alet ile cümle

alet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çok geçmeden "swapper" adında bir alet bulur.Πιθανολογείται ότι λίγο αργότερα αποκτά το ψευδώνυμο «Μοράβας» .
Onlar askeri ve hem de tarım aletleri ile donatılmış edilmişlerdi.Τους εφοδίασε με σπόρους και γεωργικά εργαλεία.
1984’te ayrıca taş aletler ortaya çıkarıldı.Το 1984 ανακαλύφθηκαν τα πρώτα λίθινα εργαλεία.
Çalışmalarda ele geçen buluntular içinde en önemli buluntular iki yüzeyli yontmataş aletlerdir.Τα βασικά έργα του που έχουν διασωθεί είναι δύο μεγάλα ρετάμπλ.
Kemençe en önemli müzik aletidir.Η πιο κρίσιμη φωνή αφέθηκε έξω.
De'Longhi S.p.A, İtalya merkezli bir küçük ev aletleri üreticisidir.Η De'Longhi S.p.A είναι Ιταλική κατασκευάστρια εταιρεία με έδρα το Τρεβίζο της Ιταλίας.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Βαρομετρική τάση, για την ατμοσφαιρική πίεση στη μετεωρολογία.
Bu cihazlar, kısaca POS veya diğer adı olarak POS aleti olarak da bilinir.Οτιδήποτε σταλεί μέσω του ταχυδρομικού συστήματος ονομάζεται Αλληλογραφία ή Ταχυδρομείο.
Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir.Η κλεψύδρα είναι εργαλείο μέτρησης χρόνου.
Aletler alt düzey donanım / yazılım içerir.Τα εργαλεία περιλαμβάνουν φυσικά εξαρτήματα/λογισμικό χαμηλότερου επιπέδου.
İsmi yalnızca aletlerinin üstünde yazar.Είναι ο μόνος που στα έγγραφά της αποκαλείται με το όνομά του.
Çeşitli nesneleri yerinden oynatmakta kullanılan aletler.Κάποια αντικείμενα σπάνε μετά από έναν αριθμό χρήσεων.
Bosch-Siemens Hausgeraete GmbH 1967'de kuruldu (ev aletleri).Το 1976 αγοράστηκε από την Bosch-Siemens Hausgeräte GmbH.
Kendilerine verilen sihirli çalgı aletleri sayesinde karşılaştıkları tehlikelerden kurtulurlar.Γεννούνταν από θεότητες, που τους περνούσαν τις μαγικές τους ικανότητες.
Tarım da modern tarım aletleri kullanılmaktadır.Η γεωργία και η κτηνοτροφία γίνονται με σύγχρονα επιστημονικά μέσα.
Camera lucida özel aydınlatma istemeyen hafif ve taşınabilir bir alettir.Camera lucida er et let, bærbart apparat, der ikke kræver specielle lysforhold.
Apollo uçuşlarının tamamında bilimsel ölçüm aletleri, Ay yüzeyine yerleştirildi.Alle de landende Apollo-missioner installerede videnskabelige instrumenter på måneoverfladen.
Bir taş alet en genel anlamda taştan kısmen veya tamamen elde edilmiş herhangi bir alettir.Et stenredskab er ethvert redskab, der er lavet helt eller delvist af sten.
Antropologlar alet kullanımının insanın evriminde çok önemli bir aşama olduğu görüşündedir.Antrolopoger mener at brugen af redskaber var et vigtigt trin i den menneskelige evolution.
Püfür sıradan bir çakmak gibi görünen Dumbledore'un icat ettiği alettir.Deluminatoren er et lille aggregat, der ligner en lighter, som Dumbledore har opfundet.
Aletler ve teçhizatlar getirtildi.Tropper, penge og udstyr blev samlet.
RVR -mümkünse- aletle ölçülmüş değerdir.Electromotive Force – er en værdi der måles i Volt.
Çalgı aleti çaldığında gerçekten Papagena’yı çağırır, Papagena ortaya çıkar.De anbefaler ham at spille på de magiske klokker for at tilkalde Papagena.
Eğer kanlı alet çoksa kan çözücü de konulabilir.Hvis de får chancen kan de også leve af menneskeblod.
Nağara bir çalgı aletidir.Et stykke med Naser.
Stanford Üniversitesi'ndeki eğitimi boyunca lazer sistemleri ve optik aletler üzerine çalışmalar yürüttü.Allerede i skolen lavede han forsøg med elektrostatiske apparater og induktionsapparater.
Bu alete Kavela da denir.Det er dét, der kaldes kasus.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.De hjælpemidler man benyttede var primitive.
Aynı şampiyonada denge aletinde gümüş madalyanın sahibi olmuştur.Drengeholdet vandt i samme turnering sølv.
Bizim için bilgisayar hacklemek için aletler yapar.Der arbejdes på at lave dataformater i XML.
Tamirci Manny'nin 7 tane aleti vardır.Megagametofytten har kun syv celler.
