an ile cümle

an kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Anne babanın tavsiyesini küçümsememelisin.You must not look down upon parents' advice.
Bana annemi hatırlatıyorsun.You remind me of my mother.
Erkek kardeşimin şu anda işi yok.My brother has no occupation now.
Anlaşmanın ayrıntıları sözleşmede belirtilir.The details of the agreement are set forth in the contract.
Şu anda ekonomi iş döngüsünün zirvesinde.The economy is at peak of a business cycle at present.
Polis şu anda kazanın nedenini araştırıyor.The police are now investigating the cause of the accident.
Hiçbir kültürel geçmiş, sanatı anlamak için gerekli değildir.No cultural background is necessary to understand art.
Bu, yardım etmek için gelmiyeceğin anlamına mı geliyor?Does this mean you're not coming to help?
Anlaşıldı. Onu ben götüreceğim.All right. I'll take it.
İki insan birbirini anlarsa evlilik harika bir şey olabilir.Marriage can be a wonderful thing if two people understand each other.
Hem Ken'in annesi hem de arkadaşı, yakında havaalanına varacaktır.Both Ken's mother and her friend will arrive at the airport soon.
Bu değerini anladığınız sağlığınızı kaybedinceye kadar değil.It is not until you lose your health that you realize its value.
Kenji Hindistan yolculuğu hakkında arkadaşlarına bir hikaye anlattı.Kenji told his friends a story about his trip to India.
Bazı insanlar anayasayı değiştirmek istiyorlar.Some people want to amend the constitution.
Anayasaya aykırı davranmamalıyız.We must not violate the Constitution.
Bir köpek aniden bana atladı.A dog suddenly jumped at me.
Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.A big title does not necessarily mean a high position.
Anahtar yakalamıyor.The lock doesn't catch.
Anahtar olmadan odaya giremezdi.Without the key, she could not have entered the room.
Ben anahtarımı bulamıyorum.I can't find my key.
Anahtarı alabilir miyim?May I have the key?
Anahtarı sağa doğru dönder.Turn the key to the right.
Anahtar için çekmeceyi aradım.I searched the drawer for the key.
Anahtarımı arıyorum.I'm looking for my key.
Anahtar odada bırakıldı.The key was left in the room.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Şu an için, hastalığın sebebi bilinmiyor.At present, the cause of the disease is unknown.
Çoğu şu anki kariyerinden bıkmış.Many are fed up with their present careers.
Şu anda işsizlik oranı nedir?What is the unemployment rate at the moment?
Biz şu anda daha fazla erkeğe ihtiyacımız yok.We need no more men at present.
Ortalama yetenekteki işçiler şu anda yılda 10.000 dolardan fazla kazanırlar.The average skilled workers now earn over $10,000 a year.
Şu anda Japonya çapında 200 tane iyi örgütlenmiş satış büromuz var.We currently have 200 well organized sales offices all over Japan.
Şu andaki eğitim sisteminde hangi eksikliği bulabilirsin?What defect can you find in the present system of education?
Modern şiir genellikle anlaşılması en güç olandır.Modern poetry is often most obscure.
Soyut modern sanatı anlamada güçlük çekiyorum, özellikle Mondrian.I have difficulty understanding abstract modern art, especially Mondrian.
Ne söylediğini anlıyorum.I understand what you're saying.
Bir kelimenin anlamını bilmiyorsan bir sözlüğe başvursan iyi olur.You had better consult a dictionary when you don't know the meaning of a word.
Kelimelerin anlamı içeriğe göre değişir.The meaning of words can change according to their context.
Antik bir çanak çıkarıldı.An antique pot was dug out.
Benim için birinin adını anons eder misin?Can you page someone for me?
Ölen kişinin anısına bir anıt dikildi.A monument has been erected to the memory of the deceased.
Ölü bir adamın anısına bir anıt kurmak için bir fon başlatıldı.A fund was launched to set up a monument in memory of the dead man.
Şu andan itibaren sabahleyin çalışalım.From now on, let's study in the morning.
Bir yanlış anlaşılma olduğu görülüyor.It seems that there was a misunderstanding.
Maalesef bir yanlış anlama var.I'm afraid there's a misunderstanding.
Beni yanlış anlamayın.Don't get me wrong.
Yanlış anlaşılmayı düzelttiğin için teşekkürler.Thank you for clearing up the misunderstanding.
Yanlış anlamaları önlemek için sözleşmeyi tekrar incelediler.In order to avoid misunderstandings, they went through the contract again.
Müzakerelerde bir bozulma savaş anlamına gelecektir.A breakdown in the negotiations will mean war.
Ana karayolu üzerinde trafik kazası oldu.The traffic accident took place on the main highway.
Konuşmacı mesajını dinleyicilere anlatamadı.The lecturer couldn't get his message across to the audience.
Konuşmacı bazı kolej günlerinin anıları üzerinde durdu.The lecturer dwelt on some memories of his college days.
Lütfen ana anahtarı getir.Please bring the master key.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.We should not resort to arms to settle international disputes.
Antik halılar özellikle kıymetlidir.Antique carpets are especially valuable.
Antika halılar özellikle değerlidir.Antique carpets are especially valuable.
Şu an keşke Paris'te olsam.I wish I were in Paris now.
Şimdi Tom anne-babasına çok bağlı.Now, Tom depends on his parents very much.
Şu an yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do now.

İlgili Sayfalar