Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Den ultimative bemyndigelse af kunder er at bede dem om ikke at købe.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.De ultieme empowerment van klanten is hen vragen niet te kopen.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Die ultimative Ermächtigung der Kunden erreicht man, indem man sie bittet, nicht zu kaufen.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.El mayor poder que se les da a los clientes se obtiene al pedirles que no compren.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Il più potente senso di legittimazione per i clienti si ottiene chiedendo loro di non comprare.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Když chcete dát zákazníkům největší vliv, požádejte je, aby nekupovali.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Klientów najbardziej zachęca zniechęcanie do zakupu.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.고객에 대한 궁극의 임파워먼트 (권한 위임)는 고객에게 구매하지 말아 달라고 요청하는 것입니다.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.La plus grande prise de pouvoir des clients vient quand on leur demande de ne pas acheter.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.O emponderamento final de clientes é pedir-lhes que não comprem.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Posledným krokom na zmocnenie sa zákazníkov je požiadať ich, aby si tovar nekupovali.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Sumber pemberdayaan para pembeli adalah saat mereka diminta untuk tidak membeli.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Η απόλυτη ενδυνάμωση των αγοραστών είναι να τους ζητήσεις να μην αγοράσουν.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Даването на власт на потребителите е молба да не купуват.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Максимальное доверие к покупателям — это призывать их не купить товар.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.Найважливіше доручення покупцям - це прохання не купувати.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.האצלת הכח האולטימטיבית של הצרכנים היא הבקשה מהם שלא לקנות.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.التمكين الأكبر للعملاء هو أن نطلب منهم عدم الشراء.
Müşterilere denetim vermenin nihai yöntemiyse, satın almamalarını istemekten geçiyor.「買うな」と言うことでしょう アウトドア・ウェアの パタゴニアは
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Perche' non mi lasci almeno questo?
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Porque é que não posso ficar com este???
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Pourquoi tu ne laisserais pas gagner cette fois?
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Warum gönnst du es mir nicht dieses eine mal?
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Γιατί δε μου το χαρίζεις αυτό;
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?Почему вы не оставите меня в покое?
Neden bu seferkini benim almama izin vermiyorsun?そんなこと思ってないってば
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.A on na to: "David, jesteś magikiem, stwórz iluzję nie oddychania, tak będzie znacznie łatwiej."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.A on povedal: "David, si kúzelník, vytvor ilúziu nedýchania, bude to oveľa jednoduchšie."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.A on řekl: "Davide, jsi iluzionista, tak ukaž lidem jen iluzi toho že nedýcháš, bude to mnohem jednodušší."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.친구가 말했죠, "David, 넌 마술사잖아, 숨을 쉬지 않는 장면을 연출해, 그게 더 쉬울꺼야."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Ele disse: "David, tu és mágico, "cria a ilusão de não estares a respirar, e será muito mais fácil."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Et il m'a répondu : "David, tu es un magicien, crée l'illusion de ne pas respirer, ce sera bien plus facile."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Hän sanoi: "David, olet taikuri, luo illuusio hengittämättä jättämisestä, se on paljon helpompaa."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Hij zei: "David, je bent magiër. Creëer de illusie dat je niet ademt, dat gaat veel makkelijker."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi. (Kahkaha)"David, tu esti magician, creeaza iluzia ca nu ai respira, va fi mult mai usor" (Rasete)
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Och han sade, "David, du är en magiker, skapa en illusion av att inte andas, det är mycket lättare."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Og han sagde, "David, du er tryllekunstner, skab illusionen at du ikke trækker vejret, det er meget nemmere."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Và anh ta nói, "David, anh bạn là một ảo thuật gia, tạo ra ảo giác không cần thở, sẽ dễ hơn."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Y me dijo: "David, eres mago, crea la ilusión de no respirar, es mucho más fácil".
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Και μου είπε, "David, είσαι μάγος, δημιούργησε την ψευδαίσθηση ότι δεν αναπνέεις, θα είναι πολύ πιο εύκολο."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.А он сказал: "Дэвид, ведь ты маг! Создай иллюзию отсутствия дыхания — это будет намного проще!"
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.Той каза: "Дейвид, ти си магьосник, измисли някакъв трик, ще ти бъде много по - лесно."
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.והוא אמר "דיוויד, אתה קוסם, תייצר אשליה שאתה לא נושם, זה יהיה הרבה יותר קל. "
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.فقال "ديفيد، أنت ساحر "أوهم الناس أنك لاتتنفس سيكون ذلك أسهل بكثير "
Oda bana "David sen bir sihirbazsın, nefes almama illüzyonu yarat, çok daha kolay olacaktır" dedi.息をしていないように錯覚させたほうが簡単さ" (笑い)
Onu hafife almamalıyız.Debemos tener cuidado con él.
Onu hafife almamalıyız.-Emme voi sännätä tuonne.
Onu hafife almamalıyız.Musimy być ostrożni.
Onu hafife almamalıyız.Não podemos ser descuidados.
Onu hafife almamalıyız.Non va preso troppo alla leggera.
Onu hafife almamalıyız.Vi måste vara försiktiga.
Onu hafife almamalıyız.Vi må være forsigtige.
Onu hafife almamalıyız.Πρέπει να είμαστε προσεκτικοί.
Onu hafife almamalıyız.Нельзя относиться к нему легкомысленно.
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.Dia harusnya tidak menang karena itu bukan foie gras.
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.Ele não deveria ter vencido porque não é "foie gras".
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.El nu ar fi trebuit să câştige pentru că produsul lui nu este foie gras.
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.Er dürfte nicht gewinnen, weil es keine Foie Gras ist.
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.Han borde inte vinna eftersom det inte är "riktig" foie gras.
O ödülü almamalıydı çünkü bu bir foie gras değildi.Hänen ei kuuluisi voittaa, koska se ei olekaan hanhenmaksaa.