anlattı ile cümle
anlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Malta, isto não é apenas uma metáfora que eu estou a dar-vos agora, é verdade.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Nos emberek, ez nem csak metafora amit mondok, ez az igazság.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Tämä seuraava juttu ei ole vain metafora vaan totuus.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.To nie jest, drodzy państwo, tylko przenośnia, ale fakt.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Wel mensen, dit is geen metafoor die ik jullie geef, het is waar.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Λοιπόν παιδιά, αυτό δεν είναι απλά μια μεταφορά που θα σας πω τώρα, είναι αλήθεια.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Е приятели, това не е просто метафора, която използвам.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil. Gerçeği söylüyorum.Ребята, это не просто метафора, то что я вам сейчас скажу, это правда.
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.자, 여러분, 제가 여러분에게
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.ובכן חברים, זוהי לא
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.ايها الاصحاب، وهذه ليست
Bakın, size anlattığım bir benzetme (metafor) filan değil.本当のことです
Bak, sana yüz kere anlattım. Ben hiç fotoşraf çekmedim dolayısyla telefonumda birşey bulamayacaksın.Я уже повторял тысячу раз, я ничего не снимал на свой телефон.
Bak, sana yüz kere anlattım.Écoute, je te l'ai dit des centaines de fois.
Bak, sana yüz kere anlattım.Guarda, te l'ho detto cento volte.
Bak, sana yüz kere anlattım.Στο είπα εκατό φορές.
Bak, sana yüz kere anlattım.だから電話の中探しても無駄よ
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Dia bercerita tentang saudaranya dan apa yang akan dikatakannya kalau dia masih hidup.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.El a spus-mi mai multe despre fratele său şi ceea ce el ar spune să-l, dacă el ar fi fost încă în viaţă.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Ele me contou mais a respeito de seu irmão e o que diria a ele se estivesse vivo.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Han berättade mer om sin bror och vad han skulle sagt till honom om han fortfarande levt.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Han fortalte mig mere om sin bror, og hvad han ville sige til ham, hvis han var stadig i live.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Hij vertelde me meer over zijn broer en wat hij tegen hem zou zeggen als hij nog in leven was.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Il m'en a dit plus sur son frère et ce qu'il lui dirait s'il était encore en vie.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.그는 그의 동생에 대해 더 많은 것을, 그리고 그가 아직 살아 있다면 그에게 무슨 말을 할지 말해 주었습니다.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Mesélt még a testvéréről és arról, hogy mint mondana neki ha életben lenne.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Mi raccontò ancora di suo fratello, e di cosa gli avrebbe detto se fosse stato ancora vivo
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Ông nói với tôi hơn về anh trai của ông và ông sẽ nói gì với anh ta nếu ông đã được vẫn còn sống.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Opowiedział mi więcej o swoim bracie i o tym, co by mu powiedział, gdyby żył.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Řekl mi víc o jeho bratrovi a co by mu řekl, kdyby byl pořád na živu.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Si esto sucediera una noche en los Estados Unidos sería en la portada de la revista Newsweek.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.Той ми разказа повече за брат си и какво би му казал ако беше още жив.
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.הוא סיפר לי עוד על אחד שלו ומה הוא .היה אומר לו אם הוא עדיין היה חי
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.لقد أخبرني عن أخيه أكثر وماذا سيقول له لو كان على قيد الحياة
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.そして、もし生きているとしたらどんな事を兄弟に話すかってことも。
Bana ağabeyi hakkında daha çok şeyler anlattı, ve yaşasaydı neler söyleceğinden bahsetti.他告訴了我更多關於他哥哥的事, 以及如果他依然在世, 他會對他說的話
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Cô ấy nói với tôi rằng khi cô ấy đi học, cô ấy là cô gái duy nhất chọn nghề vẽ kỹ thuật.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Disse-me que, quando foi para a escola, foi a única menina que escolheu fazer desenho mecânico.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Elmondta, hogy az iskolában ő volt az egyetlen lány, aki valaha is a műszaki rajzot választotta.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Hän kertoi, että koulussa hän oli ainoa tyttö, joka oli koskaan valinnut konepiirustuksen.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Hon berättade att när hon gick i skolan, så var hon den enda tjejen som valde att göra mekaniska ritningar.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.그녀가 저에게 말해주길, 학창 시절에 기계 제도를 배우는 여학생은 자기 밖에 없었다고 하더군요.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Me contó que cuando iba a la escuela era la única chica que había elegido hacer dibujo mecánico.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Mi-a povestit că la şcoală a fost singura fată care a ales să studieze desenul tehnic.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Mi disse che quando andava a scuola, era l'unica ragazza ad aver scelto di fare disegno meccanico.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Povedala mi, že keď chodila do školy, bola jediným dievčaťom, ktoré si zvolilo mechanické kreslenie.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Powiedziała mi, że w szkole jako jedyna dziewczynka chodziła na zajęcia z rysunku mechanicznego.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Sie erzählte mir, in der Schule war sie das einzige Mädchen, das mechanisches Zeichnen wählte.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Ze vertelde me dat ze op school het enige meisje was dat koos voor mechanisch tekenen.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.Вона розповіла мені, що коли ходила до школи, вона була єдиною дівчинкою, яка обрала вивчати креслення.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.היא סיפרה לי, שכשהלכה לביה"ס, היתה הילדה היחידה שבחרה ללמוד שרטוט טכני.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.أخبرتني بأنها عندما ذهبت للمدرسة، كانت الفتاة الوحيدة أبدًا التي اختارت لتقوم بالرسم الصناعي.
Bana anlattığına göre, okula giderken mekanik çizim yapmak isteyen tek kız kendisiymiş.学生時代 女子で機械製図を選択したのは 彼女だけだったと 私に話してくれました その後 ゲイラは就職し 家を一軒ずつ回って -
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.A él le encantaba esta anécdota. Me la contó riéndose muy feliz..
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu. Anlatması bitince ona sordum,Śmiał się, kiedy ją opowiadał, a kiedy skończył opowiadać, zapytałem:
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.Contou-me esta história, e estava verdadeiramente feliz e a rir-se.
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.Dia menceritakannya kepada saya, dan dia sangat bahagia dan tertawa.
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.Elmesélte nekem, miközben igazán boldog volt és nevetett.
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.Er erzählte sie mir und dabei war er wirklich glücklich und lachte.
Bana bunu anlattı, ve anlatırken çok eğleniyor ve gülüyordu.Han berättade den för mig och var riktigt glad och skrattade.