aksanı ile cümle
aksanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Beynim kalın bir Arap aksanı ileVới một giọng Ả Rập đặc sệt , trí óc tôi bảo rằng,
Beynim kalın bir Arap aksanı ileZ mocnym arabskim akcentem, pomyślałem:
Beynim kalın bir Arap aksanı ileΜε μία βαριά αραβική προφορά, σκέφτηκα,
Beynim kalın bir Arap aksanı ileМой мозг выдал с сильным арабским акцентом:
Beynim kalın bir Arap aksanı ileС подчертан арабски акцент, в съзнанието ми се породи,
Beynim kalın bir Arap aksanı ileבמבטא ערבי כבד, המוח שלי חשב,
Beynim kalın bir Arap aksanı ileففكرت بلكنة عربية سميكة ،
Beynim kalın bir Arap aksanı ile「かんべきだぁ」
Bir Amerikan aksanı denemek gerekir.Надо попробовать американский акцент.
Bir Amerikan aksanı denemek gerekir.Треба спробувати американський акцент.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.Âm Pháp trong giọng tôi rất mạnh điều này sẽ được nhận thấy rõ trong vài phút tới.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.Det kommer att stå klart inom kort.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.Ho un accento francese piuttosto marcato, e ve ne renderete conto tra poco.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.영어할 때 불어억양이 많이 들어가는데요 조금 지나면 금방 아시게 될것입니다.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.יש לי מבטא צרפתי די כבד. אז זה הולך להיות ברור בעוד רגע.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.أملك لهجة فرنسية قوية، وهي ستكون واضحة خلال لحظات.
Biraz ağır bir Fransız aksanım var ve bu biraz daha belirginleşecek.すぐに明らかになります 私が話すのは はっとする内容で
Bir İngiliz aksanıyla deneyin.Попробую английский акцент. "О'диннадцать.
Bir İngiliz aksanıyla deneyin.Спробую англійський акцент. Кхм.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Alors j'ai pensé que peut-être qu'un accent anglais très civilisé pourrait aider un peu.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Aşa că m-am gândit că probabil un accent britanic ce sună foarte civilizat ar putea ajuta lucrurile puţin.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Così ho pensato che magari un accento britannico colto mi sarebbe stato un po' d'aiuto.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Ezért arra gondoltam, hogy talán egy kifinomult angol akcentus a segítségemre lehet.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.그래서 아마 이 교양있는 영국식 엑센트가 조금은 도움이 되지 않을까 생각했습니다.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Und ich dachte mir, vielleicht könnte ein wirklich zivilisiert klingender britischer Akzent ein wenig helfen.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Wtedy pomyślałam, że przyzwoity brytyjski akcent mógłby trochę pomóc.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Y entonces pensé que tal vez un civilizado acento que sonara inglés podría ayudar un poco.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Помислих си, че малко рафиниран британски акцент може да ми помогне малко.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Я подумала, может какой-нибудь британский акцент образованного человека поможет.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.ולכן חשבתי שאולי מבטא בריטי שנשמע ממש מתורבת עשוי לסייע במידת מה.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.وهكذا فكرت ربما يجب ان استخدم لكنه بريطانيه متحضره والتي قد تساعد بعض الشئ
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.イギリス訛りで喋ればうまくいくかもしれない いやいや、私はステージに上がって、自分自身であるべきだと
Bu da benim botum evlat. Ve yeterince hızlı vurup kıçına sokmayı bilirim. -Jersey aksanı ha?Toto je moja topánka synak... ...a nakopem ťa s ňou ako koňovi zadok.
Bu da benim botum evlat. Ve yeterince hızlı vurup kıçına sokmayı bilirim. -Jersey aksanı ha?Vi er færdige her.
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Azt mondja -- nem fogom utánozni az akcentusát -- azt mondja:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Dus hij zegt - ik ben niet van plan om zijn accent na te bootsen -
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --El decía (no voy a imitar su acento)
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --El spunea -- nu voi încerca să-i imit accentul --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --E lui dice -- non proverò a copiargli l'accento -- dice:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Er sagt also - ich werde den Akzent nicht nachahmen - er sagt:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Hovorí takto, ale nejdem napodobňovať jeho prízvuk, hovorí:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Il a dit -- je ne vais pas imiter son accent --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --그는 말하기를 - 파인만의 액센트는 생략하지요 -
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Mówił -- nie odtworzę jego akcentu --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Tako pravi -- In ne bom naglaševal -- pravi:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Takže říká -- nebudu napodobovat jeho přízvuk -- říká:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Той казал -- няма да имитирам акцента -- той казал:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --הוא אמר -- אני לא הולך לחקות אותו --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --و يذهب ليقول--لن أقلد لهجته--
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --「なぜか宇宙のエントロピーは一時期
Çam mantarı dedi. Aksanı ne kadar da şirin!Ha detto funghi di pino. il suo accento é così carino!
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Cuando ella dijo 'Buenos días', reconocí su acento de Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Dia berkata, "Kau tahu, saat dia berkata, 'Selamat pagi.' saya mendengar logat Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.EL spune "Vedeţi, când ea a spus Bună dimineata," mi-am dat seama de accentul ei din Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Han siger, "Ser I, da hun sagde, 'Godmorgen,' anede jeg hendes Fife-accent.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Mikor a nő jó reggelt kívánt, felfigyeltem a Fife-i tájszólására.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Podívejte, už když řekla 'Dobré ráno', všiml jsem si jejího fifeského přízvuku.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Sehen Sie, als sie "Guten Morgen" sagte, habe ich ihren Akzent von Fife erkannt.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Vedete, quando lei ha detto 'Buongiorno', ho riconosciuto il suo accento del Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Widzicie, kiedy powiedziała "dzień dobry", usłyszałem jej akcent z Fife.
İlgili Sayfalar