aldırma ile cümle
aldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Saya mengucapkan microseconds dengan arti yang salah jadi abaikan saya.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Teraz użyję pojęcia mikrosekund nieprawidłowo, ale puśćcie to mimo uszu.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Zde užívám špatně mikrosekundy, tak si jich prosím nevšímejte.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Χρησιμοποιώ λανθασμένα τα μικρο δευτερόλεπτα εδώ, απλά αγνοήστε το.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Зараз я не вірно використовую мікросекунди, тож будь-ласка не зважайте на мене.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Сега, използвам микросекундите погрешно тук, така че ви моля да ме извините.
Ben burada mikrosaniyeleri yanlış kullanıyorum, lütfen bana aldırmayın.Сейчас я неправильно использую микросекунды, пожалуйста, не обращайте на меня внимания.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Anak yang arif memperhatikan bila ayahnya memberi petuah; orang sombong tak mau menerima teguran
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.bölcs fiú [enged] atyja intésének; de a csúfoló semmi dorgálásnak helyt nem ád.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Con khôn ngoan nghe sự khuyên dạy của cha; Song kẻ nhạo báng không khứng nghe lời quở trách.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Con khôn_ngoan nghe sự khuyên dạy của cha ; Song kẻ nhạo_báng không khứng nghe lời quở_trách .
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Ein weiser Sohn läßt sich vom Vater züchtigen; aber ein Spötter gehorcht der Strafe nicht.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.El hijo sabio acepta la disciplina de su padre, pero el burlador no escucha la corrección
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.En vis son hör på sin faders tuktan, men en bespottare hör icke på någon näpst.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.En vis sønn hører på sin fars tilrettevisning, men en spotter hører ikke på irettesettelse.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Il figlio saggio ama la disciplina, lo spavaldo non ascolta il rimprovero
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.지혜로운 아들은 아비의 훈계를 들으나 거만한 자는 꾸지람을 즐겨 듣지 아니하느니라
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Múdry syn prijíma kázeň otcovu, ale posmievač nepočúva žehrania.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.O filho sábio ouve a instrução do pai; mas o escarnecedor não escuta a repreensão.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Sin moder posluša pouk očetov, a zasmehovalec ne posluša nobenega svarjenja.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Syn mądry przyjmuje ćwiczenie ojcowskie, ale naśmiewca nie słucha strofowania.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Syn moudrý přijímá cvičení otcovo, ale posměvač neposlouchá domlouvání.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Un fils sage écoute l`instruction de son père, Mais le moqueur n`écoute pas la réprimande.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Un fiu înţelept ascultă învăţătura tatălui său, dar batjocoritorul n'ascultă mustrarea. -
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Viisas poika kuulee isän kuritusta, mutta pilkkaaja ei ota nuhdetta kuullaksensa.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Viis Søn elsker tugt, spotter hører ikke på skænd.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Ο σοφος υιος δεχεται την διδασκαλιαν του πατρος ο δε χλευαστης δεν ακουει ελεγχον.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Мудрый сын слушает наставление отца, а буйный не слушаетобличения.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.Мъдрият син слуша бащината си поука, А присмивателят не внимава на изобличение.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.בן חכם מוסר אב ולץ לא שמע גערה׃
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.الابن الحكيم يقبل تأديب ابيه والمستهزئ لا يسمع انتهارا.
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.智 慧 子 聽 父 親 的 教 訓 . 褻 慢 人 不 聽 責 備
Bilge kişi terbiye edilmeyi sever, Alaycı kişi azarlansa da aldırmaz.智慧 子 聽 父親 的 教訓 . 褻慢人不聽責備
Böylece aldırmadık.Así que desobedecimos.
Böylece aldırmadık.Deci, nu l-am ascultat.
Böylece aldırmadık.Deshalb waren wir ungehorsam.
Böylece aldırmadık.Nên chúng tôi không nghe theo.
Böylece aldırmadık.Neuposlechli jsme ho.
Böylece aldırmadık.On a désobéi.
Böylece aldırmadık.Portanto desobedecemos.
Böylece aldırmadık.Quindi, disobbedimmo.
Böylece aldırmadık.Så vi lydde inte.
Böylece aldırmadık.Takže sme neposlúchli.
Böylece aldırmadık.We gehoorzaamden niet.
Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.Így hát nem fogadtunk szót és sokkal magasabbra szálltunk a sebességünket megduplázva.
Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.그래서 우리는 기상학자의 말을 무시하고, 더 높은 고도에서 두 배의 속도로 날았습니다.
Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.Postąpiliśmy inaczej -- lecieliśmy znacznie wyżej i dwa razy szybciej.
Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.אז, המרנו את פיו, טסנו הרבה יותר גבוה, ובמהירות כפולה.
Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.لذا لم نتبع تعلمياته وقررنا الارتفاع اكثر وان نضاعف السرعة اكثر
Böylece aldırmadık.Затова не се подчинихме.
Böylece aldırmadık.Поэтому, мы не послушались.
Böylece aldırmadık.高度を上げ 速度を倍にしました
Bu bir şaka olmalı. Aldırma anne. Birşey olmayacak.Detta måste nästan vara ett skämt.
Bu bir şaka olmalı. Aldırma anne. Birşey olmayacak.Trebuie să fie o glumă. stai liniştită, mamă.
Bu konuda bişey yapıyor olmanız gerekmiyor mu? Neden hala aldırmadınız?"뭔가 해야하지 않나요? 왜 그걸 제거하지 않는거죠?"
Bu konuda bişey yapıyor olmanız gerekmiyor mu? Neden hala aldırmadınız?"אתה לא אמור לעשות משהו לגבי זה? למה לא הסרת את זה?"
Bu konuda bişey yapıyor olmanız gerekmiyor mu? Neden hala aldırmadınız?"الا يجب عليك فعل شئ بخصوص هذا ؟ الا يجب ان يمحى هذا الشئ؟"
Bu konuda bişey yapıyor olmanız gerekmiyor mu? Neden hala aldırmadınız?"他の子供達は好奇心から 近づいては腫瘍を突きます
Bu nedenle genelde kapı ziline aldırmam, ama o gün cevap veresim tuttu.Also, normalerweise ignoriere ich einfach die Türklingel, aber an diesem Tag ging ich an die Tür.
Bu nedenle genelde kapı ziline aldırmam, ama o gün cevap veresim tuttu.Általában tehát csak figyelmen kívül hagyom a csengőt, de ezen a napon válaszoltam.