Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Ma intereseaza perceptia asupra celebritatii.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Mich interessiert die Wahrnehmung des Prominenten.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Sino en la percepción de la celebridad.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Sono interessata nella percezione della celebrità.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Tôi chỉ hứng thú với cách nhìn về người nổi tiếng.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Интересувам се от възприятието на знаменитостта.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.Я интересуюсь тем, какими мы представляем знаменитостей.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.אני מתעניינת בתפיסה של הסלבריטי.
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.أنا مهتمة بالتصور الخاص بالمشاهير
Ben bu ünlülerin nasıl algılandıkları ile ilgileniyorum.そして何人かのそっくりさんで作品をつくった結果
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Für mich geht es um das Bemerken. Es geht um das Sehen jenseits des ersten Eindrucks.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.제게 있어선, 미술이란 인식하는 겁니다. 첫 인상 너머의 무엇인가를 보려 하는 거죠. 제게 있어선, 미술이란 인식하는 겁니다. 첫 인상 너머의 무엇인가를 보려 하는 거죠.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Podľa mňa ide hlavne o všímavosť. Pokúsiť sa vidieť veci ďalej za prvý dojem.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Semua tentang perhatian menurut saya. Untuk lebih melihat setelah kesan pertama.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Voor mij gaat het om opmerken Je moet proberen verder te kijken dan je neus lang is.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Według mnie chodzi o zauważanie, o spoglądanie poza to co jest widoczne na powierzchni.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Πιστεύω πως αυτό που χρειάζεται είναι να παρατηρείς τα πάντα. Να κοιτάζεις πίσω από την πρώτη εντύπωση.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.Найважливіше для мене - помічати. Бачити щось більше після першого враження.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.בשבילי זה הכל עניין של תשומת לב. זה הכל עניין של נסיון לראות מעבר לרושם הראשוני.
Bence tamamen fark edebilmekle, ilk izlenimin ötesinde bir şeyi algılayabilmekle alakalı.انها كل شيء ملاحظ، بالنسبة لي. انها كل شيء عن محاولة لرؤية ما وراء الانطباع الأول.
'Ben'den önce 'sen'i algılayamam.Je ne peux percevoir le "tu" avant le "je".
'Ben'den önce 'sen'i algılayamam.No puedo percibir el 'tú' antes que el 'yo'.
'Ben' diyendir. 'Bütün bunları algılayan benim.Ten, kto hovorí, 'Ja', 'Ja som pozorovateľ tohto všetkého.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.At rejse er for mig lidt ligesom at være forelsket, fordi pludselig er alle dine sanser slået "til."
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Att resa är för mig, lite grann som att vara förälskad, för plötsligt är alla dina sinnen påslagna.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Az utazás számomra egy kicsit olyan, mint a szerelem, mert hirtelen minden érzéked bekapcsol.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.여행은 저에게 사랑에 빠지는 것과 비슷합니다. 왜냐하면 갑자기 자신의 모든 감각이 작동하기 시작하거든요.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Le voyage, pour moi, c'est un peu comme être amoureux, car soudainement, tous vos sens sont activés.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Matkustaminen on minusta vähän kuin olla rakastunut, koska yhtäkkiä kaikki aistit ovat valppaina.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Para mim, viajar é um pouco como estar apaixonado porque, de repente, todos os nossos sentidos estão ligados.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Pentru mine a călători e ca și cum aș fi înamorat pentru că, brusc, toate simțurile sunt în alertă.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Reizen is voor mij als verliefd zijn, want opeens staat je bewustzijn 'aan'.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Viaggiare, per me, è un po' come essere innamorati, perché improvvisamente tutti i sensi sono accesi.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Viajar para mí es un poco como estar enamorado, porque de repente todos tus sentidos se "encienden".
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Да пътуваш, за мен е като да си влюбен, защото изведнъж всичките ти сетива се включват.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.Мандрівка для мене є чимось на кшталт закоханості, адже раптово всі твої відчуття "вмикаються".
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.נסיעה, בשבילי, היא קצת כמו להיות מאוהב, היות ופתאום כל החושים נמצאים בסטטוס של "ער".
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.السفر، بالنسبة لي، يشبه الوقوع في الحب، لأنه فجأة تنقلب جميع أحاسيسك الى حالة اشتعال.
Benim için seyahat etmek biraz âşık olmak gibi, çünkü birden bütün algılarınız "açık" olarak ayarlanır.突然すべての感覚の スイッチが入り 世界の秘める側面を 感じ取るようになるのです
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Eu percebo que tudo está como deveria ser.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Ich sehe, dass alle, wie es sein sollte.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız.'Ik zie, dat alles is zoals het zou moeten zijn.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Jag uppfattar att allt är som det ska vara.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Jeg opfatter, at alt er som det skal være.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Je vois que tout est comme il se doit.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız.저는 그것이 있어야로 모든 것을 인식.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Me parece que todo es como debe ser.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız.'Mi accorgo che tutto è come dovrebbe essere.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Saya melihat bahwa semua adalah sebagai seharusnya.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Tôi nhận thức rằng tất cả là vì nó nên được.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Úgy látom, hogy minden úgy van, ahogy lennie kell.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Văd că totul este asa cum ar trebui să fie.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Vidim, da je vse, kot mora biti.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Vidím, že vše je jak má být.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Vidím, že všetko je ako má byť.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Widzę, że wszystko jest jak być powinno.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Ymmärrän, että kaikki on niin kuin pitääkin.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Αντιλαμβάνομαι ότι όλα είναι όπως θα έπρεπε να είναι.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Аз усетих, че всичко е както трябва да бъде.
'Ben, olması gerektiği gibi olduğunu algılarız."Я бачу, що все так і має бути.