Peynir sabah altın, öğleden gümüş, akşam kurşundur.Cheese is gold in the morning, silver at noon, and lead in the evening.
Onlar hâlâ kurşunu altına dönüştüremiyorlar.They still can not convert lead into gold.
Lambanın altında ne vardı?What was there under the lamp?
Altın bu alanda çıkarılır.Gold is mined in this area.
Sanırım bu bölgedeki bütün altınları kazıp çıkardık.I think we have mined all the gold in this area.
Tom beni saat altıda alacağını söyledi.Tom said he'd pick me up at six.
Bankın altındaki köpek sizin mi?Is the dog under the bench yours?
Bankın altındaki köpek sana mı ait?Does the dog under the bench belong to you?
Terlikler yatağın altındadır.The slippers are under the bed.
Beş pizza sipariş ederseniz, altıncıyı ücretsiz alırsınız.Order five pizzas, and you'll get the sixth free.
Onun sünnet derisinin altında beyaz salgı vardı.There was smegma under his foreskin.
Ben her sabah her zaman altıda kalkarım.I always rise at six every morning.
Tüm bunlar Tom'un başının altından çıkıyor.Tom is the one that started all this.
Tom Mary'nin çantasını kanepenin altında buldu.Tom found Mary's purse under the sofa.
Masanın altına baktım.I looked under the table.
Arabanın altına baktım.I looked under the car.
Yatağın altına baktım.I looked under the bed.
Koltuğumun altına baktım.I looked under my seat.
Tom yatağının altına saklandı.Tom hid under his bed.
Siyah çizginin altındaki sayıları okuyabilir misin?Can you read out the numbers under the black line?
Altın gümüşten daha değerlidir.Gold is more valuable than silver.
Tom'un otuz yaşın altında olduğunu düşündüm.I thought Tom was under thirty.
Sami altı rakamlı bir maaş alıyor.Sami earns a six-figure salary.
Sami saat altıda camiye girdi.Sami entered the mosque at six.
Sami camiye saat altıda girdi.Sami entered the mosque at six.
Sami altı yıldır Müslüman.Sami has been Muslim for six years.
Sami yaklaşık altı ay önce İslam'ı kabul etti.Sami accepted Islam about six months ago.
Hükümet herkesin altınına el koyuyor.The government is seizing everyone's gold.
Hem Tom hem de Mary hâlâ otuz yaşın altında.Both Tom and Mary are still under thirty.
Tom arka bahçesinde bazı altın paralar buldu.Tom found some gold coins in his backyard.
Tom muhtemelen gözetim altında tutulacak.Tom will probably be put on probation.
Sanırım Tom bunu bilinç altında yaptı.I think Tom did that subconsciously.
Sami artık kırk altı yaşında.Sami is now forty-six years old.
Tom çok ıslanmayacağını umarak ağacın altına bir barınak götürdü.Tom took shelter under the tree, hoping he wouldn't get too wet.
Tom sırt çantasını bir yastık olarak kullanarak ağacın altında uyudu.Tom slept under the tree, using his knapsack for a pillow.
Tom ağacın altında sırt çantasını yastık yapıp uyudu.Tom slept under the tree, using his knapsack for a pillow.
Sanırım o ağacın altındaki ceket Tom'un.I think the coat underneath that tree over there is Tom's.
Tom bir ağacın altında çömeldi.Tom squatted down under the tree.
Bir ağacın altında duruyorum.I'm standing under a tree.
Bir ağacın altında dayanıyorum.I'm standing under a tree.
Ağacın altında duruyorum.I'm standing under the tree.
Tom, hediyeleri Noel ağacının altına koydu.Tom put the presents under the Christmas tree.
Anahtarı paspasın altında ve yakındaki saksının içinde aradım.I looked for the key under the welcome mat and in the nearby flower pot.
Çölde, suyun ağırlığı altın değerindedir.In the desert, water is worth its weight in gold.
Buzdolabının altında bir kertenkele var.There's a lizard under the refrigerator.
Tom büyükbabasının ona verdiği altın sikkeleri arka bahçesine gömdü.Tom buried the gold coins his grandfather had given him in his backyard.
Sanırım Tom hala otuz yaşın altında.I think Tom is still under thirty.
Kendimi oldukça tehdit altında hissettim.I felt quite threatened.
Sami altı tane cinayetle suçlandı.Sami was charged with six counts of murder.
Lazer taramaları, orman altında saklanan eski bir Maya şehrini ortaya çıkardı.Laser scans have revealed an ancient Mayan city hidden under the jungle.
Sami, Leyla'nın kontrolü altındaydı.Sami was under Layla's control.
Sami yaklaşık altı yıl sonra idam edildi.Sami was executed nearly six years later.
Sami otuz altı yaşında ama on yıl daha genç görünüyor.Sami is thirty-six but looks ten years younger.
Sami, Leyla'nın yirmi altı yıllık kocasıdır.Sami is Layla's husband of twenty-six years.
Masanın altında bir sandık var.There is a crate under the table.
İyi sağlık, altından daha değerlidir.Good health is more valuable than gold.
Sami altı çocuğunu geride bıraktı.Sami left his six children behind.
Sami altı çocuğunu arkada bıraktı.Sami left his six children behind.
Sami'nin altı tane sevimli çocuğu vardı.Sami had six adorable children.
Sami dünya çapında altı tane malikaneye sahipti.Sami owned six mansions around the world.