo una forma que podamos entender."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Fii inventiv, dar în așa fel încât să te înțelegem."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Lâchez vous d'une manière compréhensible."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Múa lưỡi mà chúng tôi vẫn có thể hiểu được."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Niech Twój język plącze się tak, byśmy mogli Cię zrozumieć."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Osa con la lingua, ma rimani comprensibile."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Sei ungebärdig mit der Zunge, aber so, dass wir es verstehen."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Úgy csűrd-csavard, hogy megértsük."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Wees wild van tong op begrijpelijke wijze."
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Выкручивайте язык так, чтобы все поняли".
Bizim sizi anlayacağımız kadar çılgın olun."Говори по начин, който можем да разберем."
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu이건 George와 Alice가 성공적으로 해낸 일을
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Det betyder att organisationer i regel inte kan göra som George och Alice gjorde så framgångsrikt.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Es bedeutet, dass Organisationen meistens nicht tun können, was Georg und Alice so erfolgreich getan haben.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Het betekent dat organisaties meestal niet kunnen wat George en Alice zo triomfantelijk deden.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Înseamnă că în mare parte organizaţiile nu pot face ceea ce George şi Alice făceau cu brio.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Itu berarti sebagian besar organisasi tidak dapat melakukan apa yang sukses dilakukan George dan Alice.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Nó có nghĩa là các tổ chức hầu như không thể làm những gì mà George và Alice đã làm thành công.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.To znamená, že organizace většinou nedělají to, co George a Alice tak triumfálně dělali.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Σημαίνει ότι οι οργανισμοί δεν μπορούν να κάνουν αυτό που έκαναν θριαμβευτικά ο Τζορτζ και η Άλις.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Това означава, че организациите не могат да направят това, което Джордж и Алис направиха толкова успешно.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Це означає, що організації зазвичай не здатні на те, що так тріумфально вдалося Еліс і Джорджу.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu George ve Alice'in başardığını yapamayacaktır.Это значит, что организации обычно не способны на то, что так триумфально удалось Элис и Джорджу.
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğuSignifica que la mayoría de las organizaciones no pueden hacer
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğuזה אומר שאירגונים ברובם אינם מסוגלים לעשות
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğuذلك يعني أن كل منظمة لا تستطيع فعل
Buradan anlayacağımız, kuruluşların çoğu組織には出来ないことを示しています
DNA'nın bizim soyumuzu karakterize eden bir dil olduğunu anlayacağımız bir yolculuğa çıktık.우리의 DNA 에 대한 이해가 시작된겁니다. 우리의 성격과 특성, 우리가 무엇을 타고 났고 어떤 질병에 걸릴 수 있는지를 DNA 속 언어가 결정함을 이해하기 시작했습니다.
DNA'nın bizim soyumuzu karakterize eden bir dil olduğunu anlayacağımız bir yolculuğa çıktık.遺伝的に受け継ぐ性質や 発病の恐れを決定する 言語があることを知り始めたのです 同時に これがとても古い 分子であることも分かりました
Hatta bu dönemde bile, nasıl yaptığımız konusunda nelerin iyi olduğunu anlayacağımız şeyler var.Het is heel anders, en we moeten kijken wat er goed is aan hoe we het deden, zelfs in dit nieuwe tijdperk.
Hatta bu dönemde bile, nasıl yaptığımız konusunda nelerin iyi olduğunu anlayacağımız şeyler var.더 좋은 점도 있어요. 지금과는 아주 다른 무언가가 있고, 우리가 하는 것들에 대해 무엇이 좋은 것인지 이해해야만 해요. 비록 새로운 시대에서 살고 있다 해도 말이에요.
Hatta bu dönemde bile, nasıl yaptığımız konusunda nelerin iyi olduğunu anlayacağımız şeyler var.Van valami nagy különbség, amit újra fel kell fedeznünk a régi módszerek hasznából, még ebben az új érában is.
Hatta bu dönemde bile, nasıl yaptığımız konusunda nelerin iyi olduğunu anlayacağımız şeyler var.Это было совершенно по-другому. Нам нужно выяснить, что именно мы делали даже в этом новом веке.

İlgili Sayfalar