anlıyoruz ile cümle
anlıyoruz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu resimlere bakıyoruz, ve ilk kez bu tedarik zincirindeki rolümüzü anlıyoruz.ואנחנו מביטים בתמונות האלה ואנחנו מבינים, בפעם הראשונה, את המקום שלנו בשרשרת האספקה הזו.
Bu resimlere bakıyoruz, ve ilk kez bu tedarik zincirindeki rolümüzü anlıyoruz.نحن ننظر إلى هذه الصور ونحن نفهم، للمرة الأولى , دورنا في سلسلة الإمداد
Bu resimlere bakıyoruz, ve ilk kez bu tedarik zincirindeki rolümüzü anlıyoruz.サプライチェーンの中での 我々の役割を理解することができます サプライチェーンにある 点と点をお互いに結ぶのです
Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.우리는 중국의 젊은층을 더욱 더 잘 이해할 수 있게 되었습니다
Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.אנו מצליחים להבין את הנוער הסיני טוב יותר.
Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.نحن قادرون على فهم الشباب الصيني بشكل أفضل.
Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.我地可以進一步了解中國年輕的一代。
Çin gençliğini çok daha iyi anlıyoruz.若者達は何が異なるのでしょう?
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Cada vez mais, estamos a compreender que nem precisamos de tornar mais densa toda a cidade.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Cada vez más, nos estamos dando cuenta que ni siquiera tenemos que densificar toda la ciudad.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Coraz częściej zaczynamy zdawać sobie sprawę z tego, że nawet nie musimy zagęszczać całego miasta.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.I större grad så inser vi att vi inte ens behöver förtäta en hel stad.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.시간이 가면 갈수록 저희는 굳이 도시 전체를 채울 필요가 없다는 것을 느끼고 있습니다.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Mindinkább rájövünk, hogy nincs is szükségünk az egész várost zsúfoltabbá tenni.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Nous nous rendons compte de plus en plus que nous n'avons même pas besoin de densifier une ville entière.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Realizăm din ce în ce mai mult că nici nu este necesar să densificăm un întreg oraş.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Sehingga, kita semakin menyadari bahwa sebenarnya kita tidak perlu memadati seluruh kota.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Stále viac si uvedomujeme, že v podstate ani nemusíme zintenzifikovať úplne celé mesto.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Stále více si uvědomujeme, že nepotřebujeme zhustit celé město.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Steeds meer realiseren we ons dat we niet eens een complete stad hoeven te verdichten.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Uns wird zunehmend bewusst dass wir dazu nicht einmal die gesamte Stadtfläche verdichten müssen.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Όλο και περισσότερο, διαπιστώνουμε ότι δεν χρειάζεται καν να πυκνώσουμε μία ολόκληρη πόλη.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Все повече осъзнаваме, че няма нужда да сгъстяваме целия град.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Ми дедалі краще розуміємо, що нам навіть не потрібно ущільнювати все місто.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.Мы все яснее понимаем, что нам даже не нужно уплотнять целый город.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.יותר ויותר, אנחנו מבינים שאנחנו אפילו לא צריכים לדחוס את כל העיר.
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.ونحن اليوم وبصورة متزايدة ندرك اننا لسنا بحاجة الى ان مدن كاملة بكثافة مرتفعة جداً
Daha fazla anlıyoruz ki bir bütün kenti yoğunlaştırmaya bile ihtiyacımız yok.都市全域の人口密度を高める必要はない 必要なのは あまり車を利用しないで済む
Geometride kullandığımız Z kuralıyla bu iki açının da birbirine eşit olduğunu anlıyoruz. -רואים את האלכסון ואת שני הקווים המקבילים אלה זוויות פנימיות מתחלפות והן שוות.
Günümüze ulaşan belgelerde, antik Yunanlıların resmi bütün sanatlardan önde tuttuğunu anlıyoruz. .Sabemos, por fuentes escritas, que los griegos creían que su pintura era su mejor forma de arte.
Günümüze ulaşan belgelerde, antik Yunanlıların resmi bütün sanatlardan önde tuttuğunu anlıyoruz. .Ми знаємо з рукописів, що греки вірили, що живопис був їх найвищим мистецтвом.
Günümüze ulaşan belgelerde, antik Yunanlıların resmi bütün sanatlardan önde tuttuğunu anlıyoruz. .أن تصلنا هذه الرسومات العظيمة الرائعة . والتي عرفنا من خلال المخطوطات المكتوبة أن الإغريق آمنوا أن
Hayır, şu anda anlıyoruz seni.MH: Nee, we verstaan het
Hayır, şu anda anlıyoruz seni.MH: Nein, wir können Dich verstehen.
Hepimiz anlıyoruz.Abbiamo un accordo.
Hepimiz anlıyoruz.Estamos a perceber.
Hepimiz anlıyoruz.Rozumiemy.
Hepimiz anlıyoruz.Så forstår vi hinanden.
Hepimiz anlıyoruz.Tehdään sopimus.
Hepimiz anlıyoruz.Vi förstår.
Hepimiz anlıyoruz.Ya lo entendemos.
Hepimiz anlıyoruz.Συνεννοηθήκαμε.
Hepimiz anlıyoruz.Мы пришли к пониманию.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- A jej brat, Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- A jej brat, pán Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Dan kakaknya, Mr Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- E suo fratello, il signor Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Ja hänen veljensä, herra Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- My víme, jaké to je, že Eve?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?Nous savons ce que vous ressentez, n'est-ce pas Eve ?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Och hennes bror, Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Og hendes bror, Mr. Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Stim cum se simte, nu-i aşa, Eva?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Tudjuk, milyen érzés, nem mi, Éva?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Và anh trai của cô, ông Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Vemo, kako se počuti, kajne, Eva?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- We weten hoe het voelt, niet wij, Eva?
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Wir wissen genau, wie man sich fühlt.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- Τι κάνετε; - Και ο αδελφός της, ο κ. Martin Trowbridge.
- Hislerinizi anlıyoruz, değil mi Eve?- А ее брат, г-н Мартин Троубридж.