Bir anlaşmaya varmak zorundayız.We have to come to some agreement.
Anlaşmaya varmak için koşullar hiç olmadığı kadar elverişli.Conditions for reaching agreement are as favourable as they have ever been.
SETimes: Sizce hükümetle anlaşmaya varmak mümkün mü?SETimes: Do you think it's possible to come to an agreement with the administration?
Şimdilik anlaşmaya varmak için çalışacağız.In the meantime we will work for reaching an agreement ...
Konferansın temel amacı, IMF konusunda bir anlaşmaya varmaktı.The main goal of the conference was to achieve an agreement on the IMF.
Bu sırada Poly Lucy ile bir anlaşmaya varmak için onu ziyarete gelir.Polly navštíví Lucy, aby se nějak dohodly.
Ancak, başarılı olamayınca anlaşmaya varmak zorunda kalmıştır.Teprve když dosáhl úspěchu, mohl se se svým tchánem smířit.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Acum, probabil pentru că nu au existat astfel de date, brusc, Gooseberry a dorit să facă o înţelegere.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Có lẽ bởi vì không có ảnh chụp màn hình nào như vậy thực sự tồn tại, nên Gosseberry đột nhiên muốn dàn xếp.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Forse perché queste evidenze in realtà non esistevano, ma improvvisamente Gooseberry ha voluto patteggiare.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Może takie zrzuty ekranu w ogóle nie istniały, ale nagle Gooseberry chciało zawrzeć ugodę.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.No a, asi proto že žádné snímky nebyly, najednou Srstky chtěly dohodu.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Pero quizá porque no existían tales capturas de pantalla, de repente Gooseberry quería llegar a un acuerdo.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Τώρα, ίσως γιατί δεν υπήρχαν τέτοιες εικόνες, ξαφνικά η Gooseberry ήθελε να κάνουμε διακανονισμό.
Belki de öyle ekran görüntüleri olmadığı için Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.И може би защото нямаше такива скрийншотове налице, но изведнъж Gooseberry искаше да прави споразумение.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.갑자기 Gooseberry는 합의보길 원했습니다.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Gooseberry вдруг захотела пойти на мировую.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.Gooseberry раптово захотіла завершити справу без розгляду.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi."גוסברי" פתאום רצתה להתפשר.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.لكن غووزبيري رغبت فجأة في التسوية.
Gooseberry bir anda anlaşmaya varmak istedi.彼らの弁護士は