Ana içeriğe geç
Sözlük

alaka ile cümle

alaka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Onun partideki davranışının mükemmellikle alakası yoktu.Her behavior at the party was far from perfect.
Bu meseleyle alakalı görüşün nedir?What's your opinion with regard to this matter?
Dikkatli sürücü olmakla alakan yok.You are far from a careful driver.
Öneriniz bizim buradaki görüşmemizle alakasız gibi görünüyor.Your suggestion seems irrelevant to our discussion here.
Konuşmacının tartışması konuyla alâkasızdı.The speaker's argument was off the point.
Onunla alâkam yok.I had nothing to do with her.
Takuya alakarga gibi çıplak yüzdü.Takuya swam naked as a jaybird.
Onun siyasi skandalla alakalı olduğu söyleniyor.He is said to have something to do with the political scandal.
Siyasetle alakaları yoktur.They are indifferent to politics.
Bu içecekler alakart.These drinks are a la carte.
Bunun konuyla bir alakası yok. Üzgünüm.This is off-topic. Sorry.
Bunun benimle alâkası yok.This has nothing to do with me.
Bunun benim arka planımla alakası yok.This has no relevance to my background.
Bu şakanın seninle bir alakası yok.This joke doesn't have anything to do with you.
Ben senin Tom'la alakan olmasını istemem.I don't want you to have anything to do with Tom.
Sanırım Tom'un bununla bir alakası vardı.I think Tom had something to do with this.
Alakalı mı?Is that relevant?
Alakasız değil.It's not irrelevant.
Ben alakayı görmüyorum.I don't see the relevance.
Senin sözlerin alakasız.Your remark is irrelevant.
Billy ve babasının yaklaşık yirmi yıldır birbirleriyle alakası yok.Billy and his father have had nothing to do with each other for nearly twenty years.
Bu alakalı olur.That would be relevant.
"Sen çok güzelsin. Adın ne?" "Seni alakadar etmez.""You're so beautiful. What's your name?" "Mind your own business."
Tom seninle alakası olmayan bir şey istiyor.Tom wants to have nothing further to do with you.
Tom'un Mary ile ilgili düşündüğü alakasız.What Tom thinks of Mary is irrelevant.
Benim düşüncem alakasız.My opinion is irrelevant.
Benim görüşüm alakasızdı.My opinion was irrelevant.
Fransızca konuşabilip konuşamaman bu konuşmayla tamamen alakasız.Whether you're able to speak French or not is completely irrelevant to this conversation.
Bu da alakasız.That's also irrelevant.
Tom'un söylediği genellikle alakasız.What Tom says is often irrelevant.
Bu detaylar alakasız.These details are irrelevant.
Senin düşüncen alakasız.Your opinion is irrelevant.
Bu tamamen alakasız.This is completely irrelevant.
Tom bir sürü alakasız ayrıntıları bildirerek zamanımızı boşa harcadı.Tom wasted our time reporting a lot of irrelevant details.
Belki bu doğru ama alakasız.Maybe that's true, but it's irrelevant.
Onunla bir alakam olduğunu öne sürmüyorsun, değil mi?You're not suggesting I had anything to do with that, are you?
Ben alakasız sorular sormayı kesmeni öneririm.I suggest you stop asking irrelevant questions.
Yorumlar konuyla alakalı olmalıdır.Comments must be relevant to the topic.
Onunla alakamız yoktu.We weren't involved in that.
Tom bir alakarga kadar çıplaktı.Tom was as naked as a jaybird.
Adımın ve doğum yerimin konuyla alakası yok, arkadaşım.My name and my birthplace are irrelevant, my friend.
Tom'un o işle bir alakasının olmadığını biliyorum.I know Tom had nothing to do with that.
Bununla alakalı olarak ne söyleyeceksin?What do you have to say about it?
Tom'un söyledikleri, konuyla alakasızdı.What Tom said was beside the point.
Bu iki şey alakalı değil.Those two things aren't related.
O tamamen alakasız.That is completely irrelevant.
Tom'la hiçbir alakam yok.I have nothing to do with Tom.
O ne kadar alakasız?How irrelevant is that?
Bizimle alakası yok.It's not about us.
Sami alakalı değil.Sami is not interested.
Sporla pek alakam yoktur.I'm not really into sports.
Sami'nin dinle alakası yok. Namaz kılmayı bile bilmez.Sami isn't religious at all. He doesn't even know how to pray.
Bir alakası var mı karın ağrısıyla?Does it have anything to do with the stomach ache?
Bunun ne alakası var onunla?What does that have to do with her?
Her şey seninle alakalı değil.Not everything has to do with you.
Alakasız şeylere çok fazla dikkatini veriyor.She pays too much attention to irrelevant things.
Riskin yaklaşık %40'ının genetik ile alakalı olduğu belirtilmektedir.About 40% of the risk appears to be related to genetics.
Genetik olarak ilgisiz olabilirler veya yalnızca uzaktan alakalı olabilirler.They may be genetically unrelated, or only distantly related.
Myrick konuyla alakalı olarak "Bizi korkutucu yapan şey sıradan, açıklanamayan bir şeydir.Myrick said, "What makes us fearful is something that's out of the ordinary, unexplained.
"Hikâye ile alakalı olmayan her şeyi kaldırın.Remove everything that has no relevance to the story.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod