alıyorlar ile cümle

alıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Їм дали зброю, вони полюють для лісозаготівельників, отримують гроші.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.Сега са им дали оръжия, с които да убиват животните и след това им се плаща.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.הם מקבלים נשק, הם יורים בשביל מחנות כריתת העצים ומקבלים כסף.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.لقد تم منحهم اسلحة، إنهم يطلقون النار لمعسكرات قطع الأخشاب، إنهم يحصلون على المال.
Onlara silahlar verildi, tomruk birlikleri için ateş edip para alıyorlar.彼らの生活を支える動物と共に
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Comprano quelle borse e quei vestiti per un senso di identità e di status sociale.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Cumpără toate acele poşete şi haine ca semn al identităţii şi al statutului social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.De opfatter de tasker og det tøj som en form for identitet og social status.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Eles compram essas malas e roupas para terem um sentido de identidade, de estatuto social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Heille nämä laukut ja vaatteet ovat identiteetin ja sosiaalisen aseman merkki.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Họ đang lấy những cái túi và quần áo kia để thể hiện cái tôi và vị trí xã hội.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Ils prennent ces sacs et des vêtements comme un sentiment d'identité et de statut social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.이들은 자아 정체성과 사회적 지위 때문에 명품 가방과 옷을 구입합니다
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Llevan esas bolsas y esa ropa como símbolo de identidad y de estatus social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Mereka membeli tas dan pakaian ini sebagai bentuk identitas dan status sosial.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Nakupujú tieto tašky a oblečenie ako znak identity a spoločenského postavenia.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Sie nehmen diese Taschen und Kleidung als eine Art von Identität und sozialer Status.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Te torbice in obleke so zanje izraz identitete in družbenega statusa.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Traktują ubrania i torby jako oznakę przynależności i statusu społecznego.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Všechny ty kabelky a oděvy považují za součást identity a společenského postavení.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Ze gebruiken die tassen en kleren als identiteit en statussymbool.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Προμηθεύονται αυτές τις τσάντες και τα ρούχα ως ένα είδος ταυτότητας και κοινωνικής θέσης.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Вони сприймають ті сумки і одяг за відчуття ідентичності та соціального статусу.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Те купуват тези чанти и дрехи като чувство за идентичност и социален статус.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.הם מתייחסים לתיקים והבגדים הללו כסמל של זהות ומעמד חברתי.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.يأخذون تلك الحقائب والملابس كنوع من الشعور بالهوية والمركز الاجتماعي.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.不過距地買名牌手袋同衣服 來作為距地身份的象徵。
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.金持ち気分やステータスを求めるからです テレビのデート番組で
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar.De tager vores ejendele lige foran vores øjne,
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiIls prennent nos biens et les accaparent, comme nous le disais Thomas Jefferson
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiVesznek mi tulajdonunk, és teszik, ahogy mondta Thomas Jefferson
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiZabrali twoją własność wprost sprzed twoich oczu dokładnie tak jak Thomas Jefferson powiedział, że zrobią.
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiΠαίρνουν την ιδιοκτησία μας μπροστά στα μάτια μας ακριβώς όπως είπε ο Τόμας Τζέφερσον.
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiОтнемат ни правото на собственост точно пред очите ни точно както Томас Джеферсън казъл, че ще направят.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Aceştia primesc doar hrana care cade din cer, de la O.N.U.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.A única comida que têm é a que cai do céu, da ONU.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Dostają jedynie żywność, która spada z nieba, od ONZ.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Elles n'ont que la nourriture lancée depuis le ciel par les Nations Unies.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Hanno solo il cibo che cade dal celo, dall'ONU.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Họ chỉ với lấy thức ăn từ trực thăng cứu hộ trên đầu mình, từ Liên hiệp quốc.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Köszönöm. Isten áldjon. Nyugodj békében
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Sie bekommen nur das Essen, welches vom Himmel fällt, von der U.N.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Sólo tienen la comida que les cae del cielo, de las Naciones Unidas.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.그들은 UN이 하늘에서 떨어뜨려 주는 음식에 의존해 살고 있습니다.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Ze krijgen alleen het voedsel dat de VN uit lucht laat vallen.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Они знают только ту пищу, которую сбрасывает им ООН.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.Получават само храна, падаща от небето, от ООН.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.כל האוכל שהם מקבלים מגיע מהשמים, מהאו"ם.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.يحصلون فقط على الطعام الذي يُلقى من السماء، من قبل الأمم المتحدة.
Onlar sadece gökten düşen yiyecekleri alıyorlar yani Birleşmiş Milletler'den gelenleri.それが僕らの現状だ
Para ödünç alıyorlar.De lånar pengar.
Para ödünç alıyorlar.De låner penge.
Para ödünç alıyorlar.Ei împrumută bani.
Para ödünç alıyorlar.Eles pegam em dinheiro emprestado.
Para ödünç alıyorlar.Ils empruntent de l'argent.
Para ödünç alıyorlar.그들은 돈을 차용합니다.
Para ödünç alıyorlar.Kölcsönt vesznek fel.
Para ödünç alıyorlar.Mereka meminjam uang.
Para ödünç alıyorlar.Piden dinero.
Para ödünç alıyorlar.Požičiavajú peniaze.

İlgili Sayfalar