an ile cümle
an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onların ana dili Fransızca.French is their mother tongue.
Frank Üniversitede Sosyoloji'yi ana dal olarak seçti.Frank majored in sociology at university.
Bayan Brown Japonca anlar.Mrs. Brown understands Japanese.
Brian ev ödevini annesine yaptırır.Brian gets his mother to do his homework.
Futbol maçı şu anda yayında.The football game is now on the air.
İkizlerden biri hayatta, ancak diğer ölü.One of the twins is alive, but the other is dead.
O yüzme havuzunda yüzerken kilitli dolabının anahtarını kaybetti.While swimming in the pool, she lost her locker key.
Bill Tom'a aniden vurdu.Bill dealt Tom a sudden blow.
Bill'in ani tavrı onun yanlış anlaşılmasına neden oluyor.Bill's abrupt manner causes him to be misunderstood.
Bill, şu ana kadar Spot'u yürüyüşe çıkardın mı?Bill, did you take Spot for a walk yet?
Philip, Andrew ve Peter gibi, Bethesda kasabasındandı.Philip, like Andrew and Peter, was from the town of Bethesda.
Piramitler antik çağda inşa edildiler.The pyramids were built in ancient times.
Peter babasından daha çok annesine benziyor.Peter takes after his mother more than his father.
Peter Abd'deki anne babasıyla haftada en az bir kez telefonda konuşur.Peter talks with his parents in the United States on the phone at least once a week.
Bütün yolu sadece onun evden uzakta olduğunu anlamak için yürüdüm.I went all the way to see her only to find her away from home.
Bu harika bir an.This is a great moment.
Güvercin barış anlamına gelir.The dove stands for peace.
Banyo şu an dolu.The bathroom is occupied now.
Otobüs caddenin ortasında aniden durdu.The bus stopped suddenly in the middle of the street.
Başlangıçta onun ne söylediğini anlayamadım.At first, I couldn't figure out what he was saying.
Ananas ve limon gibi asitli meyveler ekşidir.Acid fruits like pineapples and lemons are sour.
İşte anahtarların.Here are your keys.
Nara annesine saygı gösteriyor.Nora looks up to her mother.
Bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?May I bother you for a moment?
Ben bir an için sizi rahatsız edebilir miyim?May I bother you for a moment?
Oyun iptal edildi çünkü aniden yağmur yağmaya başladı.The game was called off because it suddenly started raining.
Yeni Zelanda'ya giderken Los Angeles'ta iki gece konakladık.We stopped over in Los Angeles for two nights on the way to New Zealand.
Onun niçin üniversiteye gitmediğini şimdi anlıyorum.I understand now why he didn't go to a university.
Onun niçin öyle yaptığı benim anlamamın ötesinde.Why he did it is beyond my comprehension.
Patronun bu hafta niçin çok soğuk olduğunu anlayabiliyor musun?Can you figure out why the boss is so unfriendly this week?
Niçin gitmek istediğini anlamak zor.It is difficult to understand why you want to go.
Onun niçin henüz burada olmadığını anlayamıyorum.I cannot make out why he isn't here yet.
John'un niçin aniden gittiğini anlayabiliyor musun?Can you make out why John left so suddenly?
Neden Amerikalı anne ve babalar çocuklarını övüyorlar?Why do American parents praise their children?
Niçin onu bu kadar eleştirdiğini anlamıyorum.I can't understand why you are so critical of him.
Herhangi bir yanlış anlama olmasını istemiyorum.I don't want there to be any misunderstanding.
Şu anda hem Tom hem de Bill tenis oynuyorlar.Both Tom and Bill are playing tennis now.
Annesinden ona yeni bir oyuncak almasını istedi.Tom appealed to his mother to buy a new toy for him.
Tom yeni başladı fakat çabuk anlıyor.Tom's a beginner, but he catches on fast.
Tom dün annesine yardımcı oldu mu?Did Tom help his mother yesterday?
Zavallı Tom şu an üç saattir uyumaya çalışıyor.Poor Tom's been trying to get to sleep for three hours now.
Tom annesinden daha uzundur.Tom is taller than his mother.
Tom Ann'e evini satmasını önerdi.Tom suggested that Ann should sell the house.
Tom'un öfkesi aniden alevlendi.Tom's anger blazed out suddenly.
Dayı Tom benim annemin erkek kardeşidir.Uncle Tom is my mother's brother.
Tony ve annesi şehrin ortasında bir otobüse bindiler.Tony and his mother got on a bus in the middle of the town.
Tony ve annesi çiftliğe geldiler ve çiftlik avlusunda yürüdüler.Tony and his mother arrived at the farmhouse and walked through the farmyard.
Aynı anda ışıklar kesildi.All at once the lights went out.
Gökyüzü aniden kararmaya başladı.The sky suddenly began to darken.
O, annesinden daha güzel değildir.She is no more beautiful than her mother is.
Sırası gelmişken, annemi görmek için gelmek ister misin?By the way, would you like to come and see my mother?
Anahtarlarımı nereye bıraktığım hakkında bir fikrim yok.I have no idea where I left my keys.
Anahtarı nerede buldunuz?Where did you find the key?
Bir yere gidersen, önce annene söylesen iyi olur.If you go anywhere, you had better tell your mother first.
Anlaşılan, yarın yağmur yağacak.Evidently, it's going to rain tomorrow.
Bir yanlış anlama var gibi görünüyor.There appears to be a misunderstanding.
Anlaşılan o eski püskü daire boş.Apparently that shabby flat is vacant.
Onun ne demek istediğini anlayamıyorum.I can't figure out what he means.
Ben onu anlamıyorum.I don't get it.
Lütfen annene çok selam söyle.Please give your mother my best regards.