anlamlı ile cümle

anlamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani, bu benim için çok anlamlı.Искам да кажа, че за мен това означава много.
Yani, bu benim için çok anlamlı.זה כל כך משמעותי עבורי.
Yani, bu benim için çok anlamlı.وهذا يعني لي الشئ الكثير.
Yani, bu benim için çok anlamlı.ニコラス・ネグロポンテ
Yani bu kaynağa aslında anlamlı bir zaman çerçevesinde ihtiyaç duyduğumuz da ihtimal dışı kalıyor.헌데, 여기에서의 문제는 현 시대의 기준으로 필요한 자원과 그에 대한 결론을 짓는 것은
Yani bu kaynağa aslında anlamlı bir zaman çerçevesinde ihtiyaç duyduğumuz da ihtimal dışı kalıyor.כך שהאשלייה שאנו זקוקים למשאב הזה ושנוכל לעשות זאת בפרק זמן
Yani bu kaynağa aslında anlamlı bir zaman çerçevesinde ihtiyaç duyduğumuz da ihtimal dışı kalıyor.ولذا فالمغالطة بأننا بحاجة لهذه الموارد وأنه يمكننا إنجازها في الإطار الزمني
Yani bu kaynağa aslında anlamlı bir zaman çerçevesinde ihtiyaç duyduğumuz da ihtimal dışı kalıyor.必要な電気を十分に 供給できないという 推論は誤ってます
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.A denevéreket általában a gonosszal társítják.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Flagermus er for det meste synonym med en form for ondskabsfuld begivenhed.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Fledermäuse sollen ja teuflische Ereignisse ankündigen.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.I pipistrelli di solito sono sinonimo di qualche brutto evento.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.박쥐는 보통 악한 일과 동일시됩니다.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Les chauves-souris sont généralement associées à des évènements néfastes.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Liliecii sunt de obicei asociați cu evenimente negative.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Loài dơi thường gắn với những sự kiện xấu.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Nietoperze zwykle uważano za zły omen.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Vleermuizen zijn meestal symbool voor onheil.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Οι νυχτερίδες είναι συνήθως συνυφασμένες με σατανικές καταστάσεις.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Кажани, зазвичай, ототожнюються з якимись негативними подіями.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.Летучие мыши обычно ассоциируются со злом.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.עטלפים בדרך כלל הם בעלי משמעות שיש בה סוג של ארועים רעים.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.ترتبط الخفافيش ببعض الأحداث الشريرة.
Yarasalar bazı kötü olaylarla eş anlamlıdır.有名な「ナイトウィング」のような
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.Amíg az alkotás néha megfoghatatlannak, vagy feleslegesnek tűnik, a kreativitás mindig jelentőségteljes.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.În timp ce creaţia poate părea uneori cam de neatins sau chiar fără rost, creativitatea are mereu un sens.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.창작은 때로는 손에 잡히지 않는 것처럼, 심지어 무의미하게 느껴지기도 하지만, 창의성은 언제나 의미가 있는 것입니다.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.Terwijl schepping soms wat ongrijpbaar lijkt, of zelfs zinloos, is creativiteit altijd zinvol.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.Ако творчеството понякога е малко трудно за схващане, или дори безсмислено, то креативността винаги е значима.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.Бо творіння іноді видається дещо неосяжним чи навіть безглуздим, креативність же завжди значуща.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.בעוד שיצירה לעיתים נראית מעט בלתי נתפסת, או חסרת טעם, יצירתיות תמיד בעלת משמעות.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.وبينما يبدو الخلق في بعض الأحيان غير قابل للإدراك ، أو حتى عبثي، الإبداع دائما ذا مغزى.
Yaratmak bazen kavramasi guc ya da anlamsiz olsa da yaraticilik her zaman anlamlidir.クリエイティビティは常に意味のあるものです 例えばこの写真を見て下さい
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Alors les anciens m'ont donné un conseil très sain et très profond.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Aşa că, bătrânii mi-au dat un sfat foarte solid şi profund.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.A tak mi stařešinové dali několik velmi rozumných a hlubokých rad.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.De ouderen gaven mij een aantal zeer goede en diepgaande adviezen.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Die Ältesten gaben mir sehr guten und tiefgründigen Rat.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Ekkor az öregek elláttak néhány józan és bölcs tanáccsal..
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Então, os anciãos deram-me um conselho muito bom e profundo.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Gli anziani mi diedero consigli molto profondi e assennati.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.마을의 어르신들은 제게 아주 제대로 되고 심오한 조언들을 해주었지요.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Niinpä kylänvanhimmat antoivat minulle hyvän ja syvällisen neuvon.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Para tetua kampung memberi saya beberapa saran yang sangat baik dan mendalam
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Så gav de ældre mig et meget klogt og dybt råd.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Starszyzna dała mi dobrą i mądrą radę.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Vậy là, những người này đã cho tôi vài lời khuyên sâu sắc và chí lý.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Y los ancianos me dieron un consejo muy sano y eficaz. Me dijeron:
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Έτσι οι γέροντες μου έδωσαν κάποιες πολύ καλές και σημαντικές συμβουλές:
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Възрастните ми дадоха един много добър съвет.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Тогда старейшины дали мне очень хороший и мудрый совет.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Тоді старійшини дали мені одну дуже влучну і глибоку пораду.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.זקני הכפר נתנו לי עצה חשובה וטובה.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.فنصحني الشيوخ نصيحة سليمة وعميقة جداً
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.呢啲長者給咗我好多建設性嘅提議
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.「学位や資格を持った者は
Zira grubun ortalamasını aşağıya çekerek daha da anlamlı bir istatistiksel sonuç elde etmemizi sağlayacaktı.2グループ間の差は一層増すからです 結局はグループを変えて再実験することにしました
Zira grubun ortalamasını aşağıya çekerek daha da anlamlı bir istatistiksel sonuç elde etmemizi sağlayacaktı.왜냐하면, 그는 그룹의 평균치를 떨어뜨려 더 강력한 통계학적 결과를 줬을지도 모르기 때문이죠.
Zira grubun ortalamasını aşağıya çekerek daha da anlamlı bir istatistiksel sonuç elde etmemizi sağlayacaktı.כי הוא היה מושך את הממוצע של הקבוצה נמוך יותר, נותן לנו מובהקות סטטיסטית חזקה אף יותר.
Zira grubun ortalamasını aşağıya çekerek daha da anlamlı bir istatistiksel sonuç elde etmemizi sağlayacaktı.لأنه سيخفض متوسط المجموعة أقل، معطيا إيانا نتائج إحصائية أقوى مما كنا نستطيع.
İlgili Sayfalar