andır ile cümle

andır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ve oluşan şey robotun yuvarlanmasına sebep olan andır.「ローリング」させる力が働きます 一方
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?¿Acaso no es una milicia lo que tiene el hombre en la tierra? ¿No son sus días como los días de un asalariado
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Či nemá človek vojenia na zemi? A jeho dni sú jako dni nájomníka.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?"Eikö ihmisen olo maan päällä ole sotapalvelusta, eivätkö hänen päivänsä ole niinkuin palkkalaisen päivät?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?En stridsmans liv lever ju människan på jorden, och hennes dagar äro såsom dagakarlens dagar.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Er ikke et menneskes liv på jorden en krigstjeneste, og hans dager som en dagarbeiders dager?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Har Mennesket på Jord ej Krigerkår? Som en Daglejers er hans Dage.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Izali czas nie jest zamierzony człowiekowi na ziemi? a jako dni najemnicze nie są dni jego?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?세상에 있는 인생에게 전쟁이 있지 아니하냐 그 날이 품군의 날과 같지 아니하냐
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Le sort de l`homme sur la terre est celui d`un soldat, Et ses jours sont ceux d`un mercenaire.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Manusia itu seperti dipaksa berjuang; hidupnya berat seperti hidup seorang upahan
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Muß nicht der Mensch immer im Streit sein auf Erden, und sind seine Tage nicht wie eines Tagelöhners?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Nem rabszolga élete van-é az embernek a földön, és az õ napjai nem olyanok-é, mint a béresnek napjai?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Người ở thế gian há chẳng có sự chiến trận sao? Niên nhựt người há không phải như đời của người làm mướn ư?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Người_ở thế_gian há chẳng có sự chiến_trận sao ? Niên nhựt người há không phải như đời của người làm_mướn ư ?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Ni li vojna služba človekovo življenje na zemlji in dnevi njegovi enaki dnevom najemnikovim?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Non ha forse un duro lavoro l'uomo sulla terra e i suoi giorni non sono come quelli d'un mercenario
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Porventura não tem o homem duro serviço sobre a terra? E não são os seus dias como os do jornaleiro?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Soarta omului pe pămînt este ca a unui ostaş, şi zilele lui sînt ca ale unui muncitor cu ziua.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?"Wat heeft de mens toch een hard leven op aarde. Zijn zijn dagen niet als die van een gehuurde arbeider?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Zdaliž nemá vyměřeného času člověk na zemi? A dnové jeho jako dnové nájemníka.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Δεν ειναι εκστρατεια ο βιος του ανθρωπου επι της γης; αι ημεραι αυτου ως ημεραι μισθωτου;
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Земният живот на човека не е ли воюване? И дните му не са ли като дните на наемник?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?Не определено ли человеку время на земле, и дни его не то же ли, что дни наемника?
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?הלא צבא לאנוש על ארץ וכימי שכיר ימיו׃
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?أليس جهاد للانسان على الارض وكايام الاجير ايامه.
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?人 在 世 上 豈 無 爭 戰 麼 . 他 的 日 子 不 像 雇 工 人 的 日 子 麼
‹‹Yeryüzünde insan yaşamı savaşı andırmıyor mu, Günleri gündelikçinin günlerinden farklı mı?人 在 世上 豈無爭戰麼 . 他 的 日子 不 像 雇工 人 的 日子麼
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Dan tahukah anda, harumnya lembut, dan baunya sedikit mirip minyak linseed.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.En hij had een geurige zachtheid, en hij rook een beetje naar lijnzaadolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Il avait, vous savez, cette douceur parfumée, ça sentait un peu l'huile de graines de lin.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.In imel je to okusno nežnost in vonj po lanenem olju.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Mělo to svou voňavou jemnost a vonělo trochu lněným olejem.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Miał taką aromatyczną miękkość, pachniał trochę jak olej lniany.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Nos, megvolt az illatos puhasága, és egy kicsit lenolajszagú volt.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Og I ved, den havde denne duftende blødhed, og den lugtede lidt af linolie.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Şi ştiţi, avea o fineţe încântătoare, şi mirosea un pic a ulei de seminţe de in.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Tinha um aroma suave, e cheirava um pouco a óleo de linhaça.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Und, wissen Sie, er hatte diese wohl riechende Weichheit, und er roch ein wenig nach Leinsamenöl.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Un vino delicatamente profumato, con un aroma che ricorda l'olio di lino.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Và bạn biết đấy, nó có một mùi thơm dịu, và có một ít mùi dầu hạt lanh.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.И правда, у него такая мягкость запаха, оно немного пахло льняным маслом.
Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu.Притежаваше една ароматна мекота и миришеше малко на масло от ленено семе.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(57:5) Яд у них – как яд змеи, как глухого аспида, который затыкает уши свои
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,(58:5) Ils ont un venin pareil au venin d`un serpent, D`un aspic sourd qui ferme son oreille,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Au o otravă ca otrava unui şarpe, ca otrava unei aspide surzi, care îşi astupă urechea,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ogudaktiga äro avfälliga allt ifrån modersskötet; de lögnaktiga fara vilse ända från sin moders liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,De ugudelige er avveket fra mors fang av; de som taler løgn, farer vill fra mors liv.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Eltértek a gonoszok fogantatásuk óta; tévelygenek a hazugok anyjok méhétõl kezdve.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Gift har de i sig som Slangen, den stumme Øgle, der døver sit Øre
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Ihr Wüten ist gleichwie das Wüten einer Schlange, wie die taube Otter, die ihr Ohr zustopft,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,저희의 독은 뱀의 독 같으며 저희는 귀를 막은 귀머거리 독사같으니
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Luopuneita ovat jumalattomat äidin kohdusta asti, eksyneitä valhettelijat hamasta äidin helmasta.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Mereka beracun seperti ular berbisa, dan menyumbat telinganya seperti seekor kobra tul
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Nọc độc chúng nó khác nào nọc độc con rắn; Chúng nó tợ như rắn hổ mang điếc lấp tai lại.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Nọc_độc chúng_nó khác_nào nọc_độc con rắn ; Chúng_nó tợ như rắn hổ_mang điếc lấp tai lại .
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Odłączyli się niezbożnicy zaraz od narodzenia; pobłądzili zaraz z żywota matki swej, mówiąc kłamstwo.
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Sono traviati gli empi fin dal seno materno, si pervertono fin dal grembo gli operatori di menzogna
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Strup imajo podoben kačjemu strupu, so kakor gluh gad, ki si maši uho,
Zehirleri yılan zehiri gibidir. Kulakları tıkalı bir kobrayı andırırlar,Têm veneno semelhante ao veneno da serpente; são como a víbora surda, que tapa os seus ouvidos,
İlgili Sayfalar