Ziyaretinizden zevk aldınız mı?Did you enjoy your visit?
Ben üniversitede iken bir İngilizce gazete aldım.I took an English newspaper when I was in college.
Ben büyük bir ücret artışı aldım.I got a big pay raise.
Birinin parayı yanlışlıkla aldığı belliydi.It was apparent that someone had taken the money by mistake.
Birisi yanlışlıkla ayakkabımı aldı.Someone has taken my shoes by mistake.
Biri yanlışlıkla benim ayakkabılarımı aldı.Someone has taken my shoes by mistake.
Dükkanda kim bir kitap aldı?Who bought a book at the shop?
Kimin çağrı aldığını biliyor musunuz?Do you know who took the call?
Her çocuk kendi diplomasını aldı.Each boy has received his diploma.
Sipariş etmediğim bir mal aldım.I received an item that I did not order.
Uzun, uzun bir zaman aldı.It took a long, long time.
Bu uzun bir zaman aldı, ama sonunda onu ikna etmeyi başardım.It took a long time, but in the end I was able to convince him.
Naomi çantasını bir elinden diğerine aldı.Naomi shifted her bag from one hand to the other.
Ağrı onun dayanabileceğinden daha fazlaydı, bu yüzden o bir ilaç aldı.The pain was more than he could bear, so he took some medicine.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Biz yolda kısa bir dinlenme aldık.We took a short rest on the way.
Babamın ölüm haberinini aldığımda sadece üç gündür Tokyo'daydım.I had been in Tokyo only three days when I received news of my father's death.
Trenle Tokyo'ya gitmek iki saatimizi aldı.It took us two hours to get to Tokyo by train.
Başım ağrıyordu ve bir gün izin aldım.I had a headache, and I took the day off today.
Baş ağrım için iki aspirin aldım.I took two aspirins for my headache.
Beklenmedik bir şekilde onun mektubunu aldım.I received his letter unexpectedly.
Bana babamın ölümünü bildiren telefon konuşmasını aldığımda tamamen telaşlanmıştım.When I got the phone call telling me of my father's death, I was completely flustered.
Hava bulutlu olduğu için şemsiyemi yanıma aldım.It being cloudy, I took my umbrella with me.
Japon ithalatının Amerikan tüketici pazarlarına nüfuz etmesi uzun bir zaman aldı.It took a long time for Japanese imports to penetrate the American consumer markets.
Bir Japon iş adamı 200 milyon yene bir sanat eseri satın aldı.A Japanese businessman bought the artwork for 200 million yen.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.I worked on Sunday, so I had Monday off.
Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner.
Zeki adam ilk kez prestij ödülü aldı.The ingenious man received the prestigious award for the first time.
Herkes onun rüşvet aldığından şüphelendi.Everybody suspected him of taking a bribe.
Amerika'ya gittiğinden beri ondan haber aldın mı?Have you heard from him since he left for America?
İşi bitirmek bir haftasını aldı.It took him a week to finish the work.
Onun o parayı nasıl aldığına aklım ermez.It beats me how he got that money.
Kamerasını nereden aldığını biliyor musun?Do you know where he bought his camera?
Onun onu nasıl aldığını bana söyle.Tell me how he got it.
Onun bir kat mülkiyeti aldığını biliyor muydun?Did you know he bought a condominium?
Ondan bir davet aldım ama kabul etmedim.I received an invitation from him, but didn't accept it.
Ondan bir telefon görüşmesi aldım.I had a phone call from him.
Ondan haber aldın mı?Have you heard from him?
Onun sınavda tam not aldığı doğru.It is true that he got full marks on the test.
Onun bir bisiklete binmeyi öğrenmesi üç ayını aldı.It took him three months to learn to ride a bicycle.
Bisiklete binmeyi öğrenmek üç ayını aldı.It took him three months to learn to ride a bicycle.
O ,emekli olduğu zaman meslektaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
O ,emekli olduğu zaman iş arkadaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
İlk aldığı şey bir çalar saatti.The first item he bought was an alarm clock.
Onu, haklı olduğuma ikna etmem uzun bir zaman aldı.It took a long time for me to convince him that I was right.
Ondan hiç haber aldın mı?Have you ever heard of him?
Babası onun için kuş şarkılarının kayıtlarını aldı.His father got records of bird songs for him.
Annesi rahat bir nefes aldı.His mother sighed with relief.
Ebeveynleri ona hoş bir şey aldılar.His parents bought him something nice.
Konuşmasında vurguladığı her ifadeyi not aldım.I wrote down every phrase in his speech that he stressed.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.He borrowed from his brother to finance the loss he made on the project.
O, odayı kendine aldı.He had the room to himself.
O, kolay bir İngilizce kitabı aldı.He got an easy English book.
O, o ziyaretlerden zevk aldı.He enjoyed those visits.
Uyarımıza aldırmadı.He took no notice of our warning.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
O, karısı hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife took a fancy to it.
O bana önceki gün aldığı kamerayı gösterdi.He showed me the camera which he had bought the day before.
O bir şapka aldı.He bought a hat.
O bir 100 metre yarışında birincilik ödülünü aldı.He got the first prize in a 100m race.