am ile cümle
am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Ama ne yazık ki, bu çok yakında olmayacak.But unfortunately, this will not happen very soon.
Herkes gitmemi istiyor ama canım gitmek istemiyor.Everyone wants me to go, but I don't feel like going.
Bir şey arıyordum ama onu bulamadım.I was looking for something, but couldn't find it.
Bu evler amcamın.These houses are my uncle's.
Amcam zayıf fakat teyzem şişman.My uncle is slim, but my aunt is fat.
Amcam zayıf ama teyzem şişman.My uncle is thin, but my aunt is fat.
Onlardan bazıları sağlıklı ama bazıları değil.Some of them are healthy, but some of them aren't.
Bazı yumurtalar çürük değildi ama onların geriye kalanı çürüktü.Some eggs weren't rotten, but the rest of them were.
Çok sakatlanmış insan vardı ama neredeyse hiçbir insan kayıp değildi.There were many injured people, but hardly any people were missing.
O ürkek görünüyor, ama o aslında iradeli bir kişidir.She seems timid, but she's actually a strong-willed person.
Fiyat düşük ama ayrıca kalite çok iyi değil.The price is low, but then again, the quality isn't very good.
Fiyat düşük ama kalitesi çok iyi değil.The price is low, but the quality isn't very good.
İnsanlar sevmeye başlamayı seçebilirler ama durdurmayı seçemezler.People can choose to start loving, but can't choose to stop.
İnsanlar kolayca sevmeye başlayabilir ama çok kolayca durduramaz.People can easily start loving, but not so easily stop.
Onu aramayı planlıyordum ama fikrimi değiştirdim ve aramadım.I was planning to call him, but changed my mind and didn't.
Kız ona gerçeği söylemek istedi ama söyleyemedi.The girl wanted to tell him the truth, but she couldn't.
Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitli olduğu için açamadım.I tried to open the door, but I couldn't because it was locked.
Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitli olduğu için açılmadı.I tried to open the door, but I couldn't since it was locked.
Saçımı değiştirdim ama onun hoşuna gitmedi.I changed my hair, but he didn't like it.
O filmi defalarca izledim ama onu tekrar izlemek istiyorum.I've seen that movie many times, but I'd like to see it again.
Yemek çok lezzetli değildi ama bunun dışında parti bir başarıydı.The food wasn't very delicious, but otherwise the party was a success.
Biz bazı öğrencilerin geleceğini düşündük ama sınıfta kimse yoktu.We thought some students would come, but there was nobody the classroom.
Uzaklarda ama hala onu seviyorum.She is far away, but I still love her.
Şemsiyemi burada bıraktım ama şimdi onu bulamıyorum.I left my umbrella here, but now I can't find it.
Seni almak için gittim ama sen zaten gitmiştin.I went to pick you up, but you were already gone.
Televizyon kapalı, ama hala sıcak.The TV is off but it is still warm.
Teoride her şey çok güzel ama pratikte işe yarayacak mı?It´s all very well in theory, but will it work in practice?
Biz uçaklarımız vardı ama onları satmak zorunda kaldık.We used to have airplanes, but we had to sell them.
Güzellik bir görüş meselesidir ama çirkinlik evrenseldir.Beauty is a matter of opinion but ugliness is universal.
Bir amfibinin yaşam döngüsü üç aşamadan oluşur: yumurta, larva ve ergin.The life cycle of an amphibian consists of three stages: egg, larva and adult.
Gemi Amerika'ya yüzlerce göçmen taşıdı.The ship carried hundreds of immigrants to America.
Amcam üniversitede İngilizce eğitimi alıyor.My uncle studies English at the university.
Ben senin teklifini takdir ediyorum, ama bunu tek başıma yapmaya çalışmak istiyorum.I appreciate your offer, but I'd like to try to do this on my own.
Ziyaret etmek için güzel bir ülke ama orada yaşamazdım.It's a nice country to visit, but I wouldn't live there.
Edward amcasının servetini miras olarak aldı.Edward inherited his uncle's property.
Edward amcasının menkulünü miras olarak aldı.Edward inherited his uncle's estate.
Benjamin Franklin, Amerikalı bir devlet adamı ve mucitti.Benjamin Franklin was an American statesman and inventor.
George amca evimizi her ziyaret edişinde her zaman bize bir hediye getirdi.Every time Uncle George visited our house, he always brought us a gift.
George Bush, Amerika Birleşik Devletlerinin kırk birinci başkanıdır.George Bush is the forty-first president of the United States of America.
Benjamin Franklin Amerikalı bir politikacı ve mucit.Benjamin Franklin was an American politician and inventor.
Jack yorgundu, ama iyi görünüyordu.Jack was tired, but he looked well.
Jack'in hayatta hiçbir amacı yoktur.Jack has no goals in life.
Babası bir belediye başkanıydı ama o siyasetle ilgilenmek istemiyordu.His father was a mayor, but he didn't want to engage in politics.
Bu benim görüşüm değil, ama sadece benim çevirim.It's not my opinion, but just my translation.
Amma sıkıcı.What a drag!
Deneyeceğim ama sinemaya gelip gelemeyeceğimden emin değilim.I'll try, but I'm not sure if I'll be able to come to the movie theater or not.
Ken sonunda amacına ulaşmıştır.Ken finally accomplished what he set out to do.
Amerikan araçlarda direksiyon sol taraftadır.The steering wheels on American cars are on the left side.
Soda, Amerika'da çok popüler değildir.Fizzy water isn't very popular in the United States.
Yarın Amerika Birleşik Devletleri'ne gidiyorum.I'm going to the United States tomorrow.
Amerika Birleşik Devletleri, kendisini dünyanın en özgür ülkesi olarak hayal ediyor.The United States fancies itself the world's freest nation.
O, Amerika Birleşik Devletleri üzerinden Avrupa'ya gitti.She went to Europe via the United States.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en sevdiğin küçük kasaba nedir?What's your favorite small town in the United States?
O, Birleşik Devletler edebiyatı eğitimi almak için Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti.He went to the United States to study US literature.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki her şehirde bir kütüphane vardır.There is a library in every city in the United States.
Son olarak, o Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti.Lastly, she went to the United States.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İç Savaşı dört yıl sürdü.The United States' Civil War lasted four years.
Japonya'nın saldırısı Amerika Birleşik Devletleri'ni savaşın içine çekmişti.Japan's attack had brought the United States into the war.
Amerika Birleşik Devletleri'nde hayat pahalılığı artıyordu.The cost of living in the United States was rising.
Fransa'daki bir kriz Amerika Birleşik Devletleri için kötü olabilir.A crisis in France could be bad for the United States.