Burada hobilerim ile alakalı birkaç fotoğrafım var.Вот здесь пара картинок, это мои хобби.
Burada verdiğim yaşlanmanın tanımıyla alakalı özetidir제가 지금 내리는 노화에 대한 정의에서 설명될 수 있습니다.
Burada verdiğim yaşlanmanın tanımıyla alakalı özetidirОчень простое определение.
Burada verdiğim yaşlanmanın tanımıyla alakalı özetidirמסוכמת בהגדרה של הזדקנות שאני אביא כאן.
Burada verdiğim yaşlanmanın tanımıyla alakalı özetidirيتلخص في تعريف الهرم على أنّه...
Burada verdiğim yaşlanmanın tanımıyla alakalı özetidirシンプルですね
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.A tak se dostal k bodu, na kterém si myslím něco je.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.A tak sme sa dostali k bodu, na ktorom si myslím niečo je.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Ed è una questione che penso sia appropriato sollevare.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.En dus loopt er een rode draad die denk ik van belang is.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.E o fărâmă de ceva corect, cred.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.És ezt valamennyire én is helyénvalónak tartom.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Jadi ada benang merah dari sesuatu yang saya kira layak.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.제가 적절하다고 생각하는 것을 논의하는 것도 있죠.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Mais là-dedans, il y a quelque chose qui ne me semble pas faux.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Mówi więc o czymś z czym się zgodzę.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.R&Dに対して出資されている資金の少なさです
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Tem uma linha de pensamento sobre uma coisa que eu julgo ser apropriado.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Và rồi, có một nguy cơ về thứ gì đó mà tôi nghĩ rằng hợp lý.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Y entonces allí hay un hilo de algo que creo que es apropiado.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Υπάρχει μια σωστή σειρά.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.Аргумент в пользу НИОКР, я считаю, совершенно уместен.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.І ось це, на мою думку, вартує уваги.
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.ויש שרשור של משהו שהוא ראוי
Burda alakadar olduğunu düşündüğümüz bir iplik var.ولذا فإن هناك خيط لشئ ما أو تواصل أعتقد أنه صحيح.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Bukan hanya tentang yang menyenangkan.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Det handler ikke kun om det behagelige.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Dit is het dilemma, dit is de paradox van schoonheid.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Es geht nicht nur um die hübschen Dinge.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Il ne s'agit pas que d'être agréable.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.단지 '멋'에 관한 것이 아닙니다.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Nem kell mindennek kellemesnek lennie.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Není to jenom o těch pěkných věcech.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Nie chodzi tylko o to, co ładne.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Nó không hẳn là thú vị.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Non si tratta sempre solo del bello.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.No se trata sólo de algo agradable.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Nu este vorba doar de a fi agreabil.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil. Ve işte bu ikilem, bu çeliskidir güzellik.É este o dilema, o paradoxo da beleza.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Δεν είναι μόνο για τα ωραία.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Не е само за приятното.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Речь идёт не только о приятных вещах.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.Це не лише про миловидність.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.זה לא רק על דברים נחמדים.
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.ان الانفعالات ليست فحسب انفعالات لطيفة
Bu sadece hoş olmakla alakalı değil.これは美のジレンマ 美のパラドックスなのです
Bu şartlarla alakalı.Chodzi o kontekst.
Bu şartlarla alakalı.Det handlar om omgivningen.
Bu şartlarla alakalı.Es geht um den Kontext.
Bu şartlarla alakalı.Este vorba de context.
Bu şartlarla alakalı.Het draait om context.
Bu şartlarla alakalı.Ini tentang konteks.
Bu şartlarla alakalı.Je to o kontexte.
Bu şartlarla alakalı.Je to o kontextu.
Bu şartlarla alakalı.이 것은 모두 맥락과 전후 사정에 관한 것입니다.
Bu şartlarla alakalı.Minden a környezetről szól.
Bu şartlarla alakalı.Nó phụ thuộc vào hoàn cảnh.
Bu şartlarla alakalı.O contexto é o mais importante.
Bu şartlarla alakalı.Se trata del contexto.
Bu şartlarla alakalı.Sta tutto nel contesto.