aldılar ile cümle
aldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Au cumpărat două mașini - au avut un buget mai mare decât al meu.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Compraron dos autos —me imagino que tienen un mejor presupuesto que yo—.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.De købte to biler, og jeg tror de har bedre budgetter end jeg.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Hanno acquistato due auto, e mi sa che hanno budget più elevati dei miei.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Họ đã mua hai chiếc xe, và tôi đoán họ có ngân sách nhiều hơn hơn tôi.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Ils ont acheté deux voitures -- j'imagine qu'ils ont de meilleurs budgets que moi.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.그들은 자동차 두 대를 샀습니다. 저보다 예산이 더 많나 보네요. (웃음)
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Koupili hned dvě auta, asi měli lepší rozpočet než já.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Kúpili dve autá, asi majú lepší rozpočet ako ja.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Vettek két autót - fogadok, kicsit nagyobb volt a költségkeretük, mint az enyém.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Ze kochten twee auto's. Waarschijnlijk hebben ze een groter budget dan ik. Ze kochten twee auto's.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Αγόρασαν δύο αυτοκίνητα, και υποθέτω πως έχουν καλύτερο προϋπολογισμό από μένα.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.Они купили два автомобиля и, скорее всего, их финансы получше моих.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.הם קנו שתי מכוניות, ונראה לי שיש להם יותר תקציב מאשר לי.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.اشتروا سيارتين، وعلى ما اعتقد لديهم ميزانية أفضل مما لدي.
İki araç satın aldılar ve sanırım benden daha iyi imkanları var.きっと私より予算があったのでしょう 最初の脅威モデルでは
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.A Nemzeti Kongresszusi székek 17,5%-át nők nyerték meg az első választásokban 52 éve.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.As mulheres ganharam 17,5 % do Congresso Nacional nas primeiras eleições em 52 anos.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Femeile au câştigat 17.5% în Congresul Naţional, în primele alegeri în 52 de ani.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Frauen gewannen 17,5 Prozent des Nationalkongresses in den ersten Wahlen seit 52 Jahren.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Kobiety stanowią 17,5% w Kongresie Narodowym po pierwszych wyborach od 52 lat.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Las mujeres ganaron un 17,5% del Congreso Nacional en las primeras elecciones en 52 años.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Le donne hanno vinto il 17,5% al Congresso nazionale nelle prime elezioni dopo 52 anni.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Vrouwen wonnen 17,5 procent van het Nationaal Congres bij de eerste verkiezingen sinds 52 jaar.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Ženy v historicky prvých voľbách po 52 rokoch vyhrali 17,5 % kresiel v Národnom kongrese.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Ženy vyhrály 17,5 procent křesel v Národním kongresu v prvních volbách, které se konaly po 52 letech.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Οι γυναίκες κατέκτησαν το 17,5% των θέσεων στο Εθνικό Κογκρέσο στις πρώτες εκλογές μετά από 52 χρόνια.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Жените спечелиха 17,5 процента от Националния Конгрес в първите свободни избори от 52 години насам.
İlk seçimlerde, son 52 yılda ilk defa kadınlar, Ulusal Meclis'in yüzde 17.5'i oranında oy aldılar.Женщины выиграли 17,5% голосов на выборах в Национальный конгресс впервые за 52 года.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.A pobrali všetku korisť i všetko, čo sa dalo vziať na ľuďoch i na hovädách.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Au luat toată prada şi toate jafurile de oameni şi dobitoace;
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.A všecku loupež i všecky kořisti pobravše, lidi i hovada,
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.cũng lấy đem theo hết thảy của đoạt được, bất kỳ người hay vật.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.cũng lấy đem theo hết_thảy của đoạt được , bất_kỳ người hay vật .
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.e presero tutto il bottino e tutta la preda, gente e bestiame
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.És elvivének minden ragadományt és minden prédát mind emberekbõl, mind barmokból.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Ils prirent toutes les dépouilles et tout le butin, personnes et bestiaux;
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.In vzeli so ves rop in plen, bodisi ljudi, bodisi živino;
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Ja he ottivat kaiken ryöstettävän ja kaiken otettavan, sekä ihmiset että karjan.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar."탈취한 것, 노략한 것, 사람과 짐승을 다 취하니라"
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Och de togo med sig allt bytet, och allt vad de hade rövat, både människor och boskap.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Og alt det røvede og hele Byttet, både Mennesker og Dyr, tog de med sig,
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Og de tok alt byttet og alt det de hadde røvet, både folk og fe,
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Setelah itu orang-orang Israel mengambil semua hasil rampasan itu, termasuk para tawanan dan hewan
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.tomaram todo o despojo e toda a presa, tanto de homens como de animais;
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Tomaron todo el botín y todo lo capturado, tanto de hombres como de ganado
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Und nahmen allen Raub und alles, was zu nehmen war, Menschen und Vieh,
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.Και ελαβον παντα τα λαφυρα και πασαν την λεηλασιαν απο ανθρωπου εως κτηνους.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.И взеха всичките користи и всичкото плячка, и човек и животно.
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.и взяли все захваченное и всю добычу, от человека до скота;
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.ויקחו את כל השלל ואת כל המלקוח באדם ובבהמה׃
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.واخذوا كل الغنيمة وكل النهب من الناس والبهائم
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.把 一 切 所 奪 的 、 所 擄 的 、 連 人 帶 牲 畜 都 帶 了 去
İnsanları, hayvanları, yağmalanmış bütün malları yanlarına aldılar.把 一切 所 奪 的 、 所 擄 的 、 連人 帶 牲畜 都 帶 了 去
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.A mužovia vzali z ich potravy a neopýtali sa úst Hospodinových.
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.A tak wzięli oni mężowie Izraelscy z onej żywności ich, a ust się Pańskich nie pytali.
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.Bărbaţii lui Israel au luat din merindele lor, şi n'au întrebat pe Domnul.
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.Da nahmen die Hauptleute ihre Speise an und fragten den Mund des HERRN nicht.
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.Då togo männen av deras reskost, men rådfrågade icke HERRENS mun.
İsrailliler, RABbe danışmadan Givonluların sunduğu yiyecekleri aldılar.Da tok mennene og smakte på deres reisekost; men Herren spurte de ikke til råds.
İlgili Sayfalar