anlıyor ile cümle
anlıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Pero sentimos que hay ocasiones cuando muchos de nosotros —¿saben de lo que hablo?—
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Tapi kita merasa ada saat-saat ketika banyak dari kita - Anda tahu apa yang saya katakan?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Αλλά αισθανόμαστε σα να υπάρχουν φορές όταν πολλοί από εμάς -- καταλαβαίνετε;
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Але ми відчуваємо все-таки, що існує час, коли багато з нас - ви знаєте, про що я кажу?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Но мы чувствуем, будто бывают времена, когда многие из нас — знаете, о чём я?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Но ние се чувстваме, като че ли понякога когато много от нас -- знаете какво имам предвид, нали?
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.De értem, mire céloz: arra, hogy lehet más haszna is a lottózásnak a nyereményen kívül.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Každopádně chápu váš argument, že může být nějaký jiný užitek z nákupu losu než výhra v loterii.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Každopádne rozumiem vášmu argumentu, že môže existovať nejaký iný úžitok z kúpy žrebu, okrem výhry v lotérii.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.그러나 복권에 당첨되는것 이외에도 뭔가 덕보는게 있다는 점에 저도 분명히 동의합니다.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Maar ik zie zeker waar je naar toe wilt: het kopen van een lot levert meer op dan alleen het winnen.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Mais je vois ce que vous voulez dire : il peut y avoir un gain à jouer au Loto, autre que gagner.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Men jeg ser bestemt pointen: at der kan være nogen nytteværdi i at købe en lottokupon, andet end at vinde.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Nhưng chắc chắn tôi hiểu ý anh: rằng có thể 1 số thích mua vé số không chỉ vì thắng thua.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.Но виждам какво имате предвид: може да има друга полза да се купи лотариен билет, освен печалбата.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.אבל אני מבין את הנקודה: ישנה סיבה נוספת לקניית כרטיסי לוטו שהיא לא ניצחון.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.لكن بالتأكيد أرى نقطتك: أنه قد يحدث بعض المنفعة من شراء تذكرة اليانصيب بدلاً عن الفوز.
Ama demek istediğini anlıyorum: piyango bileti almak için kazanmaktan başka sebepler olabilir.宝くじを買うことには当たる以外にも有益性があるという点です ええ 経済学者の言う事を聞かない方がいい理由はたくさんあります
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Aber Deng Xiaoping verstand instinktiv die Wichtigkeit den Menschen eine Auswahl zu geben.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instinktivně chápal důležitost nabídnutí volby lidem.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ale Deng Xiaoping instynktownie rozumiał, jak ważne jest zostawienie ludziom możliwości wyboru.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Dar, Deng Xiaoping a înţeles instinctiv importanţa oferirii de opţiuni poporului.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.하지만 덩샤오핑은 직감적으로 국민들에게 선택의 여지를 줘야한다는 것을 알고 있었습니다.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Maar Deng Xiaoping begreep instinctief het belang van het bieden van keuzes aan zijn mensen.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Ma Deng Xiaoping istintivamente capì l'importanza di offrire scelte alla propria gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Mais Deng Xiaoping avait instinctivement compris l'importance d'offrir des possibilités de choix à son peuple.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping förstod instinktivt det viktiga i att ge valmöjligheter till sitt folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Men Deng Xiaoping forstod instinktivt vigtigheden af at tilbyde muligheder til hans folk.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Namun Deng Xiaoping secara naluriah paham akan pentingnya menawarkan pilihan kepada rakyatnya.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Pero Deng Xiaoping comprendió instintivamente lo importante que era ofrecerle distintas opciones a la gente.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Αλλά ο Ντενγκ Σαοπένγκ ενστικτωδώς κατάλαβε τη σημασία του να προσφέρει επιλογές στους ανθρώπους του.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Але Ден Сяопін нутром відчув, що людям потрібно дати вибір.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дън Ксяопин инстинктивно разбирал важността да се предлагат избори на неговия народ.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.Но Дэн Сяопин интуитивно понимал важность выбора, предоставляемого своим людям.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.אבל דנג קסיופינג הבין אינסטינקטיבית את החשיבות של הצעת אפשרויות חלופיות לאנשיו.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.لكن دنغ شياو بينغ يفهم غريزيا أهمية تقديم خيارات لشعبه.
Ama Deng Xiaoping insanlarına seçenekler sunmanın önemini derinden anlıyordu.国民に選択肢を与えることの重要性でした そこで 中国の全ての国民に
Ama kötü kokmak istemem, anlıyor musun?Pero no me gusta oler mal, ¿de acuerdo?
Ama kötü kokmak istemem, anlıyor musun?Мне надо помыться.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.Ale wiecie co mam na myśli.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Bu u, bu da u ve bu v üssü.Esta es la u, que es la u, y esto es primo de v.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.È chiaro cosa sto dicendo.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.אבל אתם מבינים את הכוונה.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.لكنكم ترون ما أقصد.
Ama, ne demek istediğimi anlıyorsunuz.これは u であり、これは v"です。
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Aber nun, bei den Diskussionsvorbereitungen, erkennen wir, wie wenig wir wissen.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Dar acum, când ne pregătim să discutăm, înţelegem cât de puţine ştim.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.De mostanában, ha egy megbeszélésre készülünk, tisztában vagyunk vele, hogy milyen keveset tudunk.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Jednak teraz, gdy przygotowujemy się do rozmów, rozumiemy jak mało wiemy.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.하지만 이제, 우리는 대화를 준비하면서 우리가 얼마나 아는 것이 거의 없는 지를 알게 되었습니다.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Ma adesso, mentre ci prepariamo a parlare, comprendiamo quanto poco sappiamo.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Maar nu, terwijl we gesprekken voorbereiden, begrijpen we hoe weinig we weten.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Mais maintenant, alors que nous nous préparons à dialoguer, nous réalisons combien nous en savons peu.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Mas agora, quando nos preparamos para dialogar, percebemos quão pouco sabemos.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Nhưng bây giờ, khi chúng ta chuẩn bị đối thoại, chúng ta nhận ra chúng ta biết rất ít.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Pero ahora, al prepararnos para hablar, entendemos qué poco sabemos.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Αλλά τώρα, καθώς ετοιμαζόμαστε να συζητήσουμε, καταλαβαίνουμε το πόσα λίγα ξέρουμε.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Но сега, като се подготвяме за разговори, осъзнаваме колко малко знаем.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.Но сейчас, когда мы готовы к разговору, мы осознаем, как мало мы знаем.
Ama şimdi, konuşmaya hazırlanırken, ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz.אבל עכשיו כשאנחנו נכונים לדבר, אנחנו מבינים עד כמה מעט אנחנו יודעים.