Çelik silahlar ve aletler, bronzdan yapılan benzerleriyle hemen hemen aynı ağırlıkta fakat daha sert olurlar.Våpen og redskap i stål var omtrentlig av samme vekt som dem av bronse, men sterkere.
Babası Charles-Joseph Sax da bir müzik aletleri yapımcısıydı.Hans far, Charles Joseph Sax, var også instrumentmaker.
Jungfrau-Aletsch koruma alanı Alplerdeki en büyük buzulları içerir.Verneområdet Jungfrau-Aletsch er det mest brerike området i Alpene.
Northrop kâğıt uçakları test aletleri olarak kullanarak gerçek uçakların tasarımlarını keşfetmeye çalışmıştır.Northrop brukte papirfly som modeller for sine ideer om ekte fly.
Alethinophidia kör yılanlar ve ipliksi yılanlar dışındaki bütün yılanları kapsayan infra takımdır.Alethinophidia er en delgruppe av slanger som omfatter alle nålevende slanger, unntatt ormeslangene.
"Acaba neye yarar bu alet?«Kan eg gjør någe med det?»
Bir taş alet en genel anlamda taştan kısmen veya tamamen elde edilmiş herhangi bir alettir.Steinredskap er ethvert redskap som er produsert helt eller delvis ut av stein.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Et barometer er et instrument som brukes til å måle atmosfærisk lufttrykk.
Kendini kendi elleriyle yaptığı ev aletleriyle yapılmış zırhıyla korumaya çalışmaktadır.Familien blir derfor tvunget til å beskytte seg med de våpen som fins i huset.
Alet, adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin'den alır.Giljotinen er oppkalt etter legen og politikeren Joseph-Ignace Guillotin.
El feneri - Işık vermeye yarayan bir el aleti.Refleks (utstyr) – Et hjelpemiddel for å reflektere lys.
Yontmataş buluntuları obsidiyen ve çakmaktaşından kesiciler ve kazıyıcı aletlerdir.Noen av artene kan gjøre skade på oljepalmer og daddelpalmer.
Bart, Homer'ın güneş tutulması için yaptığı aleti bozar.Bart spør Homer om hva han skal gjøre.
Bu işlemlere ilave olarak sıcaklık da devamlı ölçülür, sıcaklık aletleri kalibre etmekte kullanılır.Temperaturen må også måles, siden den påvirker kalibreringen av disse sensoarene.
Tarım modern alet ve makinalar kullanılarak yapılmaktadır.Taktekkingsarbeid utføres med moderne maskiner og utstyr.
Çatal bıçak takımı, yemek yemede kullanılan aletlerdir.Dessertkniv er en kniv til å spise dessert med.
Yazılımsal kaynaklı bazı durumlarda alet back-up ile eski haline getirilebilir.Factoring, i noen form, kan noteres tilbake til antikken.
Elektronik müzik aleti, elektronik aygıtlar kullanarak ses üreten bir müzik aletidir.Röyksopp er en musikkgruppe som spiller elektronisk musikk.
Çünkü bu nano aletlerin özel düzenlenmiş nanofabrikalarda üretilmesi gerekmektedir.Disse stoffene blir produsert av organismen i spesielle kjertler.
1881'de ateş kullanarak cerrahi aletlerin sterilize edilmesini teşvik etti.Ozon ble i 1856 brukt til sterilisering av operasjonsutstyr.
Yelölçer ya da Anemometre, rüzgar/hava hızını ölçen alettir.Et anemometer eller en vindmåler måler vindhastighet og vindretning.
Orta Çağ'da tarımdaki hemen hemen her işlem el aletleriyle yapılıyordu.All matlagning i middelalderen skjedde med hjelp av ild.
Görsel olarak ya da elektronik aletler kullanılarak gerçekleştirilebilir.Hal ini dapat dilakukan secara visual atau dengan menggunakan perangkat elektronik.
Bir taş alet en genel anlamda taştan kısmen veya tamamen elde edilmiş herhangi bir alettir.Alat batu adalah alat yang dibuat sebagian atau seluruhnya dari batu.
İnsansı robotlar birçok bilim dalında araştırma aletleri olarak kullanılmaktadırlar.Robot humanoid digunakan sebagai alat riset pada beberapa area ilmu pengetahuan.
Ayrıca elçiye bir "biz" (dikiş aleti) vermelerini ister.Maka rasul memerintahkan kepada kami untuk membunuhnya."
Michelson, bu aleti Edward Morley ile beraber ünlü Michelson-Morley deneyinde kullanmıştır.Interferometer ini digunakan oleh Michelson untuk percobaan Michelson-Morley bersama dengan Edward Morley.
AGG'nin Very Large Telescope'undaki FORS2 âletiyle aldığı fotoğrafı.Gambar yang diambil dengan instrumen FORS2 pada Very Large Telescope ESO.
Barometre, atmosfer basıncını ölçmeye yarayan alet.Barometer adalah sebuah alat yang digunakan untuk mengukur tekanan udara.

İlgili Sayfalar