alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onlarla birlikte alışveriş yapıyordum.I've been shopping with them.
Onunla birlikte alışveriş yapıyordum.I've been shopping with him.
Onlara alışamıyorum.I can't get used to them.
Ona alışamıyorum.I can't get used to him.
Onlara alıştım.I've become used to them.
Ona alıştım.I've become used to him.
Onu bulmaya alışacağım.I'll try to get a hold of her.
Tom'la görüş alışverişinde bulundum.I compared notes with Tom.
Tom işlerin burada olma tarzına alışıyor.Tom is getting used to the way things are here.
O buna alışkın değil.He's not accustomed to it.
Polis Dan'ı alışveriş merkezine kadar izledi.The police followed Dan into a shopping mall.
Tom daha alışverişe gitmedi.Tom hasn't gone shopping yet.
Alışmak biraz daha zaman aldı.It did take some getting used to.
Buna alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to this.
Tom yolun sol tarafında araba sürmeye alışkın değil.Tom isn't used to driving on the left side of the road.
Tom alay edilmeye alışık değil.Tom isn't used to being made fun of.
Tom yeni işine alışkın değil.Tom isn't used to his new job.
Alışkanlıktan kurtulmak zor.It's hard to break a habit.
Tom hastane yemeğini yemeye alıştığını söylüyor.Tom says he's gotten used to eating hospital food.
Bu bir alışveriş çantasına benziyor.It looks like a shopping bag.
Ne sıklıkta alışverişe çıkarsın?How often do you go shopping?
Belki Tom Mary ile alışverişe gitti.Maybe Tom went shopping with Mary.
Hâlâ bu kadar erken kalkmaya alışkın değilim.I'm still not used to getting up so early.
Yeni apartmanıma alışamıyorum.I can't get used to my new apartment.
Biz alışılmadık bir şey bulmadık.We didn't find anything unusual.
Bu genellikle alışverişlerimizin çoğunu yaptığımız süpermarket.This is the supermarket where we usually do most of our shopping.
Alışverişimden çok memnunum.I'm very happy with my purchase.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değil.It's not easy to discard a bad habit.
Ben bugün annemle alışveriş merkezine gittim.Today I went to the shopping centre with my mother.
Bu şekilde çalışmaya alışkın değilim.I'm not used to this kind of work.
Bu tür işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of work.
"Alışverişe gidiyorum. Gelmek istiyor musun?" "Kesinlikle!""I'm going shopping. Do you want to come?" "Sure!"
Piyangoyu kazanınca alışveriş çılgınlığına daldı.Having won the lottery, she went on a shopping spree.
Alışık olunmayan araziyi geçmek zor olabiliyor.Unfamiliar terrain can be difficult to traverse.
O yeni bir hayata alıştı.He has got used to a new life.
Ekim ayında Japonya'yı ziyaret etmek bizim alışkanlığımızdır.It is our custom to visit Japan in October.
Musluk suyu içmeye alışkın değilim.I'm not used to drinking tap water.
Çeşmeden su içmeye alışık değilim.I'm not used to drinking water from the tap.
Biz bügün öğlen 3'te alışveriş merkezinde toplanacağız.We are going to gather at the mall at 3 pm today.
Bu alışkanlığı öldüreceğim ya da çalışarak öleceğim.I will kill this habit or die trying.
Tom'un birçok kötü alışkanlıkları var.Tom has a lot of bad habits.
Toptan alışveriş yaparak para tasarrufu yapabilirsin.You could save money by buying in bulk.
Orada alışveriş yaparak para tasarruf ettin mi?Did you save money by shopping there?
Alışverişi sever misin?Do you like shopping?
Nerede alışveriş yaparsın?Where do you shop?
Ne zaman alışveriş edersin?When do you shop?
Alıştırma neden önemli?Why is exercise important?
Tom alışverişe gitmesi gerektiğini söyledi.Tom said he needs to go shopping.
Onlar alışverişe gitti.They went shopping.
Tom dışarıda alışveriş yapıyor.Tom is out shopping.
Onlar alışılmadık bir bağlantıyı paylaştılar.They shared an unusual connection.
Eğer biraz beklersen gözlerin karanlığa alışacaktır.If you wait a while, your eyes will adjust to the dark.
Ben nadiren alışveriş merkezine giderim ama dün gittim.I rarely go to the mall, but I went yesterday.
Tom başarısızlığa alışkın değildi.Tom wasn't used to failure.
Kapitalizmde, bir vatandaş alışveriş yapmak zorunda değildir.In capitalism, a citizen is not obligated to shop.
Erkekler keyifsiz olduklarında alışveriş yapmazlar.Men don't shop when they feel down.
Tom günü gezi için alışveriş yaparak geçirdi.Tom spent the day shopping for the trip.
Tom araçla alışveriş merkezine gitti.Tom drove to the mall.
Tom, Mary'yle alışverişe gitti.Tom went to shop with Mary.
Tom'un onlar konuşurken insanların sözünü kesme gibi kötü bir alışkanlığı var.Tom has a bad habit of interrupting people while they're talking.

İlgili Sayfalar