anlıyorlar ile cümle

anlıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kuğular işaretleri anlıyorlar.Swans understand signs.
Tom ve Mary mükemmel şekilde birbirlerini anlıyorlar.Tom and Mary understand each other perfectly.
İkisi Japonca anlıyorlar mı?Do they both understand Japanese?
Hem Tom hem de Mary Fransızca anlıyorlar mı?Do both Tom and Mary understand French?
Tom ve Mary birbirlerini anlıyorlardı.Tom and Mary understood each other.
Onlar birbirlerini anlıyorlar.They understand each other.
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?Are people understanding what I'm trying to say?
Çünkü doğru dinliyorlar, iyi müzikten anlıyorlar.Because they listen carefully, they understand music very well.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.She sees all, hears all and knows all".
Bu temel sorumlulukları arkasında özgürlük anlıyorlar.They understand these basic responsibilities behind freedom.
Bu kültüre dahil olmayı böyle anlıyorlar.It's how they understand access to this culture.
En iyi enstitülerdeki en iyi kafalar genellikle onu yanlış anlıyorlar.The best minds in the best institutions generally get it wrong.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.It's a 40-year-old company, it understands manufacturing.
Ve quantum mekaniğini daha da anlıyorlar.And they're understanding more about quantum mathematics.
Ancak tekrar, bazen ekonomistler yanlış anlıyorlar.Then again, sometimes economists get it wrong.
Ve bu insanlar göçmenlik konusunu anlıyorlar ve konuyu tüm yönleriyle anlamaya çalışıyorlar.Many of my colleagues here at Princeton, Alex Portez, Marta Tienda, Tom
Allah bilir Göller bölgesi havası diyince ne anlıyorlar.Goodness knows what they make of the Lake District weather.
Şempanzeler kadar iyi anlıyorlar mı mesela?Do they understand that as well as the chimps, for example?
Her birine ait erotik bir mesafe var ve bunu anlıyorlar.They understand that there is an erotic space that belongs to each of them.
Aynı zamanda ön sevişmenin gerçek şeyden önce yaptıkları 5 dakikalık bir şey olmadığını anlıyorlar.They also understand that foreplay is not something you do five minutes before the real thing.
Erotik boşluk-mesafenin başkaları ile yatmaya başlamak olmadığını da anlıyorlar.They also understand that an erotic space isn't about, you begin to stroke the other.
Daha sonra, süreç ilerledikçe, şunu anlıyorlar:And then, as they went down, they kind of understood.
Bence eğitimli insanlar bunun bir kırılma noktasına geldiğini anlıyorlar.I think educated people realise that this is reaching a breaking point.
Onlar, sorumluluğun ve demokrasinin ne olduğunu anlıyorlar.They understand what accountability and democracy is.
İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.The fact is they understand but little.
İnsanlar, bunun Türkiye'deki asıl önemli mesele olmadığını artık anlıyorlar.People are now twigging that that’s not necessarily the spectrum that matters in Turkey.
Bence SC’li siyasetçiler bunu giderek daha iyi anlıyorlar.Increasingly, I believe, RS politicians understand this.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Man muss alle Details sehen, verstehste.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Cependant Il voit, sait et entend tout.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Lo conocía todo, lo observaba todo, lo entendía todo.
Çünkü doğru dinliyorlar, iyi müzikten anlıyorlar.Y era buena música, música realmente buena...
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?Le persone capiscono quello che sto tentando di dire?
Çünkü doğru dinliyorlar, iyi müzikten anlıyorlar.Ci passammo e ascoltammo buona musica.
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?Вы понимаете, о чём я говорю?
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Ele vê e sabe tudo.
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?As pessoas vão ouvir o que ela tem a dizer?
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı."Ja wiem, widzę, inni wiedzą, widzą".
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Вона хотіла все знати, все пізнати.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Le vede, le știe, le spune.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Mindent, amit látunk és érzünk.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Βλέποντας οι υπόλοιποι αυτή της την ενέργεια, κατάλαβαν.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Zoomerne – De ser alt, de ved alt..
İnsanlar lanetlenmiş veya kutsanmış olduklarını iş yaşamındaki başarılarına göre anlıyorlardı.神は人間それぞれの行いに応じて、祝福か罰で報いる。
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.凡事總須研究,才會明白。
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?여러분, 무슨 말을 할 것 같습니까?
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.הוא עם המאמינים בכל אשר הם, שומע ורואה הכל.
İnsanlar ne demeye çalıştığımı anlıyorlar mı?Какво ще кажат хората?
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Pasakysi jam viską: visa, ką matei ir kuo stebėjaisi, ir ką girdėjai.
Çünkü doğru dinliyorlar, iyi müzikten anlıyorlar.Hea muusika räägib tõtt ja halb muusika valetab.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.40년이 된 이 회사는 제조업을 잘 알고 있었습니다.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.C'est une société qui existe depuis quarante ans, qui s'y connaît en fabrication.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Det er et 40 år gammelt firma, det forstår sig på produktion.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Es ist eine 40 Jahre alte Firma, die sich auf Fertigung versteht.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Este o companie de 40 de ani, ştie ce înseamnă producţia.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Es una compañía de 40 años, y entiende la fabricación.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.É uma companhia com 40 anos e percebe de fabrico.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Ez egy 40 éves cég, ért a gyártáshoz.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Het bedrijf is 40 jaar oud. Het kent de productie door en door.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.Je to 40 ročná spoločnosť, rozumie výrobe.
40 yıllık bir şirket, üretimden anlıyorlar.To firma z 40-letnią tradycją, która rozumie przemysł wytwórczy.

İlgili Sayfalar