aldılar ile cümle
aldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Odpeljali so tudi drugo žensko, ki je bila v sedmem mesecu nosečnosti.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Presero un'altra donna, Elizabeth Recas, che era incinta di 7 mesi.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Se llevaron a otra mujer, Elizabeth Recas, que estaba de siete meses.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Sie holten eine andere Frau, Elizabeth Recas, die im 7. Monat schwanger war.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Também sequestraram outra mulher.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Zabrali inną kobietę, Elizabeth Recas w siódmym miesiącu ciąży,
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Έπιασαν μια άλλη, την Ελίζαμπεθ Ρέκας, που ήταν 7 μηνών έγκυος.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Взеха една друга жена, Елизабет Рекас, бременна в 7-ми месец.
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.Они взяли другую женщину, Элизабет Рекас, которая была на седьмом месяце
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.,הם לקחו אישה נוספת, אליזבת רקאס .היא הייתה בחודש ה-7 להריון
Başka bir kadını aldılar, Elizabeth Recas yedi aylık hamileydi.彼女も行方不明に なりました
Bebeğimi benden aldılarEt l'ont emmenée
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarDe a bankba kell mennem, hogy visszakapjam az életem Mindent elvittek!
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarIch muss zur Bank gehen und mein Leben (zurückholen). Sie haben (mir) ALLES genommen!
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarJeg bliver nød til at besøge banken og få mit liv tilbage. De tog alt.
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarMais je dois aller à la banque pour essayer de récupérer mon rêve Ils m'ont tout pris !
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarMuszę wrócić do banku i odzyskać moje życie. Zabrali mi wszystko.
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarΔεν υπάρχει πολύς χρόνος. Πρέπει να πάω στην τράπεζα και να πάρω πίσω την ζωή μου. Τα πήραν όλα.
Ben bankaya gidip hayatımı geri almam lazım. her şeyi aldılarТрябва да отида обратно в банката и да си върна живота. Те взеха всичко.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Họ đưa tôi vào trang trại và nói với tôi về cuộc sống và công việc.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.그들은 저를 농장으로 데려와 농장에서 지내면서 일하는게 어떤건지 보여줬습니다.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.M-au primit la ferma lor și mi-au arătat cum e să trăiești și să muncești.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Me recibieron en la finca y me enseñaron cómo es vivir y trabajar.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Mi hanno fatto in qualche modo entrare nella fattoria e mi hanno fatto vedere com'era vivere e lavorare.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Ők vezettek be a gazdaságba.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Przyjęli mnie na farmę i pokazali, jak się żyje i pracuje.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Sie nahmen mich auf dem Bauernhof auf und zeigten mir, was es heißt, zu leben und arbeiten.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Ze namen mij op in hun boerderij en lieten me zien hoe het was om hier te wonen en te werken.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Και με πήραν στη φάρμα και μου έδειξαν πώς ήταν να ζεις και να δουλεύεις.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.Они взяли меня к себе и показали, как жить и работать на ферме.
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.והבת שלהם בת ארבע. והם די אימצו אותי
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.واستقبلوني هناك في مزرعتهم وأروني كيف أقضي يومي وأهم الأنشطة هناك
Beni çiftliğe aldılar ve bana hem yaşayıp hem çalışmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdiler.農場での生き方や働き方を 教えてくれました もちろん 最も大事な物は羊です
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.De vita fick stöd av Tyskland och de röda av Ryssland.
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.Les Blancs étaient soutenus par l'Allemagne, et les Rouges par la Russie.
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.Los blancos recibieron el apoyo de Alemania; los rojos, de Rusia.
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar. Savaş Beyazların zaferi ile sona erdi.独立初期的芬兰非常脆弱。独立不久,芬兰就陷入了血腥的内战。内战双方是由工人组成的红卫军和由政府官僚组成的白卫军。白卫军得到了德国的支援,而红卫军的背后是俄罗斯。内战以白卫军的胜利告终。
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.Valkoiset saivat tukea Saksalta ja punaiset Venäjältä.
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.Белые получали помощь от Германии, а красных поддерживала Россия.
Beyazlar Almanya’dan, Kızıllar Rusya’dan destek aldılar.حصل البيض على الدعم من ألمانيا والحمر من روسيا.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Beaucoup d'Afro-Américains qui ne travaillent pas, reçoivent un revenu minimum pour survivre.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.복지후생도 없었죠. 결코 일을 하지 않는 많은 아프리카계 미국인들은 살아남기 위한 최소한의 돈은가지고 있죠.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Molti afro-americani che non lavorano mai ricevono minimo di soldi per sopravvivere.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Muchos norteamericanos de origen africano que nunca trabajan recibieron la subvención minima para sobrevivir.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Mulți afro-americani care nu lucrează obțin măcar bani pentru a supraviețui.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Nhiều người Mỹ gốc Phi không bao giờ làm việc nhưng nhận được số tiền tối thiểu để sống
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Veel Afrikaans-Amerikanen werken nooit maar krijgen een minimumbedrag om te overleven.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Wielu nigdy nie pracujących Afroamerykanów dostało to minimum na przeżycie.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Многие афроамериканцы, которые никогда не работали, получили немного денег, чтобы выжить.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.Много афро-американци, които никога не работят, получаваха минимална сума пари, за да оцелеят.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.או סיוע לנזקקים, כלום. הרבה אנשים אפרו-אמריקאים שלא עבדו קיבלו סכום כסף מינימלי למחייתם.
Birçok işsiz Afrika-Amerikalı asgari miktarda para aldılar, ayakta kalabilecek kadar.生活最低限のお金を 受け取って生活しているのに 車と家があるからって 多額納税者だからって
- Bir de kozmonotumuz var. - Yakıtın %90'ını aldılar.Kosmonaut je s námi.
- Bir de kozmonotumuz var. - Yakıtın %90'ını aldılar.'Und wir haben den russischen Kosmonauten an Bord.'
- Bir de kozmonotumuz var. - Yakıtın %90'ını aldılar.بالإضافة إلى رائد فضاء زائد لقد تزودوا بــــ 90% من الوقود
Bir tarama cihazı aldılar.A tak si kúpili skener.
Bir tarama cihazı aldılar. Bu cihazlar yasal ve P25 ile aynı frekansta çalışıyorlar.Au cumpărat legal un scaner și l-au reglat pe frecvența stațiilor P25.
Bir tarama cihazı aldılar. Bu cihazlar yasal ve P25 ile aynı frekansta çalışıyorlar.Estos son perfectamente legales y operan en la frecuencia del P25,
Bir tarama cihazı aldılar.Ils se sont donc procurés un scanner radio, un dispositif parfaitement légal aux États-Unis.
Bir tarama cihazı aldılar.그래서 그들은 판독 장치를 샀습니다. 완전히 합법적인 물건이예요.
İlgili Sayfalar