Birkaç sayfa İngilizce çevirmek iki saatten fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Birkaç sayfa ingilizceyi çevirmek iki saatten daha fazla zamanımı aldı.It took me more than two hours to translate a few pages of English.
Annem iki şişe portakal suyu aldı.My mother bought two bottles of orange juice.
Sen yanlış anahtarı aldın.You took the wrong key.
İlacını henüz aldın mı?Have you taken your medicine yet?
Bunu karaborsadan mı aldın?Did you buy it on the black market?
Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.Your son took part in the student movement, I hear.
Mektubunu dün aldım.I received your letter yesterday.
Yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I took your umbrella by mistake.
Seninki gibi aynı gömleği aldım.I bought the same shirt as yours.
Bana ne aldığını göster.Show me what you bought.
Bana dün aldığın bebeği göster.Show me the doll that you bought yesterday.
Bir çift ayakkabı aldım.I bought a pair of shoes.
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.The rich merchant adopted the boy and made him his heir.
Bir açık artırmada tablo satın aldım.I obtained the painting at an auction.
Geçen yıl biraz kilo aldım.I put on a little weight last year.
Geçen yıl bir sanat dersi aldım.I took an art class last year.
Geçen yıl çok kar aldık.We had a lot of snow last year.
Geçen yıl çok yağmur aldık.We had a lot of rain last year.
Ben geçen baharda bir aşçılık dersi aldım ve ekmek pişirmeyi öğrendim.I took a cooking class last spring and learned to bake bread.
Ben iki şişe süt satın aldım.I bought two bottles of milk.
Zam aldığım için geçinebilirim.Since I got a raise, I can manage.
Muhabir: Ona bir kedi yavrusu aldınız mı?Reporter: Did you buy her a kitten?
Çok dikkatliydim fakat soğuk aldım.I was very careful, but I caught a cold.
Aldırma. Herkes hata yapabilir.Never mind. Anyone can make mistakes.
O geldikten sonra nerede olduğunu fark etmek biraz zamanını aldı.It took him a moment to realize where he was after he came to.
Korkarım ki yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Maalesef yanlışlıkla sizin şemsiyenizi aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Hatalarını fark etmek onun sadece birkaç dakikasını aldı.It took him only a few minutes to realize his mistakes.
Şeker tatlandırıcı olarak balın yerini aldı.Sugar replaced honey as a sweetener.
Her öğrenci sırayla diplomasını aldı.Each student received his diploma in turn.
Kaç tane resim satın aldın?How many pictures did you buy?
Herkes yasadışı yabancılar karşı düşmanca bir tavır aldı.Everybody took a hostile attitude toward illegal aliens.
Şirket onu bir danışman olarak işe aldı.The company engaged him as an advisor.
Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.At the meeting he monopolized the discussion and completely disrupted the proceeding.
Karanlığın örtüsü altında yol aldık.We advanced under cover of darkness.
Onun ölüm haberini aldık.We received word of his death.
Biz oyunu izlerken keyif aldık.We enjoyed watching the game.
Avrupa'daki seyahatlerimizden zevk aldık.We enjoyed our travels in Europe.
Biz tenis oynamaktan keyif aldık.We enjoyed playing tennis.
Bir paund çay satın aldık.We bought a pound of tea.
40 yılı aşkın bir süredir barıştan keyif aldık.We have enjoyed peace for more than 40 years.
Bütün bagajımızı tasnif etmek uzun bir süre aldı.It took quite a while to sort out all our luggage.
Yangın 13 can aldı.The fire took 13 lives.
Aldığımızdan beri evde birçok iyileştirmeler yaptık.We have made numerous improvements to our house since we bought it.
Evi inşa etmek onların iki yılını aldı.It took them two years to build the house.
Ne satın aldınız?What did you buy?
Bu pahalı sözlüğü neden aldın?What did you buy this expensive dictionary for?
Onu niçin satın aldın?What did you buy it for?
Gidiş dönüş bileti aldın mı?Did you buy a round trip ticket?
Bir gidiş-dönüş bileti aldım.I bought a round-trip ticket.
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
İstasyona gitmek beş dakika aldı.It took five minutes to get to the station.
İstasyonda bir kutu öğle yemeği satın aldım.I bought a box lunch at the station.
Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.It took only about five minutes to get to my uncle's house from the station by car.
İngilizce dersler aldığını duyuyorum.I hear you are taking English lessons.
Yağmura rağmen tatilimizden zevk aldık.In spite of the rain, we enjoyed our holiday.
Yağmurda dışarıya çıktığı için soğuk aldı.He caught a chill because he went out in the rain.
Yağmur korkusuyla şemsiyemi aldım.I took my umbrella for fear of rain.
Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.I took my umbrella lest it rain.