Şimdi sorumluluğu üstüme alacağım.I'll take charge now.
Tom'u senin için alacağım.I'll get Tom for you.
Birkaç içki alacağım.I'll get some drinks.
Onu yarın alacağım.I'll get it tomorrow.
Bir iş daha alacağım.I'll get another job.
Ceketini alacağım.I'll take your coat.
Bunu geri alacağım.I'll take this back.
Ben bu riski alacağım.I'll take that risk.
Çantalarınızı alayım.I'll grab your bags.
Torbalarını alayım.I'll grab your bags.
Gideceğim ve Tom'u alacağım.I'll go and get Tom.
Sana bir bira alacağım.I'll get you a beer.
İçkileri satın alacağım.I'll buy the drinks.
Riski alacağım.I'll take the risk.
Anlaşmayı alacağım.I'll take the deal.
Şunu alacağım.I'll take that one.
Riski göze alacağım.I'll take a chance.
Ben senin ceketini alacağım.I'll get your coat.
Hesabı alacağım.I'll get the check.
Biraz yardım alacağım.I'll get some help.
Onu kendim alacağım.I'll get it myself.
Tom, alarmını kurdu.Tom set his alarm.
Ben işi alacağım.I'll take the job.
Şimdi onları alacağım.I'll get them now.
Bunu daha sonra alacağım.I'll get it later.
Ben onu şimdi alacağım.I'll take it now.
Onun hepsini alacağım.I'll take it all.
Gidip onları alacağım.I'll go get them.
30 dolar borç alabilir miyim?Can I borrow $30?
Çantamı alacağım.I'll get my bag.
Bundan zevk alacağım.I'll enjoy this.
Bir taksi alacağım.I'll get a cab.
Taze meyve alamazsak onsuz yapmak zorunda kalacağız.If we can't get fresh fruit, we'll have to do without.
Onlar sadece riski göze alamazlar.They simply can't just take the risk.
Muhtemelen yanlış bir alarm.It's probably a false alarm.
Endişe etme. Muhtemelen yanlış bir alarm.Don't worry. It's probably a false alarm.
Bu bir turist alanı.It's a tourist area.
Kaplanla alay etmeyin.Do not mock the tiger.
Benim için bir bilet alabilir misin?Can you get a ticket for me?
Billy ve babasının yaklaşık yirmi yıldır birbirleriyle alakası yok.Billy and his father have had nothing to do with each other for nearly twenty years.
Onlar bir şey alacaklar.They'll buy something.
Cadılık, Svaziland'da bir alay konusu değildir.Witchcraft is not a joking matter in Swaziland.
Süper iletken mıknatıslar, yoğun manyetik alanlar üretebilir.Superconducting magnets can produce intense magnetic fields.
Bu alanda nadiren kar yağar.It rarely snows in this area.
Bu alanda bir su sıkıntısı var.There's a water shortage in this area.
Bu alanda ne kadar deneyimin var?What experience do you have in this field?
Tom, alanında bir uzman olarak kabul edilir.Tom is considered an expert in his field.
Onlar arabaları park etmek için bir alanı çitle ayırdı.They fenced off an area to park cars.
Tom, alanındaki en iyi adamdır.Tom is the best man in his field.
Bu araba benim alamayacağım kadar çok pahalı.This car is too expensive for me to buy.
Tom eğitim psikolojisi alanında eğitim aldı.Tom majored in educational psychology.
Üzgünüm, ben alkol alamam.Sorry, I can't drink alcohol.
Evinizi on bin dolara satın alacağım.I will buy your house for ten thousand dollars.
Bir ev satın alacağım.I'm going to buy a home.
Tom yeni bir arabayı göze alamaz.Tom can't afford a new car.
Gidip biraz çikolata satın alacağım.I'll go and buy some chocolate.
Hediyeleri alacağım.I will receive the gifts.
Çevremizde bir iPad satın alan ilk kişi Tom'du.Tom was the first person in our neighborhood to buy an iPad.
Tom Mary'yi işe alabilir ama gerçekten kesinlikle bilmiyorum.Tom might hire Mary, but I don't really know for sure.
Partide giymen için bir şey alalım.Let's buy something for you to wear to the party.