alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Alışverişe gitmek zorundayım. Bir saat içinde döneceğim.I have to go shopping. I'll be back in an hour.
Biz, erkekler kadınları beklemeye alışığız.We men are used to waiting for the women.
Biz erkekler kadınları beklemeye alışkınız.We men are used to waiting for the women.
Yakında herkesin içinde konuşmaya alışacaksın.You will soon get used to speaking in public.
Sözlüklerini kullanma alışkanlığı oluşturmaya gayret etmelisin.You should try to form the habit of using your dictionaries.
O kötü alışkınlıktan kurtulmalısın.You must get rid of that bad habit.
Yakında burada yaşamaya alışacaksın.You will soon get accustomed to living here.
Yakında yeni okuluna alışacaksın.You will soon get accustomed to your new school.
Bu soğuk havaya çabuk alışırsınız.You'll soon get accustomed to this cold weather.
Senin kötü hafızan senin kötü dinleme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.Your poor memory is due to poor listening habits.
Yakında bir alışveriş alanı vardır.There is a shopping area nearby.
Acil iş seninle alışverişe gitmemi engelledi.Urgent business kept me from going shopping with you.
Keşke sigara içme alışkanlığından vazgeçebilsem.I wish I could break the habit of smoking.
Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.Eating between meals is a bad habit.
Yabancıların Japon yemeklerine alışması zordur.It is difficult for foreigners to get used to Japanese food.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Eve giderken Noel için biraz alışveriş yaptım.I did some shopping for Christmas on my way home.
Ben zaten yaz sıcağına alışkınım.I'm already accustomed to the heat of summer.
Yeğenim geç saatlere kadar oturmaya alışkındı.My nephew was accustomed to sitting up late.
Sigara içmek kötü bir alışkanlık.Smoking is a bad habit.
Lütfen bir kompozisyon alıştırması yap.Do a composition exercise, please.
İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.British people are used to standing in queues.
O buraya taşındığında bu şehri sevmedi ama şimdi ona alıştı.She didn't like this city when she moved here, but she has gotten used to it now.
En yakın alışveriş merkezi nerede?Where's the nearest shopping mall?
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Benimle alışverişe gitmeyecek misin?Won't you go shopping with me?
Kötü alışkanlıklardan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of bad habits.
Kötü alışkanlıklara girmek kolaydır.Bad habits are easy to get into.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değildir.It is not easy to get rid of a bad habit.
Kötü bir alışkanlıktan kurtulmak basit değildir.It is not easy to get rid of a bad habit.
Kötü alışkanlıklara düşmek kolaydır.It's easy to fall into bad habits.
Kötü alışkanlıklar zor biter.Bad habits die hard.
Kötü alışkanlıklardan kurtulmak çok zordur.It's very hard to get rid of bad habits.
Kötü bir alışkanlık kolay edinilir.A bad habit is easily acquired.
Bir defa kötü bir alışkanlığı başlayınca, ondan kurtulmak zor olabilir.Once you've got into a bad habit, it can be difficult to get out of it.
Bir kez oluşturulan kötü bir alışkanlıktan kurtulmak zordur.A bad habit, once formed, is difficult to get rid of.
En kısa sürede kötü bir alışkanlığa son vermem gerekiyor.We must put an end to a bad habit as soon as possible.
Acele etme. Alışveriş yapmak için bütün öğleden sonramız var.Take your time. We have all afternoon to shop.
Alışveriş merkezine gittim.I've been to the mall.
Alışveriş merkezine gitmeli miyiz?Should we go to the mall?
Ben zaten tatami üstünde oturmaya alışkınım.I am already accustomed to sitting on tatami.
Mary alay edilmeye alışkın değildir.Mary is not used to being made fun of.
Oh, yakında buna alışacaksın!Oh, you'll get used to it soon!
Bob, çok çalışmaya alışkın.Bob is accustomed to hard work.
Gece geç saatlere kadar kalmaya alışkın değilim.I'm not used to staying up late at night.
Bütün bonusumu alışveriş ve seyahat üzerine çarçur ettim.I blew my whole bonus on shopping and travel.
Perry yüksek sesle düşünme alışkanlığı edindi.Perry has acquired the habit of thinking aloud.
Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Bayan Brown Japon yemekleri yemeye alıştı.Miss Brown has gotten used to eating Japanese food.
Benim için alışverişe gider misin, tatlım?Honey, will you go shopping for me?
New York'ta Fifth Avenue'da alışveriş yapmak istiyorum.I'd like to do shopping on Fifth Avenue in New York.
Nancy yolda biraz alışveriş yaptı.Nancy did some shopping on the way.
Ben bir kamyon sürmeye alışkınım.I am used to driving a truck.
Tom telefonda kızları aramaya alışkındır.Tom is accustomed to calling up girls on the telephone.
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Galiba alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum.I'm just a creature of habit, I guess.
Tuvalette okumak benim alışkanlığımdır.It's my habit to read on the toilet.
Sen buna alışabilirsin.You may as well get used to it.