alkışlama ile cümle

alkışlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Yeni öğretmen sınıfa girer girmez öğrenciler alkışlamaya başladı.As soon as the new teacher entered the classroom, the students began to applaud.
Tüm seyirci ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı.The whole audience got up and started to applaud.
Onlar bizi alkışlamadılar.They did not clap for us.
Tom Mary'nin gösterisinden sonra alkışlamadı.Tom didn't clap after Mary's performance.
Ben alkışlama dürtüsüne karşı koyamadım.I couldn't resist the urge to applaud.
Lütfen alkışlamayın.Hold your applause, please.
Tom alkışlamayı durdurdu.Tom stopped clapping.
Herkes alkışlamaya başladı.Everyone started clapping.
Seyirci alkışlamayı bıraktı.The audience stopped clapping.
Seyirci yavaş yavaş alkışlamaya başladı.The audience slowly started to applaud.
Seyirciler aniden alkışlamaya başladılar.The audience burst into applause.
Kalabalık alkışlamaya başladı.The crowd began to applaud.
Diktatör, onu alkışlamadığı için Tom'u vatana ihanetle suçladı.The dictator accused Tom of treason for not applauding him.
Senaristleri alkışlamak gerekir; Jace'in ölümü tam bir sürpriz olarak geldi.You have to hand it to the writers; Joyce's demise came as a complete surprise.
Yoksa, bir soru sorduğumda, cevabınız evetse alkışlamanızı rica edeceğim.Otherwise, when I ask you a question, and if your answer is yes, I'd like you to clap your hands.
Sadece bu iyi çalışmalarının sesini duyurabilmesi için alkışlamak isterseniz.And I'd just like, if you would give him a hand, to call out for his fine work.
Teşekkürler (alkışlama)Thank you. (Applause)
Fizik kanunlarını alkışlamak güzel ama burada olan şey aslındaIt's okay to applaud the laws of physics, but essentially what's happening here
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.My fault. Don't applaud, this was clubs.
Eğer sizden alkışlamanızı istersem -- belki böyle yapabilirim.If I asked you to clap -- maybe I can do this.
Eee o zaman, alkışlamayı bırakın.Well then, stop clapping.
Demin alkışlamayan tek kişi sendin.Earlier, you were the only one who didn't applaud. Ah, really.
Oynadığı filmin sonunda insanların onu alkışlayıp alkışlamadıklarını bilemez.If he works in a movie, he doesn't know that people are going to applaud.
Rio de Janeiro şehrine verildiğini söylemekten onur duyuyorum. (Tezahürat, alkışlama)(Cheering)
Bilselerdi, muhtemelen alkışlamazlardı.And if they did they probably wouldn't applaud.
Bu el alkışlamak için iyi değil.That hand's not so good for clapping.
Bu kesfe liderlik etme niyetindeyim (alkislama)I intend to lead that expedition. (Applause)
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Das Publikum applaudiert und erhebt sich.
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.Ich will nicht einmal berühmt werden.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Le club entier se lèvera et dansera.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Todo el mundo se sorprende al principio, pero empiezan a aplaudir.
Ardından yazarın bakış açısıyla seyircilerin çılgınca alkışlamaları gösterilir.Todavía me parece estar escuchando los aplausos de los hinchas.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Здесь останавливаются и служат молебны все капитаны, когда идут вверх.
Oyunu izleyen herkesin alkışlamasına rağmen Lois Peter'a çok kızar ve yönetmenlik koltuğunu ona bırakır.تحاول الاعتذار بأقصى ما يمكنها، ولكن جان غاضب منها جداً.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Het publiek kan ook de tevredenheid laten blijken door te applaudisseren of door Olé te roepen.
Gene haberde belirtildiği gibi o sahnede ne alkışlama ne de salonu terk eden olmuştur.Myślę, że nigdy w Białym Domu nie było tak dużych nacisków i propagandy jak w tym przypadku.
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.Nikdy bych se nechtěla stylizovat.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Toți ridicau mâinile și aplaudau.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Az első verze alatt mindenki felemeli a kezét, és táncolni kezd.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Họ cũng ca hát, gây tiếng động, hoặc vỗ tay, đập các khúc gỗ vào nhau.
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.礼賛するわけにはいきません。
Ahali bu uğraştan galip çıkan Prensi alkışlamaya koyulur.人格者であり、王子が手討ちにしようとした侍女を救っている。
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.訪問者は、縁起物を渡したり、祝儀を受け取ったり、水をかけられたりする。
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Също така е прието зрителите да не аплодират или ръкопляскат, а да размахват двете си ръце.
Ahali bu uğraştan galip çıkan Prensi alkışlamaya koyulur.Ostaje za vidjeti tko će biti sretan dobitnik ove izuzetno vrijedne nagrade.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Visa publika ploja stovėdama.
Ah. Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.Moja wina, nie bijcie braw, to był trefl.
-alkışlamayın lütfen...Anda tidak perlu bertepuk tangan.
-alkışlamayın lütfen...Bez braw, proszę.
-alkışlamayın lütfen...아직 박수치실 일은 아닙니다.
-alkışlamayın lütfen...làm ơn không vỗ tay.
-alkışlamayın lütfen...Sin aplausos, por favor.
-alkışlamayın lütfen...ללא מחיאות כפיים, בבקשה.
-alkışlamayın lütfen...لا تصفقوا، رجاءً.
-alkışlamayın lütfen...望ましくは
(Alkışlar) Fizik kanunlarını alkışlamak güzel ama burada olan şey aslında(Applaudissements) on peut applaudir les lois de la physique, mais en gros ce qui se passe ici
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.Greşeala mea, nu aplaudaţi, acesta a fost cel de treflă.
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.Ho sbagliato, non applaudite, questo è di fiori.
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.Je m'excuse, n'applaudissez pas, celui-ci est trèfle.
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.실수입니다. 박수안치셔도되요. 클로버였죠.

İlgili Sayfalar