Eğer bu takı yanlış ellere geçerse, daha büyük bela olur. Onu geri almalıyız.Si cet objet se retrouve entre de mauvaises mains, cela nous causera des problèmes.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Als we het nachtje door werken, krijgen we overuren betaald.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Dacă lucrăm peste noapte, ar trebui să fim plătiți pentru orele suplimentare.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.일을 밤새 하면 잔업수당을 받아야죠.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız. Neden? Çünkü yorucu ve kendimizi bitkin hissederiz.Za pracę w nocy żądalibyśmy nadgodzin, bo jest męcząca i nas wyczerpuje.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Nếu chúng ta làm việc cả đêm, chúng ta phải được trả thêm giờ.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Podemos brincar a noite inteira.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Se lavorassimo tutta la notte, dovrebbero pagarci gli straordinari.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Si on travail toute la nuit, on doit toucher des heures supplémentaires.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Si trabajamos de noche, tienen que pagarnos horas extras.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Wenn wir über Nacht arbeiten, sollten wir Überstunden bezahlt bekommen.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.А если мы работаем всю ночь, мы требуем за это доплаты.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.Якщо ми будемо працювати всю ніч, нам заплатять понаднормово.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.אם נעבוד לאורך הלילה, ישלמו לנו על שעות נוספות.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.إذا عملنا ليلة إضافية، يجب أن يدفع لنا للوقت الإضافي.
Eğer bütün gece çalışacaksak, fazla mesai almalıyız.うんざりするし疲れるから
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Bylo to vlastně o tom, že pokud jsme naživu, budeme se smát.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Dit ging erom, dat als we in leven waren, we zouden lachen, we zouden ademen, we zouden bestaan.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.E despre faptul că, dacă eram în viață, aveam să râdem.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Eigentlich ging es darum, dass solange wir am Leben sind, wir weiterhin lachen werden.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Era básicamente sobre, si estábamos vivos, íbamos a reír.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.In pratica vuole dire che se fossimo vivi avremmo riso.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Về căn bản nó nói rằng, nếu chúng ta vẫn còn sống, chúng ta vẫn sẽ cười.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Βασικά σήμαινε, αν ήμαστε ζωντανοί, θα γελούσαμε, θα αναπνέαμε, θα υπήρχαμε.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.По большому счёту, она о том, что если мы живы, то мы будем смеяться.
Eğer hayattaysak, gülmeliydik, Nefes almalıydık.Суть її в тому, що якби ми були живі, ми б ходили кудись сміятися.
Eğer radyo operatörü varsa, o da "Durumsal Farkındalık" almalıdır.Jeżeli w załodze znajduje się radiooperator, powinien wybrać "rozeznanie w sytuacji".
Eğer radyo operatörü varsa, o da "Durumsal Farkındalık" almalıdır.Si vous avez un opérateur radio, il devra apprendre " longue vue ".
Eğer radyo operatörü varsa, o da "Durumsal Farkındalık" almalıdır.Wenn es einen Funker gibt, sollte dieser "Weitsicht" besitzen.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Dar daca nu poti sa il returnezi pana maine, va trebui sa iti asumi raspunderea si sa ne compensezi pentru el.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Daripada itu, jika kau tidak mengembalikannya besok, kau harus bertanggung jawab dan mengganti untuk itu.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Dobrze, ale jeśli nie przyniesiesz go do jutra, musisz wziąć odpowiedzialność i zrekompensować to.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Invece, se non riesco a restituirlo entro domani, ti dovrai prendere le responsabilità e ripagarlo.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Si vous ne pouvez pas la rendre demain, vous devrez en prendre la responsabilité et payer pour ça.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Stattdessen, wenn Sie es nich vor morgen zurückbringen können, tragen Sie die Verantwortung und kompensieren.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Αντιθέτως, αν δεν το έχετε επιστρέψει μέχρι αύριο, θα πρέπει να αναλάβετε την ευθύνη και να το πληρώσετε.
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.Вместо этого, верните часы завтра же! Вы должны взять на себя ответственность и компенсировать ущерб!
Eğer yarın iade edemezseniz, bunun yerine, bunun için sorumluluğu almalı ve telafi etmelisiniz.ولكن في المقابل , ان لم تحضريها غدا سيتوجب عليك تحمل المسؤولية و التعويض عن دلك
Eksi 4 numara deneyebilirsiniz ve f almalısınız x 0'dan büyük.Potresti provare il numero -4 e dovresti ottenere f(x) > 0.
Eksi 4 numara deneyebilirsiniz ve f almalısınız x 0'dan büyük.x 0 より大きい。 ここでそれを試みることができます。
Eksi 4 numara deneyebilirsiniz ve f almalısınız x 0'dan büyük.x에 -4를 대입해보면 f(x)의 값이 0보다 큰 것을 확인할 수 있습니다
Eksi 4 numara deneyebilirsiniz ve f almalısınız x 0'dan büyük.Може да пробвате с числото минус 4 и би трябвало да получите f от х е по-голямо от 0.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Dobbiamo essere almeno tanto seri quanto lo siamo stati allora.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Il nous faut au minimum être aussi sérieux que nous l'avons été alors.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.우리는 최소한 그 때 만큼 진지할 필요가 있습니다.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Musimy potraktować to co najmniej równie poważnie jak wtedy.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Potřebujeme být aspoň tak vážní jako jsme byli tehdy.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Precisamos de ser pelo menos tão empenhados como fomos na altura.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Tenemos que ser al menos tan serios como lo fuimos entonces.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Trebuie să fim la fel de serioşi cum am fost atunci.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.We moeten het minstens even hard menen als toen.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Wir müssen wenigstens so ernst an die Sache gehen wie damals.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Πρέπει να είμαστε τουλάχιστον όσο σοβαροί ήμαστε τότε.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Мы должны заняться этим не менее серьёзно, чем тогда.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.Трябва да бъдем поне толкова сериозни, колкото сме били тогава.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.עלינו לעשות מעשה גדול לפחות כמו אז.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.نحتاج لأن نكون على الأقل جادون كما كنا عندئذ.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.今日は四つのうち一つだけ取り上げます
En iyisi gidip yarım kilo meyve almalıyım. .Utratil jsem první tři dolary za tři tabulky čokolády. Kde utratím svůj čtvrtý dolar? Můj čtvrtý dolar.
En iyisi gidip yarım kilo meyve almalıyım. .Zatem czwartego dolara wydaję na pół funta owoców zyskując tyle. I dalej...