alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Unos lugareños quitaron a la fuerza las mangueras de los bomberos para apagar el fuego en sus casas.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Некоторые местные жители насильственно забирали у пожарных шланги, чтобы тушить пожар в своих домах.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.Някои от местните хора насилствено отнемаха маркучите от пожарникарите, за да изгасят огъня в домовете си.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.חלק מהמקומיים חטפו את צינורות הכיבוי מהכבאים, כדי לכבות את הדליקה בבתיהם.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.بعض السكان المحلين أخذوا خراطيم المياة عنوة من من رجال الاطفاء لإخماد الحريق في منازلهم.
Bazı insanlar hortumları itfayecilerin elinden alıp kendi evlerine doğru tutuyorlar.ホースを奪い鎮火を試みる人もいたほどです この時点で何百もの家屋が焼け崩れていました
Bazı işyerlerinde ucuza yemek fişi satın alıp bu fişlerle işyeri yakınlarındaki lokantalarda yemek yenebilir.午餐由各个单位自行组织:一些单位有员工食堂,而其他单位则规定员工必须自带午餐。一些单位提供优惠的午餐券,您可以使用午餐券在单位附近的餐饮场所用餐。午餐时间通常无需工作。
Beatles'ın "White(Beyaz) Albüm"ünü alıp비틀즈의 "화이트 앨범"을
Beatles'ın "White(Beyaz) Albüm"ünü alıpנוטל את "האלבום הלבן" של החיפושיות,
Beatles'ın "White(Beyaz) Albüm"ünü alıpأخذ ألبوم البيتلز "الألبوم الأبيض"،
Beatles'ın "White(Beyaz) Albüm"ünü alıpジェイZの「ブラックアルバム」から
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Chúng ta có thể là những người lấy đi ưu điểm này của mình và phá hỏng nó.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Forse siamo quelli che hanno preso questo vantaggio naturale e l'abbiamo rovinato.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Kanske vi är dom som har tagit den naturliga fördelen vi hade och förstörde den.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.아마도 우리가 가진 이런 선천적인 이점을 망치고 있는 존재들입니다.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Misschien zijn wij degenen die het natuurlijk voordeel dat we hadden verspild hebben.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Może wzięliśmy tę naturalną przewagę i ją popsuliśmy.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Možná, že jsme sebrali tuto přírodní výhodu, kterou jsme měli, a zničili jsme ji.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Možno, že sme sme zobrali túto prírodnú výhodu, ktorú sme mali a zničili sme ju.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Mungkin kita sendirilah yang mengambil keunggulan alamiah ini dan kita merusaknya.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.On avait peut-être un avantage naturel et on l'a gâché.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Poate că noi suntem cei care am luat acest avantaj natural şi l-am stricat.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Quizá hemos tomado esta ventaja natural que siempre hemos tenido y la hemos estropeado.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Talán mi voltunk azok, akik vettük ezt a természetes előnyünket, és elrontottuk.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Talvez tenhamos sido nós quem pegou nesta vantagem natural que tínhamos e a desperdiçou.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Vielleicht sind wir diejenigen, die diesen natürlichen Vorteil haben verderben lassen.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Ίσως εμείς είμαστε αυτοί που πήραμε αυτό το φυσικό πλεονέκτημα που είχαμε και το χαλάσαμε.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Може би ние сме тези, които са взели това природно предимство, което сме имали, и сме го развалили.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.Может быть, нам изначально было дано это природное преимущество, а мы его испортили.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.אולי לקחנו את היתרון הטבעי שהיה לנו וקלקלנו אותו.
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.اننا الفصيل الذي استحق هذه الميزة ولكنها افسدناها
Belki de sahip olduğumuz bu doğal avantajımızı alıp bozan bizleriz.私たちなのかもしれません どうやってダメにしてしまったのでしょう?
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Có lẽ nếu tôi hướng vào góc tường, âm thanh sẽ dội quanh phòng.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Forse, se colpisco il muro laterale rimbalzerà intorno alla stanza.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.제가 옆 벽을 향하면 소리가 방 전체로 반사될 겁니다.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Måske hvis jeg rammer sidevæggen vil den hoppe rundt i rummet.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Misschien galmt het door als ik de muur raak.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Możliwe, że jeśli uderzę falą dźwiękową o ścianę, odbije się po całej sali.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Mungkin jika mengenai dinding suara itu akan memantul di sekitar ruangan.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Peut-être que si je le dirige vers le mur sur le côté, il rebondira dans toute la salle.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Poate dacă nimeresc în peretele lateral, sunetul se va reflecta prin sală.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Quizás si apunto a la pared puede resonar en toda la sala.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Vielleicht wird er durch den Raum springen, wenn ich die Seitenwand treffe.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Возможно, если он дойдёт до боковой стены, то распространится по всему помещению.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.Може би, ако ударя страничната стена, ще подскача из залата.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.אולי אם אפגע בקיר הצדדי זה יחזור אליכם.
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.ربما لو وجهته نحو الجدار الجانبي سوف يرتد في أنحاء الغرفة
Belki yan duvarı nişan alıp yansımasını sağlarım.(拍手)
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.Así que yo estoy enteresada en tomar una forma, romperla, y luego reconstuirla.
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.Donc ce qui m'interesse c'est de prendre une forme, la décomposer, puis la reocnstruire.
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.Interesuje mnie zniszczenie formy i jej przebudowa.
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.그래서 저는 형태를 만드는 것, 그것을 깨는것, 그런 다음 다시 구축하는 것에 흥미가 있었어요.
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.Quello che mi interessa, quindi, è prendere una forma, farla a pezzi e poi ricostruirla.
Ben bir biçimi alıp, parçalara ayırıp, sonra da onu tekrar inşa etmekle ilgileniyorum.אז אני מעוניינת לקחת צורה, לשבור אותה לחתיכות, ולבנות אותה מחדש.
Ben de "T", "E" ve "D" harflerini alıp bunlardan bir şeyler üretmeye çalışacağım.何かを作ってみます ご覧ください
Ben de dört adet iyi bilinen tercümeyi alıp,Also nahm ich vier wohlbekannte Übersetzungen und beschloß sie Seite an Seite,
Ben de dört adet iyi bilinen tercümeyi alıp,잘 알려진 네 개의 번역본을 나란히 갖다 놓고
Ben de dört adet iyi bilinen tercümeyi alıp,אז לקחתי ארבעה ספרי פירוש ידועים
Ben de dört adet iyi bilinen tercümeyi alıp,لذلك أخذت أربع ترجمات معروفة جدا
Ben de dört adet iyi bilinen tercümeyi alıp,隣に並べて読むことにしました
İlgili Sayfalar