Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Baxter, endüstriyel anlamda, sıradan bir insanın iletişim kurabileceği ilk robotlardan.Бакстер, как мне кажется — первое поколение роботов, в котором обычные люди могут менять заводские настройки.
Baxter, endüstriyel anlamda, sıradan bir insanın iletişim kurabileceği ilk robotlardan.Бакстер - це перша хвиля роботів, з якими звичайні люди можуть працювати у промислових умовах.
Baxter, endüstriyel anlamda, sıradan bir insanın iletişim kurabileceği ilk robotlardan.ובקסטר, אני רואה, כדרך - גל ראשון של רובוט שאנשים רגילים יכולים לקיים אתו אינטראקציה בסביבה תעשייתית.
Baxter, endüstriyel anlamda, sıradan bir insanın iletişim kurabileceği ilk robotlardan.و أرى باكستر كموجه أولى من روبوت يستطيع الناس العاديين التفاعل معها في ضبط المصانع
Baxter, endüstriyel anlamda, sıradan bir insanın iletişim kurabileceği ilk robotlardan.普通の人たちが共に作業できるロボットの 第一世代と考えています さぁ バクスターの登場です
Bazæ Ÿlkelerde AÎY dava yolunun gerîek anlamda bir alternatifidir.Za tak̅to priestupok mo™no ulo™iン pokutu do 1 000 alebo do 3 000 Sk.
Bazı sanat tarihçileri, Matisse'in bu eserle bir anlamda kübizme cevap vermeye çalıştığını düşünüyorlar.Někteří historici umění ho chápou jako Matissovu reakci na kubismus.
Bazı sanat tarihçileri, Matisse'in bu eserle bir anlamda kübizme cevap vermeye çalıştığını düşünüyorlar.І деякі історики мистецтва помітили, як Матісс справді намагається, у певному сенсі, відповідати кубізму.
Bazı sanat tarihçileri, Matisse'in bu eserle bir anlamda kübizme cevap vermeye çalıştığını düşünüyorlar.(М) Некоторые историки искусств полагают, что (М) это в каком-то роде ответ Матисса на кубизм.
Bazı sanat tarihçileri, Matisse'in bu eserle bir anlamda kübizme cevap vermeye çalıştığını düşünüyorlar.Според някои историци на изкуството в нея Матис сякаш се опитва да отговори на кубизма.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Alors peut-être devons-nous tous laisser à nos enfants un héritage de valeurs, et pas un héritage financier.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Así que puede que todos necesitemos dejar a nuestros hijos un legado de valores, y no uno económico.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Dus misschien moeten we allemaal onze kinderen een nalatenschap met waarde geven, en niet een financiële.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Joten ehkä meidän kaikkien tulisi jättää lapsillemme arvojen perintö taloudellisen sijasta.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.그렇기 때문에, 아마도 우리 모두는 우리 아이들에게 값진 유산을 남겨야 할 것 같습니다. 금전적인 것이 아닌,
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Možná všichni potřebujeme nechat svým dětem hodnotný odkaz a ne finanční bohatství.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Možno všetci potrebujeme nechať svojím deťom hodnotný odkaz a nie finančné bohatstvo.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Poate că ar trebui să ne părăsim copiii lăsându-le o moştenire de valoare, iar nu una financiară.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Talán mindannyiunknak értékes örökséget kellene hagynunk a gyerekeinkre pénzt helyett.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Vậy có lẽ chúng ta nên để lại cho con cháu của mình, một di sản quý giá, không phải là tiền bạc.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Vielleicht sollten wir alle unseren Kindern ein Erbe mit Werten hinterlassen, nicht finanzielle Werte.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Więc może wszyscy powinniśmy zostawić naszym dzieciom w spadku pewne wartości, a nie tylko pieniądze.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Ίσως όλοι μας πρέπει να αφήσουμε στα παιδιά μας μία κληρονομιά αξιών, και όχι μία οικονομική.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Може би всички трябва да оставим на децата си наследство от ценности, а не финансово.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Можливо нам слід залишати у спадок своїм дітям цінності, а не гроші.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.Так что может быть нам всем надо оставить нашим детям наследие ценностей, а не финансового благополучия.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.אז אולי כולנו צריכים להשאיר לילדינו מורשת ערכית, ולא כלכלית.
