Bu şartlar altında çalışmak imkansız.It's impossible to work in such circumstances.
Tom altmış yaşında emekli oldu.Tom retired at sixty.
Tom yatağın altında.Tom is under the bed.
Tom altı civarında eve gelir.Tom comes home at around six.
O yarın altmış beş yaşına girecek.She will turn sixty-five years old tomorrow.
O bana altından yapılmış lüks bir saat erdi.He gave me a golden luxury watch.
O bana altın bir lüks saat verdi.She gave me a golden luxury watch.
Tom onu altı buçukta uyandırmamı istedi.Tom asked me to wake him at six-thirty.
El tırnak altları, kıymık batmasının en acı verdiği yerlerden biridir.One of the most painful places to get a splinter is under the fingernail.
Üç kere altı on sekizdir.Six times three is eighteen.
Üç kere altı on sekize eşittir.Six times three equals eighteen.
Altı ikiye bölündüğünde üç yapar.Six divided by two equals three.
Saat altıda ayrıldık.We left at 6 o'clock.
Son zamanlarda çok büyük baskı altında kaldım.I have been under a lot of pressure lately.
Altın bir dağ görüyor musun?Do you see a mountain of gold?
Saat altıda başlıyoruz.We are starting at six.
Okuldaki öğretmenlerin sadece yüzde on altısı kadındır.Only sixteen percent of the teachers at the school are female.
Sağlık, altından daha önemlidir.Health is more important than gold.
Kudüs, tüneller ve alt geçitler kentidir.Jerusalem is a city of tunnels and underpasses.
Tom'un durumun altından kalkabilmesi pek mümkün olmayacak.Tom won't likely be able to cope with the situation.
Bugün sıcaklık sıfırın altında.The temperature is below zero today.
Tüm kanımız yaklaşık günde altmış kez böbreklerimizden geçer.All our blood passes through our kidneys about sixty times a day.
Gaz denizin altında bulundu.Gas has been found below the sea.
Tom ve Meryem'e tek maaşla altı çocuk büyütmek zor geliyordu.Tom and Mary found it difficult raising six kids on one income.
Suyun altında ağlamak mümkün mü?Is it possible to cry underwater?
Dünya yabancı işgalciler tarafından saldırı altında.The Earth is under attack by alien invaders.
Altıdan sekize kadar çalışır mısın?Do you work from six until eight?
Tom yatağının altında bir canavar olduğunu söyledi.Tom said that there was a monster under his bed.
İngiltere'de altı gebelikten birisi plansızdır.One in six pregnancies in Britain are unplanned.
Hava sıcaklığı bugün bile sıfırın altında.Even today the temperature is below zero.
Ruslar asla Obama yönetiminin altındaki kadar kötü yaşamadı.The Russians have never lived as bad as under the Obama administration.
Kurbanların bilinmeyen sayısı moloz altında kalmış olabilir.An unknown number of victims may be trapped beneath the rubble.
Bebeğin altını değiştirdikten sonra ellerinizi güzelce yıkamanız çok önemlidir.It is very important that you wash your hands thoroughly after changing a baby's diaper.
O, çocuklarını kontrol altında tutmuyor.She doesn't keep her children under control.
Fare yatağın altında oradan oraya koşturuyordu.The mouse was running around under the bed.
Altı ay içinde Boston'da yeni bir iş bulmayı başaramazsam Şikago'ya döneceğim.If I fail to find a new job in Boston within 6 months, I will return to Chicago.
Nasılsa altıya kadar çalışmam var.I've got practice till six anyway.
Güneş altın gibi parlıyordu.The sun was shining like gold.
Bu bulaşık makinesi çok fazla büyük. Tezgahın altına sığmayacak.This dishwasher is too big. It won't fit under the counter.
Sen sadece hayat sorunlarını halının altına süpürüyorsun.You're just sweeping life's problems under the rug.
Alüminyum altından daha pahalı hale geldi.Aluminium became more expensive than gold.
Altı buçukta seninle görüşeceğim.I'll see you at six-thirty.
Can yelekleri sizin koltukların altında bulunmaktadır.Life vests are located under your seats.
Filistinlilerin işgal altındaki topraklarda içtiği suyun kalitesi nedir?What is the quality of the water that the Palestinians drink in the occupied territories?
Yatağın altında yer var.There is space under the bed.
Bu site 18 yaşın altındaki kişiler için uygun olmayan içerik içeriyor.This site contains content not suitable for persons under the age of 18.
Prenses altından yapılmış bir arabaya bindi.The princess rode in a golden carriage.
Altmış gram rendelenmiş peynir ilave et.Add sixty grams of grated cheese.
Altı ve dört on eder.Six and four are ten.
Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.Starvation and disease were rampant among the lowest classes.
Onun bana aşık olduğu izlenimi altındayım. Ne yapmalıyım?I'm under the impression that she has fallen in love with me. What should I do?
Saat tam altıda burada ol.Be here at six o'clock on the dot.
FBI ajanları 2 hafta boyunca Tom'un evini kontrol altında tuttu.FBI agents staked out Tom's house for 2 weeks.
Altına bakılmadık taş kalmadı.We left no stone unturned.
Başarımız güvence altındadır.Our success is guaranteed.
Mary altın küpelerini taktı.Mary put on her gold earrings.
Tom baskı altında sakindi.Tom was calm under pressure.
Ülkemizin alternatif enerjilere yatırım yapması gerekiyor mu?Does our country need to invest in alternative energies?
Tom yoğun bir baskı altında.Tom is under extreme pressure.
O, kırk yaşındayken on altı tane dili konuşabilirdi.When she was forty, she could speak sixteen languages.