altında ile cümle

altında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Ben en iyi baskı altında çalışırım.I work best under pressure.
Ağacın altında biraz dinlenelim.Let's take a little rest under the tree.
Ağacın altındaki bisiklet benimkidir.The bicycle under the tree is mine.
Bir kütüğün altında bazı yabani mantarlar buldum.I found some wild mushrooms under the log.
Ağacın altında bir bank var.There is a bench under the tree.
Ağacın altında bazı erkek çocukları var.There are some boys under the tree.
Ağacın altında yaşlı bir kadın görüyorum.I see an old woman under the tree.
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Yaşlı adam parasını yer altında saklamaya çalıştı.The old man tried to hide his money under the ground.
Kollarımın altında terledim.I perspired under the arms.
Sağ kolunun altında bir paket taşıyor.He is carrying a parcel under his right arm.
Bu yüzden, geçici işçiler kötü şartlar altında çalışıyorlar.For that reason, temporary workers are working under inferior conditions.
Yatağın altında gizlenme.Don't hide under the bed.
Bu oyunlar yetişkin kategorisi altında listelenmiş.These games are listed under the adult category.
Yatağımın altında bir canavar var.There's a monster under my bed.
Yatağımın altında bir öcü var.There's a boogeyman under my bed.
Nehir tüm bölgeyi sular altında bıraktı.The river flooded the entire region.
Ben battaniyenin altındayım.I am under the blanket.
İçkinin etkisi altında araba sürme.Don't drive under the influence of drink.
Onlar yok olma tehdidi altında.They are in danger of extinction.
Onu masanın altında bıraktılar.They left it under the table.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemez.People under 18 cannot marry.
TV uzaktan kumandası kanepenin altında.The TV remote control is under the couch.
Güneş bulutların altında battı.The sun sunk below the clouds.
El altında ekstra birkaç bataryaya sahip olmak asla kötü bir fikir değil.Having a few extra batteries handy is never a bad idea.
Kraliçe'nin tacı altından yapılmıştır.The Queen's crown was made of gold.
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.You've got dark circles under your eyes.
Gözlerinin altında halkaların var.You've got circles under your eyes.
Gözlerinin altında torbalar var.You've got bags under your eyes.
Birçoğu sömürgecilik altında uzun süre baskı ve zorluktan çekti.Many have long suffered oppression and hardship under colonialism.
Kiraz ağacının altında bir ceset var.There's a dead body under the cherry tree!
Kiraz ağaçlarının altında ölü bedenler var.There are dead bodies under the cherry trees!
Pek çok kişi bu özgürlük bayrağı altında toplandı.Many people gathered under this banner of freedom.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemezler.People under 18 do not marry.
Masanın altındaki bir kedidir.Under the table is a cat.
Ben bu koşullar altında önemli bir baskı gösterdiğimi düşünüyorum.I think I've showed considerable constraint under the circumstances.
Demir altından daha faydalıdır.Iron is more useful than gold.
Bu kadeh altından yapılmış.This goblet is made of gold.
Onların fiyatı bizimkinin altındadır.Their price is below ours.
Hava sıfırın altında otuz derecedir.It's thirty degrees below zero.
Yakıt seviyesi boşun altında.The fuel level is below empty.
Boş torbaları lavabonun altında tutarız.We keep the empty bags under the sink.
O yüzük gerçek altından mı yapılmıştır?Is that ring made of real gold?
Evimizin altındaki böceklerden kurtulmak için bir şirket kiraladık.We hired a company to get rid of the insects under our house.
Amerika'da 18 yaşın altındaysanız küçüksünüzdür.In America, you are a minor if you are under 18 years old.
Mahallem yoksulluk tehdidi altında.My neighborhood is threatened by poverty.
Mary'nin alyansı saf altından yapılmıştır.Mary's wedding ring is made of pure gold.
Nehir köprünün altından akar.The river flows under the bridge.
Mary ceketinin altında iki kazak giyiyor.Mary is wearing two sweaters under her coat.
Tom masanın altında saklanıyor.Tom is hiding under the table.
Mikroskop altında, bazı virüsler oldukça güzel görünür.Under a microscope, some viruses appear quite beautiful.
Bazı vahşi kediler komşumun evinin altında yaşarlar.Some wild cats live under my neighbor's house.
Dostluğun değeri altından daha fazladır.The worth of friendship is greater than gold.
Baskı altında iyi çalışır mısın?Do you work well under pressure?
Güneşin altında yeni bir şey yok.Nothing new under the sun.
O, işkence acısı altında bile bilgileri açıklamadı.He didn't divulge the information, not even under pain of torture.
Kedi sandalyenin altındadır.The cat is under the chair.
Baskı altında daha iyi çalışırım.I work better under pressure.
Uyuşturucu etkisi altında bilincini kaybetti.He lost consciousness under the influence of the anesthetic.
Sağlık altından daha değerlidir.Health is worth more than gold.
İlgili Sayfalar