alaylı ile cümle
alaylı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Artık sadece alaylı biçimde kullanılan bazı ifadeler vardır.There are certain expressions which are now only used ironically.
O alaylı.It's ironic.
Bunun alaylı olup olmadığından emin değilim.I'm not sure if this is ironic or not.
Her zaman alaylı olmayı kes!Stop being sarcastic all the time!
Tom'un alaylı davrandığını düşünüyorum.I think Tom was just being sarcastic.
Tom alaylı davranıyor, değil mi?Tom is being sarcastic, isn't he?
Tom çok alaylı, değil mi?Tom is very sarcastic, isn't he?
Alaylı olmaya çalışmıyorum.I'm not trying to be sarcastic.
Tom alaylı bir sanatçı.Tom is a self-taught artist.
Alaylı subayların çoğunun işine son verdi, ordunun gençleşmesini sağladı.Most officers are too old and have to be replaced by young ones.
Usta çırak ilişkisi içinde bir "alaylı" olarak gelişimini sürdürdü.Ember appeared to have some kind of "relationship" with Tridart.
Konu şakayla karışık alaylı bir dille anlatılır."Intended as a poorly aimed dirty joke.
Okuldaki öğrencilerle tanıştığında onu alaylı bir ifadeyle süzüyorlar.When he meets his classmates, they ridicule him.
Sonra yüzünde alaylı bir gülümseme belirdi ve şöyle dedi:The next one got kind of a wry smile on his face and said,
Alaylı bir jeoloğum.(Laughter)
Sana alaylı alaylı başlarını sallayacaklar ve: "Ne zaman o?" diyecekler.They will shake their heads at you and say: "When will that be?"
Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?"They will shake their heads at you and say: "When will that be?"
Bunun üzerine başlarını sana doğru alaylı bir biçimde sallayarak şöyle konuşacaklar: "Ne zaman o?"They will shake their heads at you and say: "When will that be?"
Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler.They will shake their heads at you and say: "When will that be?"
(Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır." dediler.And they say: "Our hearts are enfolded in covers."
Kendisi alaylı bir oyuncudur.Er ist ein angehender Schauspieler.
(Bu alaylı bir ifade verir.(El salto a la claridad.
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.Los saluda irónicamente, recordando a Manon los muchos favores que le ha hecho.
(Bu alaylı bir ifade verir.(Una menzogna quasi vera.
Usta çırak ilişkisi içinde bir "alaylı" olarak gelişimini sürdürdü.Вскоре он становится приверженцем «модернистского» течения среди католиков.
Uzun ve zayıftır, Culver Creek'teki arkadaşları ona alaylı bir biçimde "Tıknaz" diye seslenir.Alto e magro, seus amigos em Culver apelidaram ironicamente de "Gordo".
Kendisi alaylı bir oyuncudur.Ele é um especialista escalador.
Kendisi alaylı bir oyuncudur.Hij is een slimme speler.
İsmi alaylıdır ve İsviçre'nin başkenti olan Bern ile ilgilidir.Nazwa planetoidy pochodzi od stolicy Szwajcarii Berna.
İsmi alaylıdır ve İsviçre'nin başkenti olan Bern ile ilgilidir.Den har fått sitt namn efter Schweiz huvudstad Bern.
Ahırcık ve Alaylı mahalleleri bulundurmaktadır.Det finns både djupa och grunda slättsjöar.
Konu şakayla karışık alaylı bir dille anlatılır.Co jsem řekl byl pouze vtip, který špatně přeložili.
İsmi alaylıdır ve İsviçre'nin başkenti olan Bern ile ilgilidir.Nachází se na západě středního Švýcarska a Bern je jeho hlavní město.
Satirino gayet alaylı bir şekilde kadınların hep vefasız olduklarından yakınır.Na druhou stranu není pochyb o tom, že byl Tennyson silně přitahován ženami.
Bateman karakterini ''kurnaz, alaylı fırıldak'' biri olarak tanımladı.Cleasby miêu tả anh như một "anh chàng vui vẻ, vui vẻ".
Ahırcık ve Alaylı mahalleleri bulundurmaktadır.平坦地とゆるやかな丘陵地が続いている。
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.挨拶状には故人の戒名を記すことも多い。
(Bu alaylı bir ifade verir.(これには言葉遊びがある。
Onları biraz alaylı olarak selamlar ve Manon'a karşı yaptığı birçok lütufları ona hatırlatır.我們將懷念他親切友善的問候,他熱情的握手,他愉快的微笑和鼓勵。
Konu şakayla karışık alaylı bir dille anlatılır.이 말은 엉터리 주문이나 장난스러운 주문으로 인식된다.
Kendisi alaylı bir oyuncudur.הוא מתפקד כגנב מיומן.
Sosyal eleştirileri ve alaylı romanları ile tanınır.Известен със сатиричните си, социално-критични романи.
Albümün adı, bir katolik inancı olan Rituale Romanum'un alaylı bir versiyonudur.Ime albuma parodija je na vjerski tekst katoličke vjere, Rituale Romanum.
Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.Po izobrazbi sem geolog, ampak to mi je zelo všeč.
Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.Soy geólogo de formación; pero eso me encanta.
Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.Z zawodu jestem geologiem, ale uwielbiam to.
Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.Аз съм геолог по професия, но ги обожавам.
Alaylı bir jeoloğum.Eu sei. Sou um geólogo de formação.
Alaylı bir jeoloğum.Geológus vagyok a végzettségem szerint.
Alaylı bir jeoloğum.Ich bin ausgebildeter Geologe.
Alaylı bir jeoloğum.Jeg er uddannet geolog.
Alaylı bir jeoloğum.Je suis un un géologue de formation.
Alaylı bir jeoloğum.(Râsete)
Alaylı bir jeoloğum.Saya terlatih sebagai seorang geologis.
Alaylı bir jeoloğum.Som geológ z povolania.
Alaylı bir jeoloğum.Tôi được đào tạo để trở thành một nhà địa chất học.
Alaylı bir jeoloğum.По образованию я геолог.
Biliyorum. Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.Ik ben geoloog, maar ik vind dit prachtig.
Biliyorum. Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.제 전공이 지질학이라서 그렇습니다. 괜찮아요.
Biliyorum. Alaylı bir jeoloğum. Ama bunu seviyorum.(Naurua) Olen alkujani geologi, mutta rakastan tuota.