alırlar ile cümle
alırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ayrıca robotlar kendi hareketlerini diğer komuşlarından algıladıkları yalnızca lokal bilgiyi temel alırlar.До того ж, роботи повинні керуватися місцевими даними, які вони отримали від сусіда.
Ayrıca robotlar kendi hareketlerini diğer komuşlarından algıladıkları yalnızca lokal bilgiyi temel alırlar.К тому же, действия роботов зависят только от местной информации, от их ощущения соседей.
Ayrıca robotlar kendi hareketlerini diğer komuşlarından algıladıkları yalnızca lokal bilgiyi temel alırlar.בנוסף על הרובוטים לבסס את פעילותם אך ורק על מידע מקומי, על מה שהם קולטים משכניהם.
Ayrıca robotlar kendi hareketlerini diğer komuşlarından algıladıkları yalnızca lokal bilgiyi temel alırlar.بالإضافة إلى ذلك على الروبوتات أن تعتمد في تصرفاتها على المعلومات المحلية فقط ، ما تستشعره من جيرانها ،
Ayrıca robotlar kendi hareketlerini diğer komuşlarından algıladıkları yalnızca lokal bilgiyi temel alırlar.感知することによる周辺情報のみで 行動する必要があります 最後に
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAhogy öregszenek, a majomkenyérfák belseje megpuhul és kiüregesedik.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAls de Boababs ouder worden, hebben ze de neiging om van binnen zacht te worden en hol.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırAsí que los baobabs, a medida que envejecen, tienden a ponerse carnosos en el centro y a ahuecarse.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırBaobab træer har en tendens til at blive brede i midten og hule når de ældes.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırBaobaby, ako starnú, zvyknú v strede mäkknúť a vytvára sa tam priehlbina.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırDeci baobabii, pe măsură ce îmbătrânesc, tind să devină moi în centru şi să se golească.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırI Baobab, invecchiando, tendo a diventare polposi al centro e poi a svuotarsi.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırIm Laufe ihres Lebens werden die Baobas innerlich matschig und hohl.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşır뭐냐 하면, 바오밥 나무가 성장함에 따라 속 부분이 부드러운 육상태가 되고, 결국 속이 비게 되죠.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırNhững cây Baobab khi già đi, phần ruột sẽ mềm và rỗng đi.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırOs baobás, à medida que envelhecem, tendem a tornar-se polposos no centro e ocos à volta.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırOtóż baobaby, starzejąc się, miękną i stają się puste w środku.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırΈτσι τα Μπαομπάμπ, καθώς μεγαλώνουν, έχουν την τάση γίνονται πλαδαρά στο κέντρο τους καθώς κουφώνουν.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırИ така баобабите, като остаряват стават по-месести в центровете и кухи.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırСтановясь старше, баобабы обычно становятся мягкими внутри и опустевают.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırוהבאובבים, ככל שהם מזדקנים, נוטים להיעשות ציפתיים וחלולים בליבתם.
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşırإذن فإن هذه الشجرة كلما تقدمت في العمر كلما أصبحت كاللب في وسطها و وجوفاء من خارجها
Baobab ağaçları yaşlandıkça eğimli bir hale alırlar ve böylece merkezi çukurlaşır中心部がパルプ状になり空洞化します そして動物たちの
Bazı insanlar çam fıstığı yediklerinde hoş olmayan metalik bir tat alırlar.Un fenómeno mucho menos agradable es el llamado boca de piñón.
Bazı insanlar çam fıstığı yediklerinde hoş olmayan metalik bir tat alırlar.في بعض الناس، تناول الصنوبر يترك طعم معدني مقزز في الفم
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Có lẽ họ sẽ xem xét một Taj.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Misschien zullen zij een Taj aannemen.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Mogoče bodo vzeli Taja.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Možná by o Tajovi mohli uvažovat.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Poate că vor accepta şi un Taj.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Quizás consideren a un Taj.
Belki onlar göz önüne alırlar Taj.Ίσως λάβουν υπόψη έναν Ταζ.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Bien sûr que je peux. Et ils apprécieraient énormément. Je les vois debout, partout.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Bineînțeles că eu pot. Și le-ar face o mare plăcere. Îi pot vedea chiar acum peste tot.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Det kan förstås jag. Och de skulle ha roligt då de gjorde det. Jag ser dem stå runt omkring, överallt.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.É claro que posso. E iam gostar imenso. Vejo-os neste momento por todo o lado.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Én el tudom képzelni. És nagyon élveznék. Most is látom, ahogy mindenhol állnak.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Io ci riesco. E si divertirebbero un sacco. Me li vedo qui proprio adesso, ovunque.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Ja sobie wyobrażam, świetnie by się bawili. I tak już wszędzie stoją.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.물론 저는 상상이 가능합니다. 아마 엄청 좋아할 겁니다. 경찰관은 어디에든 있잖아요.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Natürlich kann ich. Und sie genießen es ungemein. Ich sehe sie überall herumstehen - gerade, überall.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Natuurlijk kan ik dat. En ze zouden er enorm van genieten. Ik zie ze overal staan.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Samozrejme, ja si to predstaviť viem. A náramne by si to užívali, vidím ich, ako všade postávajú.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Yo claro que sí. Y lo disfrutarían muchísimo. Los veo caminado por ahí ahora, en todos lados.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Φυσικά και μπορώ. Και το απόλαυσαν πάρα πολύ; Τους βλέπω να στέκονται γύρω αυτή τη στιγμή, παντού.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.И те ще се забавляват с това извънредно много. Сега ги виждам да стоят наоколо, навсякъде.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.Я могу. И это безумно им понравится. Я могу увидеть их где угодно сейчас, везде.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.אני בטוח יכול. והם יהנו מזה. אני רואה אותם עומדים בחוץ ממש עכשיו, בכל מקום.
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.نعم انا استطيع .. وسوف يستمتعون بذلك جداً انا اتخيلهم الان .. في كل مكان
Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum.今ではあちこちで見かけるようになりました コンドームを持っていて
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Bạn biết đấy, Gen là một đoạn ADN, chúng như là một bản hướng dẫn cho quá trình tổng hợp protein để làm gì đó.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Bueno, como saben, los genes, que son parte del ADN, son instrucciones para hacer una proteína que hace algo.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Come sapete i geni sono parte del DNA, sono istruzioni per realizzare una proteina che faccia qualcosa.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.여러분이 아시다시피, 유전자는 DNA의 일부이고, 그들은 어떤 기능을 하는 단백질을 만들기 위한 지시입니다
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Jak już wiecie, geny, które są częścią DNA, są instrukcją do budowy białek, które coś robią.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Jak víte, geny jsou částí DNA, jsou to instrukce, jak vytvořit protein s nějakou funkcí.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Zoals jullie weten maken genen deel uit van het DNA. Het zijn instructies om een eiwit te maken dat iets doet.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Как известно, гены, часть ДНК, являются инструкциями для изготовления белка, который что-то делает.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Както знаете, гените, които са част от ДНК-то, са инструкции за създаване на протеин, който прави нещо.
Bildiğiniz gibi, DNA'nın parçaları olan genler, ... ... bir protein yapmak için talimat alırlar.Як ви знаєте, гени , які є частиною ДНК вказують, як виробляти протеїн, який виконує певну функцію.