Bilet almak için sırada durmalısınız.You must stand in a line to buy the ticket.
Lütfen ölçünüzü almak için bana izin verin.Please allow me to measure you.
Ben yeni adresinizi not almak zorundayım.I have to put down your new address.
Ben haftalardır senden haber almak için can atıyorum.I've been looking forward to hearing from you for weeks.
Senden elli dolar ödünç almak istiyorum.I would like to borrow fifty dollars from you.
Yarın bir tane almak zorundayım.I have to buy one tomorrow.
Beş bin yen bu sözlüğü satın almak için yeterlidir.Five thousand yen is enough to buy this dictionary.
İki adet 45 sentlik pul satın almak istiyorum, lütfen.I'd like to buy two 45-cent stamps, please.
Üç yaşındaki oğlum için bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment for my three-year-old son.
"Bir şeyler satın almak istiyorum" dedi çocuk."I want to buy things," the boy said.
Reçetenizi almak için doktora gidin.Go to the doctor to get your prescription!
Ben biraz hava almak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to get some air.
Evlilikte vermek ve almak eşit olması gerekir.In marriage there should be equal give and take.
Ken bir miktar yumurta satın almak için süpermarkete gitti.Ken went to the supermarket to buy some eggs.
Biletleri almakla ilgileneceğim.I'll see about getting the tickets.
İnsanların kişisel bilgilerini almak ve satmak önemli bir sorun oluyor.The buying and selling of peoples' personal information is becoming a big issue.
Onu almak için daha sonra geleceğim.I'll come to pick it up later.
Gelecekte, zamanında burada almak zorunda.In the future, you have to get here on time.
Bugün onu almak için gelebilirsin.You can come and get it today.
Eşim her gün gıdalar satın almak için köy pazarına gider.My wife goes to the village market to buy foods every day.
Karımı yeni bir araba almaktan vazgeçirdim.I talked my wife out of buying a new car.
Bu sorunu göz önüne almak zorundayız.We have to take this problem into consideration.
Şimdi üç yıldır İngilizce eğitimi almaktayız.We have been studying English for three years now.
Babaannem bir iğne ve iplik almak için eğildi.My grandma bent over to pick up a needle and thread.
Erkek kardeşim, bir araba satın almak için yeterince zengindir.My brother is rich enough to buy a car.
Benim planım bir araba satın almak.My plan is to buy a car.
Hayalim yurt dışında eğitim almak.My dream is to study abroad.
Bunun gibi bir kamera almak istiyorum.I would like to get a camera like this.
Ben bu işin içinde yer almak istemiyorum.I don't want to be involved in this affair.
Ben bu sözlüğü satın almak istiyorum.I want to buy this dictionary.
Bu kitabı almak için yeterli param var.I have enough money to buy this book.
Ben, bir çift kayak botu satın almak istiyorum.I want to buy a pair of ski boots.
O elbiseyi satın almak için yeterli param vardı.I had enough money to buy that dress.
Kitabın bir kopyasını almak istiyorum ama baskısı tükenmiş.I want to buy a copy of the book, but it is out of print.
Kitabı almak için hiç param yok.I have no money to buy the book with.
Onu kaybetme riskini almak istemiyorum.I don't want to risk losing it.
Geri almak için çok miktarda para ödemek zorunda kaldım.I had to pay a large sum of money to get it back.
Onu satın almak için yeterli param var.I have money enough to buy it.
Onu satın almak için yeterli param yok.I haven't got enough money to buy it.
Tom'un işini yapacak birini almak zorunda kalacağım.I will have to take on someone to do Tom's work.
Ben bir hediye satın almak amacıyla bir alışveriş merkezine gittim.I went to the department store with a view to buying a present.
Kalemi almak için eğildim.I bent over to pick up the pen.
İlaç almak zorunda kaldım.I was forced to take medicine.
Müzik eğitimi almak için Avusturya'ya gitmek istiyorum.I would like to go to Austria in order to study music.
Yiyecek bir şey satın almak istiyorum.I want to buy something to eat.
Sanat eğitimi almak için Paris'e gitmek istiyorum.I wish to go to Paris to study art.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
Saatimi kaybettim, bu yüzden bir tane almak zorundayım.I lost my watch, so I have to buy one.
Canım bir araba almak istemiyordu.I didn't feel like buying a car.
Yeni bir fotoğraf makinesi almak istiyorum.I want to buy a new camera.
O mağazada yeni bir ceket almak istiyorum.I would like to buy a new coat at that department store.
Yeni bir bilgisayar almak istiyorum.I want to buy a new computer.
Yeni bir araba satın almak için para biriktiriyorum.I'm saving up to buy a new car.
Birkaç pul almak için postanedeydim.I've just been to the post office to buy some stamps.
Giysileri satın almak için para kullanırım.I use money for buying clothes.
Dolma kalemimi kaybettim. Yarın bir tane satın almak zorundayım.I've lost my fountain pen. I have to buy one tomorrow.
Temizlik için bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment for a cleaning.
İki dolgu almak zorundayım.I had to have two fillings.
Araba fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle, şimdi almak için en kötü zaman.With car prices so high, now is the worst time to buy.