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.لذا ربما سنحتاج ترك لأولادنا ميراث قيّم، وليس ثروة مالية
Belki de hepimiz çocuklarımıza değerli bir miras bırakacağız, parasal anlamda değil.価値ある遺産を残す必要があります。金銭的なものではなく 個人的に心打つ価値あるものを
Ben ce bu anlamda başarılı da olmuşlar. .Floransa'lı Giotto'nun yaptığı eser bir freskmiş.Ale Giotto stworzył freski.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Am fost prima persoană care a condus o mașină până acolo.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.De hecho, fui la primera persona en conducir un vehículo hasta el lugar.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Ero la prima persona a guidare una macchina in quel luogo.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Ich war der erste, der jemals mit einem Auto dorthin gefahren ist.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Ik was de eerste persoon die met een auto naar die plek reed.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.J'ai été la première personne qui a, de fait, conduit une voiture jusqu'à cet endroit.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Jeg var den første person til faktisk at køre en bil til stedet.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.그 장소로 차를 타고 간 사람은 제 가 처음이었습니다
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Olin ensimmäinen ihminen, joka ajoi sinne autolla.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Pierwszy w historii wjechałem tam samochodem.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Ήμουν ο πρώτος άνθρωπος που οδήγησε αυτοκίνητο στο σημείο εκείνο.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Я був першим, хто дістався пункту призначення машиною.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.Я был первым, кто когда-либо водил машину там.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.הייתי האדם הראשון שהגיע ברכב לאותה נקודה.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.وإنه لمكان متسع الشئ الذي يجعلك تشعر بالضعف والعجز.
Ben, gerçek anlamda tepeye doğru giden ilk insandım.着いた景色がこれです
Benim yolum buydu, 80'lerde geldim, hip hop ve kaykay kültürü- bir anlamda yeni teknolojinin doğuşu.힙합과 스케이트 보드 문화, 기술의 발달 등과 같은 분야에서죠.
Beni sırtımdan bıçaklamaya nasıl cüret edebildin? "Kraliyet ailesi politik anlamda tarafsız olmalı."Πως τόλμησες να με καρφώσεις πισώπλατα. "η Βασιλική Οικογένεια πρέπει να είναι πολιτικά ουδέτερη"
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Chciałbym spróbować wbić sensu do niego i go zamknąć ten gry na malarstwo.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Ik wou dat je een beetje gevoel geklopt proberen in hem en maak hem stoppen deze spelen bij het schilderen.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Jag önskar att du skulle försöka slå lite känsla i honom och få honom att lämna denna spelar på målning.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Je souhaite que vous essayez de frapper un peu de sens en lui et lui faire quitter ce jouer à la peinture.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Kiež by si skúsiť zaklopať trochu rozumu do neho a aby ho opustíte hrať sa na maľovanie.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."나는 당신이 그에 약간의 감각을 노크 해주고 그를이 종료하게되기를 바래요
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Přeji vám pokusí srazit trochu rozumu do něj a aby ho opustíte hrát si na malování.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Szeretném, ha megpróbál ütni egy kis értelme belé és rávenni, hogy lépjen ki a játszik festés.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Tôi muốn bạn sẽ cố gắng một chút cảm giác gõ vào anh ta và làm cho anh ta bỏ chơi vào bức tranh.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Vă doresc să încercaţi să bată un sens puţin în el şi să-l facă renunte această joc la pictura.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Vorrei che avrebbe cercato di battere un poco senso in lui e farlo uscire da questo giocare in pittura.
"Ben onu küçük bir anlamda vurmak için çalışın ve ona bu çıkmak isteyen boya gör."Želim si, bi poskušali knock malo smisla v njega in mu to quit igranje na slikarstvo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod