Tabii ki anlıyorsunuz.Of course you understand.
Teşekkürler, siz beni gerçekten anlıyorsunuz!Thanks, you do understand me!
Aşık olduğunuz zaman nasıl anlıyorsunuz?How do you know when you're in love?
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Well see how it goes from there.
Şimdi anlıyorsunuz.Now you get it.
Güneş bacasının ne olduğunu anlıyorsunuz.You understand a solar chimney.
Bunun nasıl işlediğini anlıyorsunuz, değil mi?You see how this works, right?
Mükemmel beyaz bir mermer parçası olduğunu anlıyorsunuz.And you see you have a beautiful piece of white alabaster.
Umarım anlıyorsunuzdur.And I hope I'm making sense.
Endüstri çalışanları olarak sizler bunu anlıyorsunuz ama hükümetler anlamıyor.You understand that in industry; governments don't.
Projenin esas amacını anlıyorsunuz.You understand the full scope of the project.
Zeni anlıyorsunuz! sadece biraz.You also understand Zen! Only a little.
Sanırım şu noktada ana fikri anlıyorsunuz.I think you're getting the point at this point.
Anlıyorsunuz, değil mi?You know...
Anlıyorsunuz ya? " Seni umursamıyorum,You know. I don't care about you,
Zorlamayla olmaz, anlıyorsunuz ya?You can't, you know,
Şimdi yüzey integrali çözümlerinin neden yaygın olmadığını anlıyorsunuzdur. -Now you see why you don't see many examples of surface integrals being done.
Evet, fikri anlıyorsunuz.Well, you get the idea.
Artık virüslerin hücrelere nasıl saldırdıklarını anlıyorsunuz.So now you understand how viruses can attack cells.
-- ne dediğimi anlıyorsunuz?But -- you know what I'm saying?
Bunu çabuk gözden geçireceğiz: Anlıyorsunuzdur.We'll go by this a little quickly -- you get the idea.
Eğer orada yaşıyorsanız ne konuştuğumu anlıyorsunuzdur.If you've been there, you know what I'm talking about.
Hepinizin geleceği çok parlak, ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?You all have a bright future, you know what I mean!
Siz ne yazmak istediğimi anlıyorsunuzdur.But I think you get what I'm saying.
Biraz karışık oldu, ama umarım ne demek istediğimi anlıyorsunuz. -I know that's really messy, but hopefully you see what I'm saying.
Yani, kutuya baktığınızda, nasıl çalıştığını anlıyorsunuz.I mean, when you look at the box, and you sort of see how it works.
Sanırım demek istediğimi anlıyorsunuz.I think you get the point.
Tabi ki yanlış anlıyorsunuz.Of course, you got it wrong.
Ve şimdi belki de -- belki --siz de anlıyorsunuz.And now perhaps -- perhaps -- you do too.
Anlıyorsunuz, devrelerin yanması ve neticede vücudunYou know, a burnout, or eventually the body says,
Ve ben " Evet, anlıyorsunuz, bu yavaşlama işi...." diye düşündüm.And I thought, "Yeah, you know, this slowing down thing really does work."
Sanırım nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz.I think you'll see where this is going.
Ne dediğimi anlıyorsunuz, oraya ulaşmak için çok büyük bir uçurum var arada.You know what I am saying, it's just too big of chasm to cross.
Biliyorum, biraz karışık geliyor ama söylediklerimi anlıyorsunuzdur. -I know this gets a little bit messy, but I think you get what I'm saying.
Onların da farklı fikirleri var, anlıyorsunuz ya.They'd have different thoughts, you know.
Ama bu yine, kovadan balık yakalamak olur, anlıyorsunuz değil mi?But that's, again, shooting fish in a barrel, you know, right?
Anlıyorsunuz, bunu değiştirmeliyiz.You know, we have to change it.
Umarım, ilk seferinde yanlış söylemedim. Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.This is u, that's u, and this is v prime.
Sanıyorum anlıyorsunuz, değil mi?I think you see that, right?
Güzel olduğunuzu duymuştum ama politikadan da anlıyorsunuz.I thought you were just an outstanding beauty, but I see you have a good mind for politics, too.
Kamu alanından şahsi alanınıza girdiğinizi anlıyorsunuz.So you went from public space to private space.
Ve acı gerçek şu ki, anlıyorsunuz, her ülkede değil.And the bitter truth really is that, you know, not in many countries.
Umarım bunu kavramsal olarak da anlıyorsunuz, x'le çarpılan iki sayıyı toplamış olduk. -And if you think about it, all we really did (and hopefully you conceptually get it)
Bir parça ünitenin dışına çıkıyorum ama bence ne yaptığımı anlıyorsunuz. -I'm kind of jumping in and out of the units, but I think you get what I'm doing.
Şimdi umarım neden bunu yaptığımı anlıyorsunuzdur.Now, hopefully you'll see why I'm doing this.
Bunu, sessizliğin kalitesinden anlıyorsunuz.You can sense it by the quality of the silence.
Korece anlıyorsunuz, değil mi?Sie verstehen doch Koreanisch, oder?
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Sie wissen nicht, wie es draußen aussieht.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Ze zien ook hoe de fabriek eruit komt te zien.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Dovedeš si asi představit, jak to tu vypadá.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.Επίσης φανερώνει πως παρουσιάζεις εσύ τον εαυτό σου προς τα έξω.
Ancak 20 saniye sonra sistemin nasıl işlediğini anlıyorsunuz ve artık o kadar da etkileyici gözükmüyor.Sau 20 giây đó, mọi thứ vỡ lẽ và bạn nhận ra cách mà nó thật sự làm việc không còn ấn tượng như vậy nữa.
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.所以我觉得我倒要出去看看,外边是什么样子。
O zaman da dışarıdan nasıl göründüğünüzü anlıyorsunuz.외부에서 어떻게 보느냐와 별개예요.
Acı çekmemek ve en azından rahat olabilmek için herkesin kesinliğe ihtiyacı var. Peki, ne anlıyorsunuz bundan?Todos precisam da certeza que podem evitar a dor e sentirem-se confortáveis.
Acı çekmemek ve en azından rahat olabilmek için herkesin kesinliğe ihtiyacı var. Peki, ne anlıyorsunuz bundan?Zekerheid dat pijn wordt vermeden en je op zijn minst prettig kunnen voelen.
Ama bu yine, kovadan balık yakalamak olur, anlıyorsunuz değil mi?Ale to znowu, no wiecie -- bułka z masłem.
Ama bu yine, kovadan balık yakalamak olur, anlıyorsunuz değil mi?Auch wieder so ein ungleicher Wettkampf, oder?
Ama bu yine, kovadan balık yakalamak olur, anlıyorsunuz değil mi?Dar iar, e prea ușor, nu?
Ama bu yine, kovadan balık yakalamak olur, anlıyorsunuz değil mi?다시말해서,여러분도 알다시피,수월한 성공길이죠,그렇죠?