Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Muszę mieć powód, a powodem musi być chęć przekazania czegoś muzyką.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Potrebovala som dôvod a ten dôvod mal byť vyjadriť niečo hudbou.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Potřebuji mít důvod, a ten důvod je říkat něco prostřednictvím hudby.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Szükségem van egy okra, arra, hogy valamit közöljek a zene által.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Tengo que tener una razón, y la razón debe ser: decir algo a través de la música.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Tôi cần phải có lý do, và lý do đó phải được giải thích trên phương diện âm nhạc."
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Έπρεπε να υπάρχει λόγος, και ο λόγος πρέπει να είναι η έκφραση μέσω της μουσικής.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.Необходима ми е причина, и причината трябва да бъде да кажеш нещо чрез музика.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.У мене має бути причина, така причина, що має вираження чогось мовою музики.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.У меня должна быть причина, и причина должна быть в выражении чего-то музыкой.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.אני צריכה סיבה, והסיבה חייבת להגיד משהו דרך המוזיקה."
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.أنا بحاجة لمعرفة السبب والسبب لابد من قول شيء عبر الموسيقى.
Mantığını anlamam lazım, ve bu mantık da müzik yoluyla bir şeyler anlatmak olmalı.それが音楽で語ることに どう関わるのか? 音楽を通して語ることによって
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Eu não sabia o que aquilo significava mas conseguia ver que o meu pai estava muito, muito feliz.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Ich wusste nicht, was das bedeutete, aber es machte meinen Vater offensichtlich sehr, sehr glücklich.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Ik wist niet wat dat betekende, maar ik kon zien dat mijn vader zeer, zeer gelukkig was.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Jag visste inte vad det betydde, men jag kunde se att min far var mycket, mycket glad.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Jeg vidste ikke hvad det betød, men jeg kunne se at min far var meget, meget glad.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Je ne savais pas ce que ça voulait dire, mais je pouvais voir que mon père était très, très content.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.저는 그게 무슨 뜻인지 몰랐어요. 하지만 아버지가 아주, 아주 행복하다는 걸 알 수 있었습니다.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Lúc đó tôi không hiểu rõ nhưng tôi có thể thấy rằng bố tôi rất, rất vui mừng
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nem tudtam, hogy ez mit jelent, csak azt láttam, hogy apám nagyon-nagyon örül.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nevěděla jsem, co to znamená, ale viděla jsem, že je otec velmi, velmi šťastný.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nevedela som, čo to znamená, ale videla som, že môj otec je veľmi, veľmi šťastný.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nie wiedziałam, co miał na myśli, ale był bardzo, bardzo szczęśliwy.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nisem vedela, kaj to pomeni, a videla sem, da je bil moj oče izjemno srečen.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Non sapevo cosa intendesse, ma capii che mio padre era davvero molto felice.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Nu știam ce însemna, dar vedeam că tata era foarte, foarte fericit.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Saya tidak tahu maksudnya namun saya dapat melihat kalau ayah benar-benar gembira.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Yo no sabía qué significaba, pero podía ver que mi padre estaba muy, muy feliz.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Δεν ήξερα τι σήμαινε αυτό, αλλά έβλεπα πως ο πατέρας μου ήταν πολύ, πολύ χαρούμενος.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Не знаех какво означава това, но виждах, че баща ми е невероятно щастлив.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Я не знала, что это значило, но я видела, как счастлив был отец.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.Я не знала, що це значило, проте я бачила, що батько був надзвичайно щасливий.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.לא הבנתי מה משמעות הדבר, אבל ראיתי שאבא שלי מאוד, מאוד שמח.
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.لم أكن أعرف ما الذي يعنيه ! لكني كنت أستطيع أن أدرك أن والدي كان سعيد جداً جداً
Ne demek istediğini anlamamıştım o zaman ama babamın çok ama çok mutlu olduğunu görebiliyordum.父が大喜びしているのはわかりました 「これでおまえも ちゃんとした学校に行けるぞ」 父は言いました
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum. "Ama keyifliydi."«Мы не совсем понимали, о чем именно они говорят, — рассказывает Мандельбаум. — Но это было забавно».
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum."No entendimos del todo lo que estaban diciendo", dice Mandelbaum.
"Ne söylediklerini çok iyi anlamamıştık," diyor Mandelbaum."On ne comprenait pas vraiment ce qu'ils disaient," dit Mandelbaum.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Chúng ta thật khó lòng hiểu được rằng học tập không phải là một nơi chốn, mà là một hoạt động.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Facciamo una tale fatica a capire che l'istruzione non è un luogo, ma un'attività.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.우리는 여전히 배움이라는 것이 장소가 아닌 활동임을 이해하는데 어려움을 겪고 있습니다.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Ma még azzal is küzdünk, hogy a tanulást ne helyhez, hanem tevékenységhez kössük.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Ne e așa de greu să ne dăm seama că învățătura nu este un loc, ci o activitate.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Nos cuesta mucho llegar a entender que el aprendizaje no es un lugar sino una actividad.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Nous avons tellement de mal à comprendre que l'enseignement n'est pas un endroit mais une activité.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Složitě přicházíme na to, že vzdělávání není místo, ale aktivita.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Tak trudno nam zrozumieć, że uczenie to nie miejsce a czynność.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Temos muita dificuldade em imaginar que o ensino não é um lugar, mas uma atividade
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Vi har så svårt att förstå att lärande inte är en plats utan en aktivitet.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.We zien zo moeilijk in dat leren geen plaats maar een activiteit is.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Wir tun uns schwer genug damit, Lernen als Aktivität und nicht als Ort zu erkennen.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Δυσκολευόμαστε να καταλάβουμε ότι η εκπαίδευση δεν είναι μια τοποθεσία, αλλά μια δραστηριότητα
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Нам нелегко привыкнуть к тому, что образование — это не место, а процесс.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.Нам ще важко зрозуміти, що навчання - це не місце, а діяльність.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.אנחנו מתקשים להבין שלימוד איננו מיקום אלא פעילות.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.مازلنا نعاني من عدم إدراكنا بأن التعليم ليس مكانا بل نشاط.
Öğrenmenin bir mekan değil, bir faaliyet olduğunu anlamamız oldukça zor oldu.「何を」学習するかの方なのに 理解されていません これからお話するのは 世界中の15才の子供を対象に
Önce anlamamız lazım ama aynı zamanda yönetmemiz ve korumamızda gerekiyor.Dobbiamo comprendere, ma dobbiamo anche gestire e proteggere.