anladım ile cümle
anladım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çevreci olmanın önemini anladım저는 환경적인 이슈들의 중요성에 대해 깨달았고
Çevreci olmanın önemini anladımאני הבנתי את החשיבות של נושאים סביבתיים,
Çevreci olmanın önemini anladımاكتشفت أهمية المسائل البيئية
Çevreci olmanın önemini anladımリンドバーグも人生の最後の3分の1は環境問題に懸けていました
Chris Anderson: Şunu doğru mu anladım?크리스 앤더슨: 제가 제대로 이해를 하고 있나요? 말씀하신 소프트웨어가
Chris Anderson: Şunu doğru mu anladım?Será que percebi corretamente?
Chris Anderson: Şunu doğru mu anladım?כריס אנדרסון: אני מבין נכון? מה שהתוכנה שלכם תאפשר
Chris Anderson: Şunu doğru mu anladım?كريس أندرسون: هل أفهم ذلك بشكل صحيح؟ هذا ما سيسمح به برنامجك
Chris Anderson: Şunu doğru mu anladım?ここ2~3年のうちに
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.(118:152) Издавна узнал я об откровениях Твоих, что Ты утвердил их на веки.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Cứ theo chứng cớ Chúa Tôi đã biết từ lâu rằng Chúa lập các điều răn ấy đến đời đời.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Cứ theo chứng_cớ Chúa_Tôi đã biết từ lâu rằng Chúa lập các điều răn ấy đến đời_đời .
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Da tempo conosco le tue testimonianze che hai stabilite per sempre
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Dawno to wiem o świadectwach twoich, żeś je na wieki ugruntował.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.De multă vreme ştiu din învăţăturile Tale, că le-ai aşezat pentru totdeauna.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Dès longtemps je sais par tes préceptes Que tu les as établis pour toujours.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.For længst vandt jeg Indsigt af dine Vidnesbyrd, thi du har grundfæstet dem for evigt.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.For lenge siden vet jeg av dine vidnesbyrd at du har grunnet dem for evig tid.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Hace mucho que he conocido tus testimonios, los cuales estableciste para siempre
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Há muito sei eu dos teus testemunhos que os fundaste para sempre.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Jižť to dávno vím o svědectvích tvých, že jsi je stvrdil až na věky.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Jo aikoja minä olen tiennyt sinun todistuksistasi, että sinä olet ne perustanut iäti pysyviksi.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.내가 전부터 주의 증거를 궁구하므로 주께서 영원히 세우신 것인줄을 알았나이다
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Längesedan vet jag genom dina vittnesbörd att du har stadgat dem för evig tid.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Längst weiß ich, daß du deine Zeugnisse für ewig gegründet hast.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Régtõl fogva tudom a te bizonyságaid felõl, hogy azokat örökké állandókká tetted.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Sejak dahulu aku tahu dari ajaran-ajaran-Mu, bahwa Engkau menetapkannya untuk selama-lamanya
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Uit Uw woorden weet ik dat U van het begin af aan alles een vaste plaats hebt gegeven.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Viem dávno z tvojich svedoctiev, že si ich založil na veky.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Zdavnaj vem iz pričevanj tvojih, da si jih ustanovil na veke.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Προ πολλου εγνωρισα εκ των μαρτυριων σου, οτι εις τον αιωνα εθεμελιωσας αυτα.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.Отдавна зная от Твоите свидетелства, Че Ти си ги учредил за винаги.
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.קדם ידעתי מעדתיך כי לעולם יסדתם׃
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.منذ زمان عرفت من شهاداتك انك الى الدهر اسستها
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.我 因 學 你 的 法 度 、 久 已 知 道 是 你 永 遠 立 定 的
Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini.我 因 學 你 的 法度 、 久已 知道 是 你 永遠立 定的
- Daha iyi misin? - Evet. Sonunda anladım.Διαλέξτε άλλον αν δε γίνεται αλλιώς... αλλά δε θα αφήσω να πειράξετε το παιδί.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.E ho capito più tardi che in effetti era la sua storia che mio padre mi raccontava per addormentarmi.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Et j'ai compris plus tard qu'en fait c'était sa propre histoire que mon père me racontait pour m'endormir.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Kasneje sem spoznala, da mi je pred spanjem pripovedoval svojo zgodbo.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.저는 한참 후에야 나를 잠재우면서 해주신 그런 얘기들이 곧 자기자신의 얘기라는 것을 알게 됐습니다.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Mai târziu am înțeles că tata îmi spunea propria lui povestea ca să adorm.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Saya kemudian menyadari bahwa sebenarnya ayah menceritakan kisahnya sendiri untuk menidurkan saya.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Teprve později jsem pochopila, že mi otec před usnutím vypravoval svůj vlastní příběh.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Về sau tôi hiểu hơn rằng đó thực ra là câu chuyện của riêng ông, bố tôi kể để đưa tôi vào giấc ngủ.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Y me di cuenta más tarde de que en realidad era su propia historia la que me contaba para hacerme dormir.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.І я зрозуміла набагато пізніше, що він розповідав мені перед сном історію саме його життя.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Много по-късно осъзнах, че всъщност баща ми ме е приспивал, разказвайки ми собствената си история.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.Намного позже я поняла, что перед сном отец рассказывал мне истории из своей жизни.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.הרבה יותר מאוחר הבנתי שלמעשה אבי סיפר לי את סיפורו שלו על מנת להשכיב אותי לישון.
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.ولقد استوعبت لاحقاً ان والدي كان يقص علي قصته هو
Daha sonra anladım ki babamın uykuya dalmam için anlattığı hikaye, aslında kendi hikayesiymiş.寝る前にしてくれたお話は 父自身の話であったことがわかりました 払わねばならなかった犠牲のことを考えて
Daha sonraları anladım o elbiselerin birşeyleri ilan ettiğini:훗날에서야, 나는 이 드레스가 또한 선언이란걸 알았다.
Daha sonraları anladım o elbiselerin birşeyleri ilan ettiğini:Raadselachtige figuren, niet toegankelijk voor mannen, niet bevattelijk voor jongens.
Daha sonraları anladım o elbiselerin birşeyleri ilan ettiğini:רק בהמשך עתיד הייתי לראות בשמלות גם מעין הצהרה:
Daha sonraları anladım o elbiselerin birşeyleri ilan ettiğini:فقط لاحقا أريد أن ارى هذه الملابس أيضا كأعلان :
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Cuando ella dijo 'Buenos días', reconocí su acento de Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Dia berkata, "Kau tahu, saat dia berkata, 'Selamat pagi.' saya mendengar logat Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.EL spune "Vedeţi, când ea a spus Bună dimineata," mi-am dat seama de accentul ei din Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Han siger, "Ser I, da hun sagde, 'Godmorgen,' anede jeg hendes Fife-accent.