alıyor ile cümle
alıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onları şehir kütüphanesinden ödünç alıyorum.I borrow them from the city library.
Birkaç gün izin alıyorum.I'm taking a couple of days off.
Ondan ayda bir kez haber alıyorum.I hear from him once a month.
Her ay annemden haber alıyorum.I hear from my mother every month.
Yemekli davete on misafir alıyoruz.We are having ten guests at the dinner party.
İşler gittikçe daha kötü bir hal alıyor.Matters are getting worse and worse.
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
%3 komisyon alıyoruz.We charge a commission of 3%.
Geri alıyorum.I take it back.
Kadınlar her zaman şapkalar alıyorlar.Women are always buying hats.
Hayattan zevk alıyorum.I get a kick out of life.
Yelkenli gemi tam hızda yol alıyordu.The ship was sailing at full speed.
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
Ben kilo alıyorum.I'm gaining weight.
Mutfakta yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something burning in the kitchen.
Orta Amerika'da, ormanların yerini sığır çiftlikleri alıyor.In Central America, forests are replaced by cattle ranches.
Telefon Bell'e atfedilen buluşlar arasında yer alıyor.The telephone is among the inventions attributed to Bell.
Bir sincap gölette banyo alıyor.A squirrel is taking a bath in the pond.
Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.Petroleum was replacing coal as fuel.
Ben bir doğurganlık ilacı alıyorum.I'm taking a fertility drug.
Teslimat için bir ücret alıyor musunuz?Do you charge for delivery?
Ondan sık sık haber alıyor musun?Do you often hear from him?
İyi ücret alıyor.He is well paid.
Onun kitabı trafik kazalarını ele alıyor.His book deals with traffic accidents.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.He was constantly borrowing money from me.
O çok cana yakın birisi bu yüzden onunla çalışmaktan keyif alıyorum.He is very friendly, so I enjoy working with him.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.
O, bugün bir günlük izin alıyor.He is taking a day off today.
O, zor nefes alıyor.He is breathing hard.
O, kilo alıyor.He is putting on weight.
O, üniversitede hukuk eğitimi alıyor.He is studying law at the university.
O, bir kitaplık yapabilmesi için biraz kereste satın alıyor.He is buying some wood so that he can make a bookcase.
Arada bir ondan haber alıyorum.I hear from her once in a while.
O matematik eğitimi alıyor.She studies mathematics.
Her zaman pahalı elbiseleri alıyor.She is always buying expensive clothes.
O, çocuklarla oynamaktan çok büyük zevk alıyor gibi görünüyor.She seems to take immense pleasure in playing with children.
O gelişigüzel ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O rastgele ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O ayrım gözetmeksizin ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
O zor nefes alıyordu.She was breathing hard.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.She majors in child psychology.
O, müzisyenlik ve dansçılık dersleri alıyor; yüzme ve tenis derslerini saymıyorum.She takes singing and dancing lessons, not to mention swimming and tennis lessons.
O kilo alıyor.She is gaining in weight.
Ona yardım etmek için işimi kaybetme riskini göze alıyorum.I ran the risk of losing my job to help her.
Ben soğuk alıyorum.I am getting a cold.
Ara sıra annemden haber alıyorum.I hear from my mother once in a while.
Kız kardeşim dört yaşından beri piyano dersleri alıyor.My sister has been taking piano lessons since she was four.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Hırdavatçıda bir merdiven satın alıyorum.I am buying a ladder in the hardware store.
Yeni bir araba alıyorum.I am buying a new car.
Yeni bir şemsiye satın alıyorum.I am buying a new umbrella.
Ben Hyogo Üniversitesi'nde eğitim alıyorum.I'm studying at the University of Hyogo.
Ben et ve sebze satın alıyorum.I'm buying meat and vegetables.
O, fırından bir pasta satın alıyor.She is buying a cake in the bakery.
O, kitapçıdan kitap satın alıyor.She is buying books in the bookstore.
O bir kuyumcu dükkanından takı satın alıyor.She is buying jewelry in a jewelry store.
Onlar süpermarkette sebze satın alıyorlar.They are buying vegetables in the supermarket.
İngilizce tiyatro eğitimi alıyorum.I'm studying English drama.
Ben şimdi iki yıldır Uygurca eğitimi alıyorum.I've been studying Uighur for two years now.
Sen benim güvenimi kaybetmeyi göze alıyorsun.You risk losing my trust.