aldırma ile cümle
aldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Mirad, mirad, por morir tan miserable.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak. Olarak karar, senin aşkın için sana, git,주의를 받아 비참 같은 죽을,주의 가져가라. 로 해주겠다고했습니다, 그대 사랑하는 그대, 어서 잡으세요,
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak. Olarak karar, senin aşkın için sana, git,يأخذوا حذرهم ، يأخذوا حذرهم ، ليموت مثل بائسة. تذهب ، والحصول على حب اليك خاصتك ، كما كان مرسوما ،
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak. Olarak karar, senin aşkın için sana, git,それ故に、彼女の部屋を登ると、彼女を慰める:時計が設定されるまで、しかし、見て、なたは、ないまま
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Pazite, da pazi, za take die nesrečen.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Prenez garde, prenez garde, pour mourir ces malheureux.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Sehet zu, in acht nehmen, für eine solche sterben elend.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.State attenti, state attenti, per morire così miserabile.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Tag er i akt, ta sig i akt, för sådana dö olycklig.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Uważajcie, baczcie, takich umrzeć nieszczęśliwy.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Varokaa, varokaa, tällaisen kuolee kurja.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Vigyázz, vigyázz, az ilyen meghal szerencsétlen.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Vogt, tage sig i agt, for en sådan dør elendigt.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Ziet toe, te nemen, acht voor een dergelijke sterven ellendig.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Προσέχετε, να λάβει σοβαρά υπόψη, για την εν λόγω πεθάνει άθλια.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Берегитесь, берегитесь, для таких умирают несчастными.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.Внимавайте, внимавайте, за такива умре нещастен.
Aldırmak, sefil gibi ölmek için, aldırmak.השמר, לשים לב, כי למות כזה עלוב.
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.그러나 전 이 전혀 프로젝트에 대한 자격이 없었고, 아주 너무 터무니없었죠,, 그리고 그 개요를 너무 필사적으로 무시해서,
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.אבל הייתי כל כך לא כשירה לעבודה הזו וכל כך מגוחכת והתעלמתי מההנחיות בצורה כה נואשת
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.لكنني كنت غير مؤهلة للعمل في هذا المشروع وكنت سخيفة إلى أبعد حد وتجاهلت التقديم تماما
Ama bu proje için tamamen niteliksiz, tamamen saçma, umutsuz ve özetle aldırmazdım.あまりに滑稽で 彼らの依頼も 完全に無視 だからこそ - このアイデアが 気持ちよく受け入れられるだろう -
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Aber sie verachteten das und gingen hin, einer auf seinen Acker, der andere zu seiner Hantierung;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni nedbali a odišli, ktorý na vlastné pole, ktorý po svojom kupectve,
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni nedbavše na to, odešli, jiný do vsi své a jiný po kupectví svém.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ale oni zaniedbawszy odeszli, jeden do roli swojej, a drugi do kupiectwa swego;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Dar ei, fără să le pese de poftirea lui, au plecat: unul la holda lui, şi altul la negustoria lui.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.De azok nem törõdvén vele, elmenének, az egyik a maga szántóföldjére, a másik a maga kereskedésébe;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Eles, porém, não fazendo caso, foram, um para o seu campo, outro para o seu negócio;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti."저희가 돌아보지도 않고 하나는 자기 밭으로, 하나는 자기 상업차로 가고"
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Ma costoro non se ne curarono e andarono chi al proprio campo, chi ai propri affari
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Mais, sans s`inquiéter de l`invitation, ils s`en allèrent, celui-ci à son champ, celui-là à son trafic;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de aktade icke därpå, utan gingo bort, den ene till sitt jordagods, den andre till sin köpenskap.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de brøde sig ikke derom og gik hen, den ene på sin Mark, den anden til sit Købmandsskab;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Men de brydde sig ikke om det og gikk sin vei, den ene til sin aker, den annen til sitt kjøbmannskap;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Mutta he eivät siitä välittäneet, vaan menivät pois, mikä pellolleen, mikä kaupoilleen;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Nhưng họ không đếm xỉa đến, cứ việc đi đường mình; kẻ nầy đi ra ruộng, kẻ kia buôn bán;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Nhưng họ không đếm_xỉa đến , cứ_việc đi đường mình ; kẻ nầy đi ra ruộng , kẻ kia buôn_bán ;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Oni pa niso marali in so odšli, eden na polje svoje, drugi pa po kupčiji svoji.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Pero ellos no le hicieron caso y se fueron, uno a su campo, otro a su negocio
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Εκεινοι ομως αμελησαντες απηλθον, ο μεν εις τον αγρον αυτου, ο δε εις το εμποριον αυτου
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Вони ж, занехавши, пійшли собі, один на хутір, другий до свого торгу;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.Но они, пренебрегши то, пошли, кто на поле свое, а кто на торговлю свою;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.но те занемариха поканата, и разотидоха се, един на своята нива, а друг на търговията си;
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.והם לא שתו לבם לזאת וילכו להם זה אל שדהו וזה אל מסחרו׃
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.ولكنهم تهاونوا ومضوا واحد الى حقله وآخر الى تجارته.
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.那 些 人 不 理 就 走 了 . 一 個 到 自 己 田 裡 去 . 一 個 作 買 賣 去
‹‹Ama davetliler aldırmadılar. Biri tarlasına, biri ticaretine gitti.那些 人 不理 就 走了.一 個 到 自己 田 裡去.一個作買 賣去
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Addirittura, a volte i genitori dubitano che sia un bene rimuovere queste malformazioni.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Det händer faktiskt att föräldrar diskuterar om de ens borde ta bort skadan.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Dokonce se někdy rodiče hádají o to, zda-li by jejich děti měly mít tyto léze odstraněny.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.En fait, les parents discutent parfois sur le bien fondé de faire enlever la lésion de ces enfants.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.En realidad, a veces los padres discuten si debería eliminarse la lesión de estos niños.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.사실, 때때로 부모들은 아이들의 환부를 제거해야만 할지에 대해서 논쟁을 합니다.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Na verdade, às vezes os pais discutem sobre se deveriam remover a lesão destas crianças.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Soms zijn de ouders ertegen dat het letsel bij deze kinderen moet worden verwijderd.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Tatsächlich diskutieren die Eltern manchmal darüber, ob die Wucherungen dieser Kinder entfernt werden sollen.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Thật ra, thỉnh thoảng bố mẹ cãi nhau về việc là những em bé này có nên lấy phần da chết ra hay không.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Uneori părinții chiar nu se pun de acord dacă excrescența acestor copii ar trebui îndepărtată sau nu.
Aslında, bazen ebeveynler bu çocukların lezyonlarını aldırıp aldırmaması konusunda tartışırlar.Właściwie, to czasami rodzice spierają się, czy tym dzieciom powinno się usunąć zmiany chorobowe.